Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 7 Kasım 2018, Çarşamba

Federasyon eyi bir şeydir ama...

Paylaş  
31
29
30

Kıbrıs Sorunu’nun adilane bir çözüme kavuşması için adada bir federasyon kurulması tezi, Rauf Denktaş’a aittir. 1965 yılının gazetelerine lütfedip bakanlar, bunu görür. Kıbrıs Rum tarafının buna şiddetle karşı çıktığını da…

Nitekim, 1974 yılı Mart ayında, ilk defa hükümet olan Bülent Ecevit, “Kıbrıs Sorunu’nda federal bir çözümü destekliyoruz” dedi diye, zamanın “Kıbrıs Cumhurbaşkanı” Makarios, o esnada sürmekte olan toplumlararası görüşmeleri, kesmişti. Dört ay sonra, görüşmeler yeniden başladığında ise siyasi ömrü bir anlaşma imzalamaya, yetmedi! Darbeyi yedi…Oysa 15 Temmuz 1974 günü yapılacak olan görüşmede, Denktaş ve Kliridis, neredeyse anlaştıklarını açıklamaya hazırlanıyorlardı! Kliridis bunu on defa açıkladı. Çünkü o günün koşullarında, ekonomik darboğazlarda harcanan Kırıs Türkü adadan göç ede ede bitmekte ve Türkiye’nin de buraya asla müdahale edemeyeceğine inanılmaya başlanmaktaydı, Denktaş bayrağı indirmiş, devlette temsiliyeti %20’ye indirmiş, ayrı belediyelerden vaz geçip, inkişaf komisyonlarına razı olmuş, kendi tezini “olmaz” zannederek, rafa kaldırmıştı! Nikos Samson ve kafadarı Yuannidis, yapacaklarını, yaptılar…

Türkiye Kıbrıs’a asker çıkardıktan ama Girne sahilinde dar bir bölgeye yığdıktan sonra yapılan 1. Ve 2. Cenevre görüşmelerinde görüşülen, gene buydu: Türkiye Lefkoşa/Girne arasında bir geniş; Mağusa, Serdarlı, Lefke, Larnaka ve Limasol’da da beş tane dar Türk kantonunun olacağı kantonal bir federasyon öneriyor, Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan da bunu redediyordu… İkinci bir harekât yapılmasının sebebi de budur. Kliridis yıllar sonra, “Kabul edemezdim ki! Makarios beni asardı” demeye getiriyor.

Kıbrıslı Rumlar’ın ilk defa “federasyon” lâfını terennüm ettikleri tarih, 1975 Viyana Görüşmeleri ve Denktaş/Kliridis anlaşmasıdır ki garibim Glafgo Kliridi, ondan sonra “emperyalizmin ajanı ve vatan haini” ilan edilmiştir. Hem AKEL; hem DİKO ve hem de EDEK tarafından! Taa ki 1977’de Denktaş/ Makarios zirve anlaşması yapılsın, Rum tarafında federasyon lâfı etmek, vatana ihanetle suçlanmanın, baş sebebi idi… Ondan beri de dostlarımız hem dünyaya hem de bize “ iki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayalı, coğrafi bir federasyon” görüştüklerini söylüyorlar…

Kırk bir yıl sonra, 75’ten beri görüşme heyetinde olan Polviu da yazıyor ki: “ Biz, bugüne kadar; ya üniter bir devlete azınlık hakları ile dönmeyi kabul etsinler, ya da bırakın böyle olduğu gibi kalsın, Elenizmin bundan kaybettiği bir şey yoktur” politikası güttük! Sonra da kabul ediyor ki “eşitlik olmadan federasyon olmaz, onlar da eşitliği kabul edemezler, çünkü gene devleti kilitleyeceğimizden korkuyorlar!” Amenna…

Rum tarafında yapılan bir anket, bizim sosyal medya çevremizi salladı: “ Rumlar’ın %52’si, federasyondan farklı bir çözüm istiyor!” Gene de iyi! %75’ten 52’ye düşmüş, federasyon karşıtlığı… u hesapla %48 de federasyon isteyen var, diye bilirsiniz ama… Federasyon denildiğinde ne anladıklarını da anlamak lâzım:

O %48’in içine 3 türlü “federasyon anlamı” vardır:

Federasyon diyelim, üniter devlet sokalım, diyenler;

