Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 30 Haziran 2018, Cumartesi

Siyaset ve yalan

Paylaş  
7
2
12

Türkiye’deki seçimler, elbette ki bizi de etkiliyor. Geçmişte orada yaşadığımız yıllarda fiilen bizim de katıldığımız kampanyaların yabancısı değiliz. Sandık Kurulu Üyeliği dahil, pek çok görev de aldık.

Her kampanyadan sonra kaybedenler, gönüllerini ferahlatmak, ya da verdikleri gaz yüzünden hayal kırıklığı yaşayan partililerinin sinirleri geçinceye kadar “gazını almak” için, bazı balonlar uçururlar. Özellikle CHP’nin geleneksel iddiası, “oylar çalındı” demektir ama fısıltı gazetesinde… 1965 seçimlerinden beri fiilen hatırlıyorum! 1950’den beri aynının yapıldığını da okuduklarımdan biliyoruz ki CHP mahfillerinde kaybettikleri seçimde oyların çalındığı ve sahtekârlık yapıldığı yollu şamatanın yapılmadığı tek seçim, yoktur. Birşey değil; bu iddiayı kanıtladıkları bir tek seçim de bulunmamaktadır.

Öyle bir vaveyla koparılıyordu ki fısıltı gazetesinde eskiden, biz de sanıyorduk ki seçim biter, sandıklardaki oylar torbalara doldurulur, Ankara’ya YSK’ya gönderilir. Orada da bir bir torbalar açılıp, sayılır. Bu nakil esnasında, yolda belde, istediğin sandığın torbasını çalmak, oy eklemek, oy değiştirmek mümkündür ve genellikle sağcı hükümetlerden oluşan güçlü taraf, bu dolapları ayarlıyarak, endek göndekle seçimi kazanır. Sonradan kendimiz de fiilen siyaset yaparak gözümüzle de gördük ama benim nasıl oy sayıldığını öğrenmem, İstanbul Aksaray’da CHP gözlemcisi olarak görev yaptığım 1977 Ara seçimlerde oldu. Oylar nasıl sayılır bilir misiniz? Doğrudan ilgili olmayanların çoğunluğu bilmiyor! Onun için anlatalım, buyurun:

Sabah daha seçim başlamadan, her partinin gözlemcisi önünde sandık açılır ve seçim başlamadan sandığın boş olduğu görülür, bir tutanakla bu tespit edilir, her partinin gözlemcisi de bu tutanağı imzalar! Islak…

Şimdi zaten şeffaf sandık kullanılıyor ama seçim sandığı boş değilse, imzalamazsın, seçim de başlayamaz…

Seçim sürecinde, her partinin resmi gözlemecisi, her aşamada oyun kullanılması ile ilgili itirazda bulunabilir. Bu itiraz sandık kurulu üyeleri tarafından görüşülür, kabul görürse, itiraz doğrultusunda düzenlenir, kabul görmezse itirazınızı tutanağa yazmak hakkınız vardır. Oykullanmaya gelen her vatandaşın kimlik ve seçmen kartları kurul üyelerinin her biri ve gözlemciler tarafından incelendikten sonra kendisine oy pusulası verilir, oyunu sandığa attıktan sonra da seçmen listesini imzalayarak, oyunu kullandığı teyid edilir. Seçim bitti, sandığı kapattınız... Her partinin gözlemcisi önünde ve dileyen her vatandaşın da gözetiminde, sandık açılır. Önce kapalı oylar sayılıp, seçmen listesindeki oy kullananların imza sayısı ile mevcut oy eşit mi değil mi? Tespit edilir! Vatandaşın önünde...

Her partinin gözlemcisi de bir tutanakla bunu onaylar, sayıma geçilir... Her gözlemcinin ve isteyen her vatandaşın kullanılan oyu görmek istemeye hakkı vardır. Saydın, bitti... O ilk tutanaklarıla birlikte, bir de Sayım tutanağı tutulur ve her partinin gözlemcisi, imzasını atar. Sandıktaki oy sayısı böylece her sandık için her partinin temsilcisi tarafından onaylanır. Beğenmeyen parti temsilcisi, imza atmayıp, itiraz eder, itirazını tutanağa kaydettirir... O zaman ona göre işlem yapılır.

İtiraz sandıkta uygun bulunursa, oyun değerlendirilmesi değişir… Sandık kurulu itirazı onaylamazsa, tutanağa kaydeder, o sandık YSK’da tekrar değerlendirilir, icap ederse açılıp, oyları baştan sayılır! “İtiraz” diye duyduğunuz mesele, üç gün sonra sandıktan 2 bin km. öteden Kılıçtaroğlu’nun hökürmesi değil, budur… Yasal itiraz, böyle yapılır… Hiç itiraz yok, sandık kurulu üyelerinin hepsi de sonucu onayladıysa, bütün partilerin temsilcilerinin ıslak imzaları ile onaylanmış Sandık Tutanağından her partiye bir örnek verilir ve bir resmi tutanak da oy torbası ile birlikte, İl Seçim Kurulu'na o da YSK'ne gönderir.

Islak onay imzaları üstünde, her sandığın birer kopyası her partiye gider... Bir tane de YSK’na…

YSK'nın açıkladığı rakkamlar, o herkesin de imzasının bulunduğu tutanakların altında yazan sonuçların, toplamıdır... Seçime katılan her partide de birer örneği vardır.

