Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 31 Ağustos 2019, Cumartesi

Gelsin gitsin Zennube

Paylaş  
26
32
24

Bu arada 2 Haziran 1971 günü Lizbon’da toplanan NATO Dışişleri Bakanları toplantısında görüşen Türkiye Dışişleri Bakanı Osman Olcay ile Yunanlı müsteşar Palamas, görüşmeler çökse bile her iki topluma görüşmeye devam etmek üzere baskı yapmaya devam edeceklerini kararlaştırdılar. Yunanistan diktatörü Papadoplulos, 18 Haziran’da Makarios’a bir mektup yazarak, kendi tavrı dolayısıyla görüşme süreci çökerse, sorumluluğu kendisinin yüklenmesi gerekebileceğini ihtar etti. Makarios ise verdiği cevapta, “Kıbrıs konusundaki son sözün, Kıbrıs Helenizmine ait olduğunu” söyledi! Yani kendisine…

Bu şartlarda beşinci tur görüşmeler 3-4 Eylül 1971 günlerinde yapıldı ve her iki taraf da bilinen görüşmelerini tekrarladılar. Makarios, bütün diğer şartlarını kabul etmiş bulunan Rauf Denktaş’ın yerel yönetimlere bir Türk bakanın bakması önerisini, “bölünmeye yol açacağı” gerekçesi ile şiddetle reddetti. Ona göre, “Zürih bile bundan iyiydi!”

20 Eylül 1971’de, görüşmeler gene çıkmaz sokağa girip, kesildi.

Yeni tur görüşmeler (6.Tur) ancak 8 Haziran 1972 tarihinden itibaren “genişletilmiş toplumlararası görüşmeler” biçiminde başlayabildi. “Beşli görüşmeler” diye de bilinir. (Beşli Konferans!)

 Görüşmelere Denktaş ve Klerides’ın yanı sıra Yunanistan’dan Mihail Dekleris, Türkiye’den Prof. Orhan Aldıkaçtı ve BM Genel Sekreterliği Kıbrıs Özel Temsilcisi Ossario Taffal katıldı.Türklere özerklik konusu tartışılıyordu ancak Makarios halâ özerk yönetim ya da federal sistemin, Taksime yol açacağını söyleyerek önerilere karşı çıkıyordu.

Zürih Antlaşması’nın uygulamada uyuşmazlık yaratmış olan esaslarının saptanması ve bu esasların değiştirilmesi konusunda da bir anlaşmaya varılabilmiş değildi. Çünkü Türk tarafı da yerel yönetimlerde olsun temsil edilmeyeceği bir anlaşmayı kabul etmiyordu.

Kimse kendi görüşünden taviz vermiyor, ama masayı da terk etmiyordu. İşin doğrusu Denktaş’ın verebileceği bir taviz de kalmamıştı! “Teslim oldum” demekten başka… Kimse “uzlaşmaz” damgası yemek istemediğinden, dünyaya, anavatanlara ve Kıbrıslılar’a karşı, “görüşülür gibi” yapılmaktaydı. Görüşmelere Türkiye adına Anayasa Danışmanı olarak katılan Prof. Aldıkaçtı, ne görüşüldüğünü, şöyle açıklamıştır:

“Görüşmeler ilerledikçe, Rum Cemaati’nin basit devlet kavramına sıkı sıkıya sarıldığı görüldü. Çünkü basit devlet, en elverişli devlet tipi idi. Makarios, Türk Cemaati’nin istediği özerk idareyi devlet içinde devlet istemiyoruz sloganlarıyla reddediyordu. Federal sistemin ismini dahi ağzına almak istemiyordu. Federal Sistem, çığırtkanlığı yaparken, diğer taraftan da büyükelçilere ve kendisiyle görüşen yabancılara Enosis’e karşı olduğunu söylüyordu. Görüşmelerin ilk günlerinde durumu açığa kavuşturmak için Anayasa’ya bir başlangıç konmasını ve Rum-Türk Cemaatlerinin Enosis ve Taksim’e karşı olup bir arada insan haysiyetine uygun bir düzen içinde yaşamaya kararlı olduklarının açıklanmasını istedik. Bu teklife Yunanistan cevap bile vermedi.” (Ergenekon Savrun. https://dergipark.org.tr/download/article-file/566716)

Ayni günleri anlatan Rum Görüşmeci Glafkos Kleridis ise şöyle diyor: “Makarios bana ‘ENOSİS ve dolayısıyla Taksim’i de yeniden aforoz eden bir anlaşmaya imza koymayacaksın’ dedi.” ( N. Kızılyürek. G. Kliridis s.160) EOKA B ve kilisenin kendisini yeniden “yeminine ihanet etmekle” suçlayacaklarından çekinmekteydi.

Bu arada Türkiye’de genel seçimler yapılır. 14 Ekim 1973 tarihinde yapılan genel seçimler sonucunda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) oyların %33,3’ünü, Adalet Partisi (AP) %29,8’ini ve Milli Selamet Partisi (MSP) %11,8’ini aldı. Hiçbir partinin çoğunluğu sağlayamaması üzerine, 26 Ocak 1974 günü CHP ve MSP’nin katılımıyla 1. Ecevit Hükümeti (37. Cumhuriyet hükümeti) kuruldu. Şubat 1974’te yeni hükümetin programı mecliste görüşülürken, yeni başbakan, hükümetinin Kıbrıs’ta “eşitliğe dayalı bir federasyon” istediğini söyleyince (herhalde henüz, adadaki görüşmelerde durumun ne olduğu ne konuşulmakta olduğu ile ilgili yeterli brifing almış değildi!) Makarios, aradığı bahaneyi buldu (N. Kızılyürek age s.147) Mart 1973’te “ Türkiye’nin Kıbrıs’ın içişlerine karıştığını” ileri sürerek, görüşmeleri kesti! Altıncı tur da böyle sonuçlandı!

