Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 11 Mart 2018, Pazar

Bunca yıl sonra...

Paylaş  
22
19
24

Daha yeni milletvekili seçilmiştim! Demek ki 2005 olmalı! Anan Planı referandumunda, bizim taraf &65 evet; Kıbrıslı Rumlar da %75 hayır demişler… İstanbul’da yaşayan Kıbrıslı Türkler’in kurduğu KIBES; Tünel’deki Richmond Oteli’nde, bir toplantı düzenledi. Kıbrıs, Londra, Atina, Berlin ve İstanbul’dan çeşitli sivil toplum örgütleri ve sol siyasi partilerin katıldığı bu toplantıda, sivil toplum örgütleri, adada geciken çözümle ilgili kaygılarını sergiledi. CTP heyeti içinde benim de katıldığım bu toplantının ikinci günü söz alarak, aşağıdaki konuşmayı yaptım:

“Bu toplantıyı düzenleyenlerin kaygılarına katılmamak elde değil. Gerçekten de referandum sonrasında, toplumlar arasındaki sıcaklık, eski yüksekliğini korumadığı gibi, her iki tarafta da ulusçu düşünceler, eskiye oranla giderek güçleniyor ve eğer biz bu masanın etrafında toplananlar buna izin verirsek, en sonunda bu süreç adamızın kalıcı olarak bölünmesi tehlikesini, taşıyor.

Kıbrıs Sorunu bugün halâ devam ediyorsa, bunda barış güçlerinin de sorumluluğu vardır. Kendi toplumlarımız içinde, içe kapanık, kendimizden başkasının sesinin duyulmasına fırsat vermeyen bir yöntemle barış mücadelesi yapacağımıza, harcadığımız emek kadarını, karşı tarafı da anlamaya, onun sesini de duymaya harcasaydık belki de bugünkü durumda olmaya bilir, halâ Kıbrıs’a nasıl bir barış getirebileceğimizi tartışıyor, olmazdık. Kıbrıslı Türkler’in, nüfusunun yarısını meydanlara toplayarak geliştirdikleri, Annan Planı Referandumu’nun sonuçlarından, belki de o zaman biz bu kadar hayal kırıklığına ve öfkeye kapılmaz, ve belki de planın görüşülmesi aşamasından Kıbrıslı Rumlar’ın kaygılarını tatmin edecek önlemleri de geliştirirdik. Ama öyle ya da böyle, o süreç bilindiği gibi sonuçlandı ve şimdi biz, eğer barış ümidini devam ettirmek istiyorsak, yeni bir başlangıç yapmak zorundayız.”

Yıl: 2005… Dikkatinizi çekerim… Devam edelim:

“Bugüne kadar devam ettirdiğimiz yöntem sonucunda, bulunduğumuz yer nedir? Sorunun ne olduğu konusunda bile hemfikir değiliz. Biz, “bu ulusal sorundur” diyoruz; siz bir “işgal sorunu” olduğunu ileri sürüyorsunuz. Çözüm konusunda… herkes federasyon diyor, ama içeriğine gelince görülüyor ki Kıbrıslı Rumlar bundan başka bir şey; Kıbrıslı Türkler ise başka bir şey anlıyorlar.

Bu yeni süreçte, öncelikle kimsenin kimseyi suçlamayacağı, itham etmeyeceği, domine etmeye çalışmayacağı, yeni bir anlayış yaratmak ihtiyacındayız. Birbirimizi anlamanın başka bir yolu yoktur ve birbirimizi anlamadan bir çözüm bulmamız da mümkün değildir… Ne demek istediğimi anlatmak üzere, kendimden bir örnek vereyim: Ben Kıbrıstürk basınında, AKEL’in geçmişte ENOSİS i savunmuş olmasını en katı biçimde eleştiren yazarlar arasındayım. Ama bunu yaparken,  20.yy başlarında Kıbrıslı Elen Kimliği’ni oluşturan ögelerden bir tanesinin de ENOSİS olduğunu anlamamakta, ısrar ediyorum. Oysa bu ısrar, sadece “kim haklıdır” sorusuna belki bir yanıt verebilir o kadar… Sorunun ortadan kalkmasına, yararı dokunmaz.