YSK’nın açıkladığı sonuç ile sizdeki tutanaklardaki sonuç birbirini tutmazsa, bu defa parti genel merkezleri, oraya itiraz eder. Hadi, çalın, ekleyin, değiştirin de göreyim!

Bugünkü teknoloji ile bir partinin kesin sonucu bilmesi için, hadi 2 saat diyelim, yeter.

Benim bildiğim Türkiye’de böyleydi. Son seçim de böyle mi oldu? Facebookta bu konudaki paylaşımımın altına mesaj atan iki ayrı sandık görevlisi, “aynen böyle oldu” dediler ama önemli olan, seçimi kaybeden Muharrem İnce de yaptığı açıklama ile böyle olduğunu, teyid etti.

Şimdi; geçen defa da bu defa da seçim gecesi paylaştım: “ Eğer 180 bin sandıktaki 360 bin parti görevlinizin bir teki bile itiraz tutanağı tutmamışsa, size inanmıyorum!” Üçyüz altmış bin parti görevlinizin imzaları var o sonucun altında… Bugün biliyoruz, itiraz yok! Bir tanesi bile… Pardon! On sandığa itiraz var ve oylar tekrar sayıldı (180 bin’de 10) ama itirazı yapan, Ak Parti temsilcileri…

Bir “şimdi” daha: O geceyarısı, televizyon kameraları karşısında, “AA ajansına güvenmeyin (ki onun da verdiği sonuçlar YSK ile aynı çıktı) seçim ikinci tura kaldı, sokağa dökülün” diye sokak savaşı çağrısı yaparken, CHP sözcüsü Bülent Tezcan, aslında kendi partisinin elinde de olan ıslak imzalı tutanaklardan, sonucu bilmekteydi. Bile bile yalan söylüyordu yani… Muhtemel sonucunu aklı kesmiyorsa orada yeri yok zaten! Yok biliyor da bile bile kışkırtıyorsa da yazıklar olsun!

Tekrar ediyorum: Bu yazdığım prosedürün aynen uygulandığını teyid eden ve bunlardan uzak duran da Muharrem İnce… Cumhurbaşkanı adayı! Tanığım o… Ama müntesipleri, mahalle baskısı yaratıp, bunların söylenmesini engellemeye de uğraşıyorlar…

Ak Parti’nin ideolojik yaklaşımları, benimkilerden çok farklı! Ama ben, karşıtlarına güven duymayı, bu yalanlar yüzünden bıraktım… İyi ki orada seçmen değilim…

Yalanları anlatmaya devam edeceğim…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
6
 
0
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
30 Haziran 2018, Cumartesi
zeynel çapanoğlu         - guzelyurt
sayın beratlı tezcan hakkında söylediginiz şeylerde bir hata var, zira o ıslak tutannaklardan öte ysk sonuçlarıyla kendi temsilcilerinin ilettigi sonuçlara göre konuşuyordu. ki fox tv gibi muhalif bir kanalda dahi yüzde 40lık bir dilimin kesin bir sonuç olmadıgı ve tezcanın gelen bilgileri hangi bölgelerden aldıgı sorgulandı, örnegin kırsaldan sonuçlar geç gelirken merkezden erken geliyordu bu da rte ince arasındaki farkı eritiyordu. yani tezcan yalan söylemiyordu aslında fakat çok erken konuşuyordu.

YAZARIN SON 10 YAZISI
20 Eylül 2018, Perşembe    BM kararları çerçevesinde çözüm...
17 Eylül 2018, Pazartesi    Ortalamayı hazzetmem
10 Eylül 2018, Pazartesi    Rakkam da konuşalım da yabana gitmesin...
3 Eylül 2018, Pazartesi    Tek yol...
1 Eylül 2018, Cumartesi    Kıssadan hisse…
30 Ağustos 2018, Perşembe    YAZAMIYORUM…
13 Ağustos 2018, Pazartesi    Şehr-i Sitanbul
3 Ağustos 2018, Cuma    Gene garanti meselesi…
28 Temmuz 2018, Cumartesi    Atını seven kovboy...
23 Temmuz 2018, Pazartesi    Bütün Kabahat Türkiye'de...

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

BM kararları çerçevesinde çözüm...
Doç. Dr. N. BERATLI | 20 Eylül 2018, Perşembe
BM KARARLARI ÇERÇEVESİNDE ÇÖZÜM…
Kıbrıs Sorunu’nun çözümü her gündeme geldiğinde, bir çevre vardır ki lâfa BM Kararları çerçevesinde” diye başlar.
Evet, elbette ama hangi “BM Kararları?”
Örneğin 649 Numaralı Güvenl...
Ortalamayı hazzetmem
Doç. Dr. N. BERATLI | 17 Eylül 2018, Pazartesi
Ortalamayı hazzetmem
Sosyal medya alanında Lapsana Mulla “nick name”i ile bilinen bir arkadaşım var! İngilizce yazmamın kusuruna bakmayın, o mecranın ruhunu aktarmak için yapıyorum. Türk herifle, Türk kevaşe birbirle...
Rakkam da konuşalım da yabana gitmesin...
Doç. Dr. N. BERATLI | 10 Eylül 2018, Pazartesi
Geçen gün çıkan Tek Yol, başlıklı yazıya gelen eleştiri notları arasında, Kerem Alsakal’ın yazdığı en anlamlısıydı. “ Bekliyordum ki” diyor sayın Alsakal, “ Avrupa Ülkeleri ile alım gücümüzü, refah seviyemizi de kıyas...