Rum görüşmeci, Meclis Başkanı Glafkos Kliridis, diyor ki: “ 1973’te çözüm istemedi… Kendisine karşı bir darbeye bahane yaratmak, istemiyordu.” (N. Kızılyürek. G. Kleridis s.131)

“ Rahatımız yerinde, diyerek zamana oynamaktaydı ama bu yanlış bir değerlendirmeydi. Geçen zaman Kıbrıs Sorunu’nun çözümü konusunda zafiyetler olduğu ve bu durumda en iyi çözümün iki toplumun birbirinden ayrılması olduğuna dair hem içerde hem de dışarıda düşünceler uyanmasına neden olmaktaydı!” (age s.160)

Bu arada Yunanistan’da darbe içinde bir darbe daha olmuş ve Tuğgeneral Dimitrios İoannides, yönetimi ele geçirmişti. General’in binbaşılığı esnasında Kıbrıs Yunan Alayı’nda görevli iken, Nikos Samson ile Makarios’a gidip, “adanın bütün Türkleri’ni öldürmek” konusunda bir plan sunduğu ve reddedildiği için Makarios’u hiç sevmediği biliniyordu. (Brendan O’Malley ve Lan Craig. Kıbrıs Komplosu. s. 223)

Kliridis, “Oysa Denktaş, özerk yerel yönetimler karşılığında, Zürih anlaşmasının düzenlenmesini, kabul etmişti” diyen N. Kızılyürek’i onayladıktan sonra “Ama Türkiye’deki Ecevit hükümetinden sonra, Zürihten uzaklaşıp, federasyona yaklaştı.” Diyor. (N. Kızılyürek age s.147) Yok olmakta olan bir halkın sözcüsü ile memleketin %40’ını ele geçirmiş bir halkın temsilcisinin, ayni politikayı izleyebileceğini beklediğini sanmıyoruz!

7, Tur, 15 Temmuz 1974 günü başlayacaktı ki “zavallı” Makarios’un siyasi ömrü vefa etmedi! İounnadis ile Samson, önerilerini reddetmiş olmasının intikamını, aldılar. Oysa ne güzel hem dünya hem de bizimle alay edip durmaktaydı, toprağı bol olsun…

Halefleri, ayni taktikle zamana oynayarak, (bkz. Poliviou Raporu, Rolandis’in açıklamaları v.s.) Kıbrıs Sorunu düşünmeye sadece hazım saatlerini ayırabilen bazı “amatörleri” bugün de sarmaya devam ediyorlar.

Sadece alay ediyorsak, az bile yapıyoruz… Şükretsinler… Hayırlı New York gezmeleri…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
14
 
1
 
1
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
1 Eylül 2019, Pazar
vatandas         - k.kibris
Netice??.. her iki halkin da istedigi olmustur... Yani 15 gunluk enosis; sonrasi da taksim... Neyi gorusuyorlar ben anlamis degilim.

YAZARIN SON 10 YAZISI
2 Eylül 2019, Pazartesi    Şahgude'nin var bir bağı, üzümü yoksa ye yaprağı
30 Ağustos 2019, Cuma    İkinci tur ve sonrası 5
29 Ağustos 2019, Perşembe    İlk tur:
28 Ağustos 2019, Çarşamba    Toplumlar arası görüşmeler başlıyor ve hiç bitmiyor 3
27 Ağustos 2019, Salı    Efikton -  Efkteon
26 Ağustos 2019, Pazartesi    1968 toplumlararası görüşmeler nasıl başladı? 1
18 Ağustos 2019, Pazar    Puşlost ya da Paçoz
15 Ağustos 2019, Perşembe    Meğer neler da olmuş?
9 Ağustos 2019, Cuma    Düşük faiz 6
8 Ağustos 2019, Perşembe    Bu hesap ödenmez...

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Şahgude'nin var bir bağı, üzümü yoksa ye yaprağı
Doç. Dr. N. BERATLI | 2 Eylül 2019, Pazartesi
Geçtiğimiz hafta boyunca, 1968 ile 74 arasında yapılan toplumlararası altı görüşme turunda, kimin ne önerdiğini, kimin her türlü anlaşma girişimini reddettiğini okudunuz. Kaynak, genel olarak Glafkos Kliridis arada bi...
İkinci tur ve sonrası 5
Doç. Dr. N. BERATLI | 30 Ağustos 2019, Cuma
İlk tur, Makarios’un reddetmesi üzerine başarısızlıkla sonuçlanınca, 1968 Ağustos sonundan 1969 Ocak ayına kadar, görüşmelerin ikinci bir turu yapıldı. Denktaş hâlâ hükümette daha küçük bir paya karşılık, yerel yöneti...
İlk tur:
Doç. Dr. N. BERATLI | 29 Ağustos 2019, Perşembe
3 Haziran 1968’de Türk tarafını temsilen Rauf Denktaş, Rum tarafını temsilen de Glafkos Kliridis, “tarafsız” bir yerde, Beyrut’ta Toplumlararası Görüşmelere başladılar.
Glafkos Kliridis, görevi aldığı zaman Başpiskop...