Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 15 Mart 2019, Cuma

Dikkatinizi çekerim

Paylaş  
31
37
28

Öğrencilik günlerimiz İstanbul’unda neler yapmakta olduğumuzu bilmeyen yok! Hem biz anlattık, hem de konuşuluyor. O minval üzre, o zamanlar bizim ideolojik şekillenmelerimizde çok payı olan Ürün dergisinin koleksiyonunu, birkaç sene önceki bir kitaplık düzenlememde, attım. Yazı işleri müdürü ile ahbaplığım ve ilişkim devam ediyor ama… “Günü geçti” sanmıştım. Geçmemiş…

 O zamanlar ben, KÖGEF’in “dış ilişkilerinden” sorumlu idim… Örgütümüzün dışındaki ilişkiler… Onun için o gün için Türkiye’de baş veren 65’ten fazla “sol fraksiyon”un, her birini de ayrıntısına kadar bilir, takip ederdim. Örneğin: Dev Yol ile Dev Sol’un farkı nedir? Hepsi de “Mahirci” olmakla beraber, KURTULUŞ’un bunlardan farkı ne? TİP ile TKP neden anlaşamıyorlar da TSİP’in onlardan ne farkı var? Laz İsmail’in DOKTOR’a düşmanlığı nedir? Kıvılcımlı Nazım Hikmet’e neden söver? Da Ahmet Saydan kod adlı Aram Pehlivanyan, nerden nere Nazım Hikmet’i Troçkist kabul eder ve parti kurucusu Mustafa Suphi’nin akıl hocası olduğu kesin olan Mirseyit Sultangaliev nasıl hem Bolşevik ve hem de Turancı olabiliyor? Nedir bu işin “esbab-ı mucibesi”?

Bu konuların, uzmanıydım… Olmalıydım da… Neden?

Çünkü her Salı günü İstanbul Taksim’deki TÜTED ( Devrimci Memurlar Derneği’nin kod adıydı) merkezinde, şehirdeki bütün “sol” örgütler toplanır, önümüzdeki haftanın eylem programını yapardık. Herkes meşrebine göre bir şey önereceği için de önerilenin altında ne yattığını anlayabilmek için, önerenin fikirsel yapısını bilmeliydik. O toplantılara kimler katılıyordu, aklınız durur! Kimleri tanıdım o toplantılarda? 27 Mayıs ihtilalcisi dönemin Tabii Senatörü Ahmet Yıldız meselâ… Halkevleri’ni temsilen gelirdi. Dev Sol’un ilahı Bülent Uluer… Rahmetli TÖB DER şube başkanı Talip Öztürk… Sonradan Türkiye Komünist Partisi MK üyesi olduğu meydana çıkan Erdal Talû… Makine Mühendisleri Odası’nı temsilen gelirdi. Daha çoğu var, konu o değil…

Pazartesileri biz kendi aramızda toplanır orada ne konuşacağımızı kararlaştırır, Salı akşamları da hep beraber oraya gider “siyasetimizi” savunurduk. “Maocular” haricinde herkes o toplantılara temsilci gönderirdi. Arada iki de Kürt kuruluşu vardı: DDKD (Doğu Devrimci Kültür Dernekleri Federasyonu) ve HDKD (Halkçı Devrimci Doğu Kültür Dernekleri)… Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun sorunlarını da onlar “platforma” getirirler, hep beraber değerlendirir, hep birlikte eylem koyardık.

Derken bir gün, bizim İGD’nin yayın organı İlerici Yurtsever Gençlik gazetesinin Diyarbakır Bölge sorumlusu, vurulup öldürüldü. Biz ülkücüler yaptı sanırken, bir de ortaya çıktı ki bir Kürt örgütü adına işlenmiş o cinayet… “Bre! Nedir?” derken, bizim platformdaki Kürt yoldaşlarımız bize anlattılar ki önceden Dev Genç’te yer alan bir “yoldaş”ları, kafayı değiştirmiş, “Burası” diyormuş, “Kürdistan, Türkler bu işe karışmasın!” Bir de parti kurmuş, Partia Kerkeren Kurdistan (Kürdistan İşçi Partisi) Marxist Leninist yoldan silahlı devrim yoluyla, Kürt meselesini çözecekmiş! ”Türkler”miş, “köstek de olmasınlar, destek de…”

İyi de partinin adını “işçi” koydun ama “Kürdistan”da işçi yok… Önce sanayii yok ve sonra tarımda da aşiret ağalık düzeni sürüyor, tarım işçisi de yok! Olanlar, “maraba”, serf yani… Ayrı ve birleşik bir “Pazar” da yok ki onun etrafında bir “ulus” ortaya çıkmış olsun… Ulus da yok! Karslı Kürt, Diyarbakırlıyı anlamaz, Kırmançi Zaza’yı v.s. Aşretler konfederasyonu, modern bir ulus değil ki! Kürt burjuva yok mu? Var ama İstanbul’da… Bu halinle varsan varsan, orta sınıf Kürt milliyetçiliğine varırsın! Ne Marxizm’i, ne Leninizm’i?

Sınıf nerde bu hesapta?

Say ki iddiaların doğru, Toroslar’daki garip Yörük’ün; Orta Anadolu’daki sürünen köylünün, İstanbul fabrikalarında canı çıkmakta olan işçinin bu işte “Kürt olmamak”tan başka ne suçu var?