…İtham etmeden, oturup dinlemeden, tartışmadan kimse görüşünü dayatmamalıdır. Ortak bir payda bulmanın başka yolu, yoktur. “İki halk, bölünmeye yarar” denilebilir ama ona karşı,” Tek halk iddiası da etnik hegomonyacılığa varabilir” yanıtı da verilebilir. Hangisi yanlış? Dayatarak fikir birliği olabilir mi? Ortak terminoloji de ancak birlikte üretilirse bir anlama sahip olur…

Sözünü ettiğim yeni anlayışı, birinin yaratıp, bize dayatması da gerekmez. Zaten hiçbir dayatmanın da yaşam şansı, yoktur. Bunu biz, hep birlikte yaratabiliriz. Ülkemizde, çözümsüzlüğün karşılıklı iki politikası; vardır… Çözümsüzlüğün, iki taraflı kültürü de vardır! Ama çözümün, politikası olmasına karşın, ortak bir kültürü; yoktur…

Çözümsüzlük kültürüne karşı alternatif bir ortak çözüm kültürü yaratamazsak, adamızın kalıcı bir biçimde bölündüğüne, tanık olabiliriz…”

Sözüm bitince, AKEL temsilcisi söz alarak, “Şok olduğunu” söyledi! Ben de onun şok olmasına şok oldum, ne yalan söyleyeyim! Neye şok olmuştu yoldaş? “

O toplantıdan dönünce, o zaman yazmakta olduğum gazetede, bir köşe yazısı yayınlayarak, “yoldaşımın” neye şok olduğu ile ilgili tahminlerimi yazmış, yanlış tercümeye bağlamıştım, “reisin” reaksiyonunu…

Aradan geçen yıllarda yaşadığım ve öğrendiklerimden öğrendim ki yanılmışım…

Arkadaşın asıl bozulduğu, “şamişicinin biri”nin, felsefe önermeye kalkmasıydı, herhalde! Platon’un torunu, o muydu? Biz miydik? Allah Allah…

Toplantının sonunda, PASOK temsilcisi yanıma geldi, “Bunları boş ver… Bir şey anlayacakları yoktur… Siz bizimle görüşün…” dedi… Görüşemedik, ne çare?!

Şimdi, referandumdan bu yana on dört yıl geçti! Duruma bir bakın! “Anlaşmaya” mı daha yakınız? Kalıcı olarak bölünmeye mi?

Kimdi o “Ben düşmanlarımla başa çıkarım, Allah beni akılsız dostlarımdan korusun!” diyen? Modası da geçti ama ya Marx’tı… Ya da Lenin… Sanırım…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
14
 
1
 
1
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
1
YAZARIN SON 10 YAZISI
9 Aralık 2018, Pazar    Biz suçluyuz biz...
8 Aralık 2018, Cumartesi    Biz suçluyuz biz…
2 Aralık 2018, Pazar    Yeri mi bilmem ama...
1 Aralık 2018, Cumartesi    Yeri mi bilmem ama…
25 Kasım 2018, Pazar    Limbik uyanıklık
10 Kasım 2018, Cumartesi    Ben bir Mustafa Kemal hayranıyım!
7 Kasım 2018, Çarşamba    Federasyon eyi bir şeydir ama...
21 Ekim 2018, Pazar    Kon-FEDERASYON
15 Ekim 2018, Pazartesi    Konfederasyon
6 Ekim 2018, Cumartesi    Kadınların yüzde kaçı başını örtüyor, türbanlı kadın oranı artıyor mu?

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Biz suçluyuz biz...
Doç. Dr. N. BERATLI | 9 Aralık 2018, Pazar
Cobham’ın Kıbrıs hakkındaki büyük eseri Excrepta Cypria’da, vakt-i zamanında Bizans’lı bir valinin merkeze yazdığı bir rapor var. “Kıbrıslılar” diyor, “hiçbir konuda suçu üstlerine almaz. Sadece dedikodu yapar, hep ba...
Biz suçluyuz biz…
Doç. Dr. N. BERATLI | 8 Aralık 2018, Cumartesi
Cobham’ın Kıbrıs hakkındaki büyük eseri Excrepta Cypria’da, vakt-i zamanında Bizans’lı bir valinin merkeze yazdığı bir rapor var. “Kıbrıslılar” diyor, “hiçbir konuda suçu üstlerine almaz. Sadece dedikodu yapar, hep ba...
Yeri mi bilmem ama...
Doç. Dr. N. BERATLI | 2 Aralık 2018, Pazar
“Bilimsel” lâfını dünyanın başına belâ edenin kim olduğunu biliyor musunuz? Karl Marx! Ondan sonra solcular bu lâfı öyle kutsadılar ve o kadar çok kullandılar ki, içeriği boşaldı… Popülerleşme eğilimindeki her şey gib...