Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 27 Eylül 2019, Cuma

Dizi yazı 6 - 1977 Doruk Anlaşması

Paylaş  
17
21
16

1977 Doruk Anlaşması

Denktaş ile Makarios arasındaki ikinci buluşma 12 Şubat 1977 tarihinde gerçekleşmiştir. Görüşmenin ardından yapılan basın toplantısında Waldheim, taraflar arasında Viyana’da, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin başkanlığında, Mart ayı sonunda toplumlar arası müzakerelere devam edilmesi kararının alındığını belirtmiştir. Aslında, ilk etapta Makarios New York’u, Denktaş da Lefkoşa’yı müzakere yeri olarak önermiş, fakat sonunda Viyana’da karar kılınmıştır.

12 Şubat’taki görüşmede iki lider de yapılacak olan toplumlar arası görüşmelere temel teşkil edecek dört ilke üzerinde anlaşmaya varmışlardır. Bu ilkeler:

  1. Bağımsız, bağlantısız, iki topluma dayalı federal bir Cumhuriyet istiyoruz.
  2. Her toplumun yönetiminde bulunacak toprak, ekonomik bakımdan üzerinde yaşanabilirliliği, verimliliği ve toprak mülkiyeti ışığında ele alınacaktır.
  3. Dolaşım özgürlüğü, yerleşme özgürlüğü, mülkiyet hakkı ve başka özel konular görüşmeye açık olacak ve bunlar üzerinde görüşme yapılırken iki toplumlu federal sistem temel ilke olarak dikkate alınacaktır. Aynı zamanda Kıbrıs Türk toplumu açısından ortaya çıkabilecek birtakım pratik zorluklar göz önünde tutulacaktır.
  4. Merkezi federal hükümetin yetki ve görevleri, ülkenin birliğini güvence altına alacak ve bu arada devletin iki toplumlu özelliği göz önünde tutulacaktır.

Bir yılı aşkın bir aradan sonra müzakerelere yeniden başlama kararı alınması, Denktaş-Makarios görüşmesinde elde edilmiş bir başarıydı.

İki taraf arasında Viyana’daki görüşme BM Genel Sekreteri Waldheim himayesinde 31 Mart 1977 tarihinde başlamıştır. Waldheim yapmış olduğu konuşmada, Viyana’daki müzakerelerin 7 Nisan tarihine kadar süreceğini belirtmiştir. Bu tarihten sonra tarafların Lefkoşa’da buluşmaya devam edip ileride Viyana’da yapılması planlanan müzakereler için hazırlık yapacakları açıklanmıştır.

Denktaş ile Makarios arasında varılan Dört İlke Anlaşması’na da değinen Waldheim,bu anlaşmanın çözüme yönelik yeni ve kararlı çabalar için sağlam temel sağlayacağını sözlerine eklemiştir

Waldheim’in bu açılış konuşmasından sonra taraflar müzakerelere geçmişlerdir. İlk olarak Rum tarafının temsilcisi Papadopoulos, adanın yüzde 20'sini Kıbrıs Türklerine veren bir öneri sunmuş ve bunun nüfus oranına ve arazi mülkiyetine dayalı olarak adil bir oran olduğunu savunmuştur.

 Türk temsilci Onan, Rum tarafının gündeme getirdiği teklifin, Kıbrıslı Türklerin ekonomik olarak yaşanabilirlik ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılamadığından, Dört İlke Anlaşması ile uyuşmadığını öne sürmüştür. Onan ayrıca, Rum teklifinin adadaki Türk bölgesi üzerinde hâkimiyet kurmak amacı güttüğünü de sözlerine eklemiştir. Yine de görüşmelerin kesilmesini istemeyen Türk tarafı, Rum teklifini müzakerelerin başında gündeme getirilen bir pazarlık teklifi olarak görmeyi tercih etmiştir. ABD Dışişleri Bakanı Cyrus Vance de Rumlar tarafından teklif edilen toprak miktarının, Türklerle anlaşmaya varmak için yetersiz olduğunu vurgulamıştır.

1 Nisan'da Türk tarafı kendi anayasal önerisini sunmuştur. Bu önerinin başlıca bazı noktaları şunlardır:

  1. Din, Federal Cumhuriyet’in işlerinden uzak kalacak (laik devlet).
  2. Her federe devlet kendi anayasasına sahip olacak.
  3. Federal Cumhuriyet'in dış savunma kuvvetleri her bir federe devletin ayrı kara kuvvetlerinden meydana gelecekti.

2 Nisan’daki oturumda Papadopoulos Türk önerilerini eleştirmiş ve federal hükümetin işlevinin tanımlanmadığını savunmuştur. İki taraf da ortak bir metin üzerinde uzlaşmakta zorlanmıştır.

Toprak ve anayasa konuları üzerine tartışmalar devam etmiş ve Viyana’daki müzakereler 7 Nisan’da son bulmuştur.

7 Nisan’daki son oturumun ardından daha önce kararlaştırıldığı gibi iki toplum arasındaki görüşmeler BM Özel Temsilcisi Perez de Cuellar başkanlığında Lefkoşa’da devam edecekti. Böylece iki taraf da, ileride Viyana’da yapılacak görüşmelere hazırlık yapmış olacaktı.

