Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 27 Ağustos 2019, Salı

Efikton -  Efkteon

Paylaş  
23
24
23

Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi ilanına Makarios’un tepkisi, adadaki büyükelçilikleri, söz konusu yönetimle yapılacak herhangi bir temasın, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına duyulan bir “itimatsızlık” şeklinde kabul edileceği  konusunda uyarmak oldu. (Makarios Druşotis. Cunta ve Kıbrıs s.89) Yani GKTY ile temas eden elçiliği, kendisinin tanımayacağını duyurdu. Bu ilanın anayasaya (!) ve hukuka aykırı olduğunu söyledi. Anayasayı reddederek zorla değiştirmeye kalkan, kendisi değilmiş gibi…

Aslında, Geçitkale olaylarından sonra gelişen ortam, ülke içindeki şartları da değiştirmişti. Öncelikle Grivas’ın Kıbrıs’tan sürülmesi Makarios’un elini güçlendiriyordu. Yunan tümeninin aşağılanarak Kıbrıs’tan kovulması da Makarios’a karşı bir darbe ihtimalini en aza indirmişti. En azından, kendisi böyle sanmaktaydı.

Öte yandan, GKTY ilanı ise ciddi bir tehdit oluşturduğu için, Güvenlik Konseyi’nin “soruna görüşmeler yoluyla bir çözüm bulmak” tavsiyesi de önemini artırmaktaydı. “Yasa dışı” Türk yönetiminin ilerlemesinin önüne geçebilmek için, uluslararası toplum ve Türkler’e, Kıbrıs Sorunu’nu çözmenin mümkün olduğu gösterilmeliydi. Aksi takdirde, ne güç kullanımıyla ne de yıllardan beri aç bırakmakla direnci kırılamayan Kıbrıslı Türkler’e, dünyanın da “anlayış göstermeye “ başlaması riski ortaya çıkmıştı. Masaya oturulmalı, iyi niyetli tarafın Kıbrıs Rum tarafı olduğu izlenimi yaratılmalıydı.

Oysa, ENOSİS talebi ile Türkler ile masaya oturmanın, olanağı yoktu!

Makarios’un 1964 Erenköy çatışmalarından beri zaman zaman ENOSİS yapamayacağını algılamaya, başladığı konusunda işaretler de yok değildir. (Makarios  Druşotis. İlk Bölünme s.293)

Kliridis ise zaten öteden beri, Türkiye ile savaşmadan ve onu yenmeden, bunun yapılamayacağını, Yunanistan’ın da böyle bir gücünün olmadığını bildiklerini söylüyor. ( - N. Kızılyürek. G. Kliridis s.87)

Bu durumda, adanın bağımsızlığını güçlendirerek 1964’ten beri tek başlarına ele geçirdikleri devlet içinde Türkleri ortak değil de bir “azınlık” halinde muhafaza etmek, çok daha akılcı bir yol olarak görünmekteydi. Ayrılık devam ettiği ve çatışma tırmandırıldığı takdirde, adadaki Türk varlığının meşruiyet kazanması tehlikesi vardı. Yukarıda da anlatıldığı gibi Sovyetler Birliği bile Kasım 1965’ten beri, “adadaki her iki etnisitenin de haklarını koruyan bir federasyon” tezini savunmaya başlamıştı. (Makarios Druşotis. İlk Bölünme s. 293)

Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi’nin ilanından iki hafta sonra, karşı adımlarını atmak üzere 12 Ocak 1968 günü, Makarios bir basın toplantısı düzenledi. Dünyaya ve halkına açıkladı ki Kıbrıs Sorunu önemli adımların atılacağı kritik bir aşamaya gelmiş bulunuyor. Bu aşamada “Efkteon” (İstenen, arzulanan) ENOSİS olmakla birlikte, “Efikton” (mümkün olan) bağımsız bir devlettir. Kıbrıs Sorunu’na bir çözüm ararken, “Efikton, her zaman Efkteon ile örtüşmeyebilir.”

Bu çerçevede Türk köyleri, kasabaları ve mahalleleri etrafındaki barikatların kaldırıldığını, GKTY’nin merkezinin bulunduğu Lefkoşa’nın Türk semti dışında seyahat özgürlüğünün uygulanmaya başlandığını, ekonomik ambargoya son verildiğini ve Kıbrıs Türk tarafını masaya davet etmeden önce yeni politikasını halkın da değerlendirmesi için, Cumhurbaşkanı seçimlerinin 25 Şubat’ta yenileneceğini, duyurdu.

Deyim yerinde ise “yer yerinden oynadı!”

Kıbrıs Rum tarafındaki fanatik ENOSİS’çiler, Makarios’un yeminine ihanet ettiğini, kendisinin zaten ENOSİS’e karşı bir bağımsızlıkçı olduğunun böylece ortaya çıktığını ileri sürüp, 1974 darbesine gidecek yola çıktılar. Ama o yapılan seçimlerde %94 oy aldı!

Kıbrıs Türk tarafı, Akritas Planı’nda “bir aşama tamamlanmadan bir sonraki aşamadaki hedefin söylenmesinin yasak olması” ilkesinden hareketle, bunun ENOSİS’e giden yolda bir başka taktik olduğunu öne sürdü.

