Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Rasıh REŞAT | 31 Ağustos 2018, Cuma

Hani “eşit işe eşit ücret” hassasiyeti?

Paylaş  
22
9
21

Hani “eşit işe eşit ücret” hassasiyeti?

İrsen Küçükbaşbakanlığındaki KKTC hükümetinin “Göç Yasası” diye sendikalar tarafından adlandırılan ve şimdilerde bakanların bile bu isimle adlandırdığı, “Kamu Çalışanlarının Maaş Ücret ve Ek Ödeneklerinin Düzenlenmesi Yasası”’ndaki değişiklik yürürlüğe girdikten sonra sendikalar, “Böyle şey olmaz, eşit işe eşit ücret prensibi var” diye bir argüman ortaya koydular. Bu konuda çok eylem oldu. O dönemde muhalefette bulunan CTP, tasarıyı 2009’da kendisinin gündeme getirdiğini unutturmaya çalışırcasına, bu eylemlere destek verdi. Hemen akabinde iktidara geldiğinde ise, “Makası kapatalım” , “2011 sonrası işe girenlere daha fazla artış, öncesi girenlere biraz daha az” söz verdiği gibi Göç Yasası’nı kaldırmak değil, etkilerini hafifletmek için uğraşıp durdular.

Yukarıdakilerin hiçbiri eleştiri değil sadece bir hatırlatmadır.

Şimdi gelelim konuya.

Ortada bir kriz var.

Hükümet diyor ki, “Herkes elini taşın altına koyacak.”

Kamu çalışanlarını örgütleyen sendikalar ise, “Bizimle konuşmadan olmaz”, “Neden sadece çalışanlar ellerini taşın altına koymak durumundalar?” diye bir takım itirazlar ortaya koyuyorlar.

Aklımın erdiğince ben yanıt vereyim de asıl konuya geçelim.

İstişare etmek, görüş alıp vermek güzel şeydir. Ancak sendika başkanı ya da yöneticisi olmak, söz konusu sendikacı ya da sendikacıları ülke yönetiminde karar merci haline getirmediğini artık birilerinin onlara söylemesi lazım diye düşünüyorum.

En kabadayısından 1000 üyeli bir sendikanın genel kurul toplantısına iyi ihtimalle 500 kişi katılır. Bu durumda 251 oy almak bir sendika başkanı olmak için yeterli bir sandık yansımasıdır. Ki bu rakamdan çok daha düşük oylarla seçilen sendika başkanları biliyorum. Şimdi ülke yönetiminde, kendi hesabına 50-60 bin oy alan birisi mi yetkilidir, yoksa en kabadayısından 251 oy alan mı? Bunu bir düşünmek lazım.

Öte yandan oluşan bu krizde, kamu maliyesinde bir toparlanma yaşanması için  neden kamu çalışanlarının fedakarlık yapması gerektiği ile ilgili sendikacı dostlarımızın serzenişine bir yanıt ise, şöyle olsun.

Kamu maliyesinin en az yüzde 85’ikamu personelinin maaş ve ödenek benzeri ödemelerine gidiyor da o yüzden. Başka tasarruf yapacak kalem yok ki.

Şimdi gelelim asıl meseleye.

Hiçbir yerde yazılıp çizilmedi. Sendikacılar açıklayamadı.

Ben buradan yazayım da bilinsin.

Sendikaların hükümete ek mesai konusundaki teklifi aynen şu:

2011 sonrası işe girenler ek mesai ücreti olarak saat başı 30 TL alsın.

2011 öncesi grenler ise 45 TL.

Hani eşit işe eşit ücret olması lazımdı?

Demek ki o slogan da yalan.

Hükümet, “İşe girdiği tarihe bakılmaksızın herkes 30 TL alsın” dedi.

“Eşit işe eşit ücret olması lazım”, “Emek arasında ayırım olmaz” , “Aynı işi yaptığım arkadaşım benden daha az maaş alıyor” diye zırlayan sözde eşitlikçi kıdemli sendikacılar, bugün eşitsizliği talep ediyor ve üstüne üstlük eylem tertip ediyorlar.

Şahane bence...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
11
 
0
 
4
 
0
 
0
 
2
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Aralık 2018, Pazartesi    Elektriksizliğin gazabı
11 Aralık 2018, Salı    Karanlığın aydınlığı için bulun!
10 Aralık 2018, Pazartesi    "Şimdinin haberini sonraya bırakma"
8 Aralık 2018, Cumartesi    Allah Süleyman Soylu’dan razı olsun
7 Aralık 2018, Cuma    "Doğal afet" demeyin, bozuluyorum
25 Kasım 2018, Pazar    Emirname ile ilgili "yuhalama birliği"
22 Kasım 2018, Perşembe    Bu teklifi kabul edeni elektrik teper
15 Kasım 2018, Perşembe    Çözümsüzlüğün getirdiği Cumhuriyet çelişkisi
13 Kasım 2018, Salı    Akıncı’nın halet-i ruhiye’si
8 Kasım 2018, Perşembe    Anastasiades’ten ilginç itiraf

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Elektriksizliğin gazabı
Rasıh REŞAT | 17 Aralık 2018, Pazartesi
Bu sütunu takip edenler bilir. Bir süredir elektrik ile ilgili yazılar yazıyorum.
Bunları yazdıran ya Elektrik Elektronik Mühendisliği Fakültesi’ni terk etmiş olmanın bastırılmış hüznüdür ya da her ay bin TL’yi aşan ...
Karanlığın aydınlığı için bulun!
Rasıh REŞAT | 11 Aralık 2018, Salı
Karanlığın aydınlığı için bulun!
Biliyorum o karanlık gecede yaşanan felaketin tek nedeni yolların aydınlatılmamış olması değil elbette.
O dört fidan, sadece, aylardır; belki de yılı aşmış bir zamandır süs olarak du...
"Şimdinin haberini sonraya bırakma"
Rasıh REŞAT | 10 Aralık 2018, Pazartesi
Yıldönümleri heyecan kaynağıdır. Heyecan kaynağı olduğu kadar da bir yıla şöyle geriye doğru bakıp; nereden nereye geldik, hangi noktadaydık hangi noktaya ulaştık, nerede verilebilecek en doğru kararı verdik, nerede y...