7 Nisan’da görüşmelerin sonlanmasının ardından Yunan hükümeti yapmış olduğu açıklamalarda, Viyana’daki müzakerelerden memnun olmadığını dile getirmiştir. Yunanistan Dışişleri Bakanı Dimitrios Bitsios, İngiltere’nin Atina Büyükelçisi Brooks Richards ile görüşmesinde Yunan hükümetinin görüşmelerini tam bir başarısızlık olarak gördüğünü belirtmiştir.

Hatta Bitsios yapmış olduğu açıklamada, Viyana’da Rum müzakereci Papadopoulos’un görüşmeleri erkenden terk etmek istediğini fakat kendisinin kişisel müdahalesi ile bu durumu önlediğini de söylemiştir.

Aslında Bitsios’un bu açıklamaları iki taraf arasında uzlaşma umudunun ne kadar az olduğunu ortaya koymaktaydı. Nitekim, İngiltere Dışişleri Bakanı David Owen de yapmış olduğu açıklamada, Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın olumsuz çizgisinin Kıbrıs sorununa çözüm bulma noktasında çok cesaret kırıcı olduğunu belirtmiştir.

Daha sonraki süreçte, Mayıs ve Haziran 1977 tarihlerinde Kıbrıslı Rum ve Türk temsilciler arasında Lefkoşa’da müzakereler devam etmiştir. İki taraf da görüş ayrılıklarına bir çözüm bulmak ve Viyana’da yapılacak görüşmelerin bir sonraki oturumu için yapıcı bir zemin oluşturmak için bir araya gelmişlerdir. Fakat Rum tarafı temsilcisi Tassos Papadopoulos müzakerelerden herhangi bir olumlu sonuç çıkacağını düşünmemekteydi. Yine de uluslararası camiada görüşmelerin kesilmesinden sorumlu gözükmemek adına, Rumlar masadan kalkmayı göze alamamıştı.

Bununla birlikte, Makarios'un 3 Ağustos 1977'de ölümü, toplumlar arası görüşmelerin kesilmesine ve Mayıs 1979 tarihindeki Denktaş ile Kiprianu zirvesine kadar belirsiz bir hâl almasına neden olmuştur.[1]

Yine bir buçuk sene görüşülmüş ve tekrar görüşmeler kesilmiştir.Zaten önceki sayfalarımızda düşünce ve tavırlarını anlattığımız Tasos Papadopulos’u görüşmeci atayarak, soruna çözüm aramak, herhalde “ölü gözünden yaş beklemek” diye tanımlanan Türkçe deyim ile açıklanabilirdi!

(devam edecek)

[1] - Yasin Coşkun. Yayınlanmamış Doktora Tezi’nden. The Journal of Academic Social Science Yıl:6, Sayı: 64, Ocak 2018, s. 119-143

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
8
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
12 Ekim 2019, Cumartesi    Dikkatinizi çekerim...
11 Ekim 2019, Cuma    Ben Türkiye'den yana tarafım...
30 Eylül 2019, Pazartesi    Dizi Yazı 9 - Pişmekte olan aşa su katmak
29 Eylül 2019, Pazar    Dizi Yazı 8 - 1979 Doruk Anlaşması
28 Eylül 2019, Cumartesi    Dizi yazı 7 - 1979 Denktaş - Kiprianu Doruk Anlaşması'na doğru
25 Eylül 2019, Çarşamba    Dizi yazı 5 - 1977 Denktaş – Makarios Doruk Anlaşması
24 Eylül 2019, Salı    Dizi yazı 4 - Tekrar toplumlararası görüşmeler ve 1975 Viyana Anlaşması
23 Eylül 2019, Pazartesi    Dizi yazı 3 - 2. Cenevre Görüşmeleri
22 Eylül 2019, Pazar    Dizi yazı 2 - 1. Cenevre Görüşmeleri
21 Eylül 2019, Cumartesi    Dizi yazı 1 - 1974 yılı görüşmeleri

banner
banner
banner
banner

Dikkatinizi çekerim...
Doç. Dr. N. BERATLI | 12 Ekim 2019, Cumartesi
Bunu da Mart ayında bu sütunda paylaşmışız… Okuyalım…
Öğrencilik günlerimizde İstanbul’da neler yapmakta olduğumuzu bilmeyen yok! Hem biz anlattık, hem de konuşuluyor. O minval üzere, o zamanlar bizim ideolojik şekil...
Ben Türkiye'den yana tarafım...
Doç. Dr. N. BERATLI | 11 Ekim 2019, Cuma
Bu yazı, bu köşede, ilk defa 17 Mayıs 2017 tarihinde yayınlanmıştı! Görülüyor ki erken yazılmış.
Türkiye’nin bugünkü güney ve doğu sınırlarını silahla çizen, bizzat Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Rus sınırını 2. Ordu Ko...
Dizi Yazı 9 - Pişmekte olan aşa su katmak
Doç. Dr. N. BERATLI | 30 Eylül 2019, Pazartesi
9 Ağustos 1980'de resmi bir açılış oturumu yapılmış ve bunu 16 Eylül'de yapılan bir toplantı takip etmiştir. 1980’in kışında BM Genel Sekreteri taraflara geçici bir anlaşma sunulmuştur. Bu anlaşmada Kıbrıslı Türklere ...