Bizim DDKD’ciler ve HDKD’ciler de birbirlerine düştüler… Herkes, herkesle tartışmaya başladı…

Mesele fakr-ü zaruret miydi? Toroslardaki Yörükler, Kürtler’den daha fakirdi ona bakarsanız…

Uzatmayalım… Döndük literatüre baktık… “ Devrimci” mücadeleyi böyle soy sop ilişkisine bağlayan bir hareket var mıydı bundan önce? Vardı… Rusya’da! Rusya’daki bazı “devrimci” Yahudiler, “bize kimse karışmasın, Yahudi’nin halini Yahudi’den başkası anlayamaz” diye böyle soy sop ilişkisine dayalı bir örgüt kurup adını da BUND koymuşlar, Lenin bunları yerden yere vuruyor. “BUNDÇULAR” diyor, ağzından on Bundçu daha çıkıyor…

“Bu” diyor, “devrimcilik falan değil, bildiğiniz milliyetçiliktir ve üstelik ortada o anlamda bir ulus da yoktur…” Kavmiyetçilik, demek istiyor. Etnik şovenizm! Ulusal sınıfları yok, ortak pazarı yok, ortak dili yok, ortak toprağı yok! Tarihsel olarak da hiç var olmamış… Ne paylaştığı bir ortak tarih ne de gönülden benimsediği bir ortak gelecek tasavvuru var!

“Ve” diyordu usta, “ bir azınlık devrimci kılıflar arkasına girerek böyle bir etno-santrik örgütlenmeye, saparsa, bunun sonucu, büyük halkın milliyetçiliğini kışkırtmaktır. O bakımdan bu türden hareketler, halkların kardeşliğine değil, tam tersine hizmet ederler.” (mealen) Önce kendi halklarını ezdirirler, sonra da büyük halk arasında kendilerini destekleyenleri, destekleyemez konuma sokarlar!

Söyledik… Yazdık da…  Dönemin Ürün dergisi koleksiyonunu muhafaza edenler, açsın baksın bakalım o ilk dönemde ne denildi? Nasıl tavır alındı…

Şimdi dedik ya: “ Felsefesini bilmeden “solcu” kesilen bir “düşüncesiz sol” türedi bu memlekette”? Ve dikkati de çektik ya: “ Bunlar kendi milliyetçilikleri ile mücadele etmeyi, karşıt milliyetçiliğin peşine takılmak sanmaya başladılar” diye?

Helen milliyetçiliği kesmedi galiba…

Önemle dikkatinizi çekerim. Otuz yıldır hiçbir ideolojik önderlik yapmayan, yapılmasına da fırsat vermemek üzere her türlü koltuk sevdası ile utanmadan “sol satanlar”!

Şimdi bunlara, oy kaygısı ile kendi kanını bile satabilecek bir düzeyle eklemlenen birkaç da kifayetsiz muhteris, sadece kendilerini olsa bir şey değil; memleketi felâkete sürüklemekten, zerre kadar endişeleri  duymayanlar!

Her meseleyi, “bu işi nasıl suiistimal edip birkaç oy daha devşirerek, koltuğu elde tutabilirim”e çevirenler.

Dikkatinizi çekerim, kürek çektiğiniz sular; çok tehlikelidir… Aklınızı başınıza devşirin…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
31
 
0
 
3
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
15 Mart 2019, Cuma
salih         - limasol
Hocam,kendi camian(sol) için yazıyorsan, boşuna. Kıbrıs Türk solu; Akel ve DİSİ'yi ulusal konseyde bir araya getiren şeyin helenizm ve türk karşıtlığı olduğunu, PKK ve HDP'nin motivasyonunun soyalizm/Komünizm değil kürt milliyetçiliği/ırkçılığı olduğunu görmek istemez. Her iki milliyetçiliğin de hem savunduklarını iddia ettikleri topluma,hem de 'Düşman' ilan ettikleri topluma (Türklere) karşı işledikleri insanlık suçlarını görmek istemezler.

YAZARIN SON 10 YAZISI
3 Mart 2019, Pazar    Yettiniz yani
23 Şubat 2019, Cumartesi    Ben bunların yoldaşı değilim…
10 Şubat 2019, Pazar    Neden hata yapıyor?
9 Şubat 2019, Cumartesi    Niyazi telefon etti...
6 Şubat 2019, Çarşamba    Niyazi Kızılyürek yanılıyor
3 Şubat 2019, Pazar    Anayasa'ları mahkeme mi yazar? Siyaset mi?
2 Şubat 2019, Cumartesi    Sevgili Niyazi, yanlışta ısrar etme…
27 Ocak 2019, Pazar    Diyeceğiniz var mı?
5 Ocak 2019, Cumartesi    Terminoloji’yi gözden geçirmek…
1 Ocak 2019, Salı    Tekkeye mürid yazılmak

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Yettiniz yani
Doç. Dr. N. BERATLI | 3 Mart 2019, Pazar
Konunun yabancılarını sıkmak pahasına, bugün birazcık Marxizm-Leninizm konuşacağım, kusura kalınmaya. “Sol politika” konuşacaksak herhalde argümanımız Asım Akansoy ya da Ferdi Sabit olamaz! Andros Kiprianu, hiç olamaz...
Ben bunların yoldaşı değilim…
Doç. Dr. N. BERATLI | 23 Şubat 2019, Cumartesi
Ben bunların yoldaşı değilim…
Son zamanlarda Niyazi Kızılyürek’i aday gösterdi ya? AKEL denilen milliyetçi küçük burjuva partisini bizim ihvanlar gene “işçi sınıfının” değil de bu defa “barışın”öncü partisi ilan ediv...
Neden hata yapıyor?
Doç. Dr. N. BERATLI | 10 Şubat 2019, Pazar
Dün yayınlanan yazının son cümlesini hatırlayın: “Ulusal seçim” lâfını tırnak içine almış olmama dikkat çekiyordum. Bir önceki açıklamasında da Yeni Düzen’de “Milli seçim” ifadesini kullanmıştı…
Aktardığım AB müktesa...