Kıbrıslılık diye tutturalım, merkezi yanı güçlü bir federasyonu kabul edelim; davul boynumuzda kalsın, tokmak elimizde; bunlar Türk olduklarını unutunca da gene ünitere döneriz, sananlar…

Ulan oğlum, merkezi yanı güçlü federasyon diye tutturdunuz ama bunların Türkiye’ye maliyeti yılda 1 milyar dolardır, onu kim çekecek? Türkiye bunlardan alacağını tahsil etmeye kalkarsa, siz mi ödeyeceksiniz? Anlaşamadı da varsın federasyon olsun ama siga siga diyenler…

Şimdi, gelelim sadede:

Bu yapıya karşı, “tek yol federasyon” diye gitmek, anlaşmaya mı yöneliktir? Statükonun devamına mı? AKEL geçmişte Kliridis’e yaptığını, şimdi de Anastasiadis’e yapmaya çalışyor ama halk desteği de yok artık! Madem öyleydi de Hristofyas samimi olarak federasyon istediği apaçık olan Talât’ı niye harcadı?

Karşı tarafı iyi tanımazsanız, anlaşma da yapamazsınız…

Adam, “kabul etmem” diyor, bizimki “Edecen be sör, araya Amerika’yı koyarım ha!” tavrına bürünüyor… 1960’ta da koyduydun araya NATO’dan İngiltere’ye kadar önüne geleni de iki senede dağıldı…  Gene dağıtacan? Yoksa yaşasın isten?

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
27
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
3
ONAY BEKLEYENLER
0
9 Kasım 2018, Cuma
nedim koryürek         - iskele
ben çok afedersiniz sn anastasiadisde hafiften bunama belirtileri görürürüm hem işerken pisuvarın içini tutturamazmış dengesizde olabilir

7 Kasım 2018, Çarşamba
vatandas         - k.kibris
Benim de merak ettigim su; Anastasiadisin dunku aciklamasindan sonra rum gocmenler hala ''cozumden sonra'' masalina inaniyor mu?? >)

7 Kasım 2018, Çarşamba
Bayar Rahmi         - Londra
Kutlarım hocam . Yazınızı büyük bir zevkle okudum .

YAZARIN SON 10 YAZISI
7 Nisan 2019, Pazar    Ya ondansın ya bundan
15 Mart 2019, Cuma    Dikkatinizi çekerim
3 Mart 2019, Pazar    Yettiniz yani
23 Şubat 2019, Cumartesi    Ben bunların yoldaşı değilim…
10 Şubat 2019, Pazar    Neden hata yapıyor?
9 Şubat 2019, Cumartesi    Niyazi telefon etti...
6 Şubat 2019, Çarşamba    Niyazi Kızılyürek yanılıyor
3 Şubat 2019, Pazar    Anayasa'ları mahkeme mi yazar? Siyaset mi?
2 Şubat 2019, Cumartesi    Sevgili Niyazi, yanlışta ısrar etme…
27 Ocak 2019, Pazar    Diyeceğiniz var mı?

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Ya ondansın ya bundan
Doç. Dr. N. BERATLI | 7 Nisan 2019, Pazar
Niyazi Kızılyürek arkadaşımın AKEL’den AP’na aday gösterilmesinin, hem Kıbrıs Anayasası’na, hem Kıbrıs’ın AB’ye üye olmasını düzenleyen Protokol 10’a ve hem de AB’nin AP seçimlerini düzenleyen kendi müktesebatına aykı...
Dikkatinizi çekerim
Doç. Dr. N. BERATLI | 15 Mart 2019, Cuma
Öğrencilik günlerimiz İstanbul’unda neler yapmakta olduğumuzu bilmeyen yok! Hem biz anlattık, hem de konuşuluyor. O minval üzre, o zamanlar bizim ideolojik şekillenmelerimizde çok payı olan Ürün dergisinin kolek...
Yettiniz yani
Doç. Dr. N. BERATLI | 3 Mart 2019, Pazar
Konunun yabancılarını sıkmak pahasına, bugün birazcık Marxizm-Leninizm konuşacağım, kusura kalınmaya. “Sol politika” konuşacaksak herhalde argümanımız Asım Akansoy ya da Ferdi Sabit olamaz! Andros Kiprianu, hiç olamaz...