Bugün Makarios’un kendi taraftarları bile politikanın, cumhuriyetin ortağı olan Türkleri, “sıradan bir azınlık durumuna indirme” politikası olduğunu, kabul ediyorlar. (Makarios Druşotis. Cunta ve Kıbrıs s.90)

1968 seçimleri:

 20 Ocak günü Dr. Fazıl Küçük de bir basın açıklaması ile tek başına Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmasının anayasaya aykırı olduğunu belirterek, 25 Şubat günü Türk tarafında da Cumhurbaşkanı Yardımcılığı seçimi yapılacağını ilan etti.

TMT’nin desteklediği söylenilen Yargıç Mehmet Zekâ Bey, kendisinin de aday olduğunu açıkladı ama bir hafta içinde adaylıktan “çekildi”! Ankara’dan gelen yoğun baskılardan bahsediliyor. (Heinz Richter. Çağdaş Kıbrıs’ın Kısa Tarihi s.299) Son yıllara kadar, liderlik yarışında birden çok adayın olmasının “toplumun birliğine zarar vereceği” görüşü, Türk tarafında egemen olmuştur.

 Böylece Rumlar arasında “Hemen ENOSİS’çi” psikiyatrist Takis Evdokas’a karşı %94.5’lik oy oranı ile bir zafer kazanıp, liderliğini halka onaylatan Makarios’a karşı, Türk tarafında başka aday olmadığı için seçimsiz “lider” ilan edilen Dr. Fazıl Küçük’ün liderliği tartışılır kalmaya devam etti. Beş yıl sonra ayni yöntemle Rauf Denktaş tarafından yerinden indirilinceye kadar.

Seçimlerden iki gün önce, Kıbrıslı Türk Temsilciler Meclisi Başkan Yardımcısı Dr. Orhan Müderrisoğlu, Meclis Başkanı Glafkos Kliridis’e bir mektup göndererek, anayasanın 42. maddesi uyarınca, seçilecek vekillerin ortak bir meclis toplantısında birlikte yemin etmeleri gerektiğini hatırlatıp, “meclise” dönmeyi önerdi! İki gün sonra Dr. Fazıl Küçük de Makarios’a yazdığı bir mektupla,  gene anayasaya dayanarak, kurulacak yeni hükümette yer alması lâzım gelen üç Türk bakanı önerme yetkisinin kendinde olması bakımından, Türk bakanların isimlerini verebileceğini bildirerek, “hükümete” dönmeyi önerdi.

Her iki öneri de cevapsız kaldı! (M.Druşotis. Cunta ve Kıbrıs s.91)

Makarios bunların yerine ucu açık, sonucun “çıkmaz ayın son çarşambası”[1] alınabileceği bir görüşme süreci başlatmayı yeğledi.

(devam edecek)

[1] - Bir Kıbrıslı Türk deyimidir. Olması istenmeyen ama istenir gibi yapılan durumlar için kullanılır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
16
 
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
27 Ağustos 2019, Salı
vatandas         - k.kibris
Aynen oyle! '' SIz bu Helen devleti icine karismayin da, bir cozum buluruz .''

YAZARIN SON 10 YAZISI
22 Eylül 2019, Pazar    Dizi Yazı 2
21 Eylül 2019, Cumartesi    Dizi yazı 1
2 Eylül 2019, Pazartesi    Şahgude'nin var bir bağı, üzümü yoksa ye yaprağı
31 Ağustos 2019, Cumartesi    Gelsin gitsin Zennube
30 Ağustos 2019, Cuma    İkinci tur ve sonrası 5
29 Ağustos 2019, Perşembe    İlk tur:
28 Ağustos 2019, Çarşamba    Toplumlar arası görüşmeler başlıyor ve hiç bitmiyor 3
26 Ağustos 2019, Pazartesi    1968 toplumlararası görüşmeler nasıl başladı? 1
18 Ağustos 2019, Pazar    Puşlost ya da Paçoz
15 Ağustos 2019, Perşembe    Meğer neler da olmuş?

banner
banner
banner
banner
banner

Dizi Yazı 2
Doç. Dr. N. BERATLI | 22 Eylül 2019, Pazar
1.Cenevre Görüşmeleri:

BM Güvenlik Konseyi’nin 20 Temmuz 1974 günü aldığı 353 Numaralı karara uyan üç garantör ülkenin Dış İşleri bakanları, 25 Temmuz 1974 günü Cenevre’de toplanıp, hem ateş kes kararını hem de Kıbr...
Dizi yazı 1
Doç. Dr. N. BERATLI | 21 Eylül 2019, Cumartesi
(Yeni kitabımın 6. Bölümü’nden devam)
1974 YILI GÖRÜŞMELERİ:
7. tur Toplumlararası Görüşmeler, MMO’nun Yunanlı subayları ve EOKA B’nin Makarios’u bir darbe ile devirmesi üzerine, başlayamadı. Darbeciler’in “cumhurba...
Şahgude'nin var bir bağı, üzümü yoksa ye yaprağı
Doç. Dr. N. BERATLI | 2 Eylül 2019, Pazartesi
Geçtiğimiz hafta boyunca, 1968 ile 74 arasında yapılan toplumlararası altı görüşme turunda, kimin ne önerdiğini, kimin her türlü anlaşma girişimini reddettiğini okudunuz. Kaynak, genel olarak Glafkos Kliridis arada bi...