Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Rasıh REŞAT | 31 Ağustos 2018, Cuma

Hani “eşit işe eşit ücret” hassasiyeti?

Paylaş  
20
9
20

Hani “eşit işe eşit ücret” hassasiyeti?

İrsen Küçükbaşbakanlığındaki KKTC hükümetinin “Göç Yasası” diye sendikalar tarafından adlandırılan ve şimdilerde bakanların bile bu isimle adlandırdığı, “Kamu Çalışanlarının Maaş Ücret ve Ek Ödeneklerinin Düzenlenmesi Yasası”’ndaki değişiklik yürürlüğe girdikten sonra sendikalar, “Böyle şey olmaz, eşit işe eşit ücret prensibi var” diye bir argüman ortaya koydular. Bu konuda çok eylem oldu. O dönemde muhalefette bulunan CTP, tasarıyı 2009’da kendisinin gündeme getirdiğini unutturmaya çalışırcasına, bu eylemlere destek verdi. Hemen akabinde iktidara geldiğinde ise, “Makası kapatalım” , “2011 sonrası işe girenlere daha fazla artış, öncesi girenlere biraz daha az” söz verdiği gibi Göç Yasası’nı kaldırmak değil, etkilerini hafifletmek için uğraşıp durdular.

Yukarıdakilerin hiçbiri eleştiri değil sadece bir hatırlatmadır.

Şimdi gelelim konuya.

Ortada bir kriz var.

Hükümet diyor ki, “Herkes elini taşın altına koyacak.”

Kamu çalışanlarını örgütleyen sendikalar ise, “Bizimle konuşmadan olmaz”, “Neden sadece çalışanlar ellerini taşın altına koymak durumundalar?” diye bir takım itirazlar ortaya koyuyorlar.

Aklımın erdiğince ben yanıt vereyim de asıl konuya geçelim.

İstişare etmek, görüş alıp vermek güzel şeydir. Ancak sendika başkanı ya da yöneticisi olmak, söz konusu sendikacı ya da sendikacıları ülke yönetiminde karar merci haline getirmediğini artık birilerinin onlara söylemesi lazım diye düşünüyorum.

En kabadayısından 1000 üyeli bir sendikanın genel kurul toplantısına iyi ihtimalle 500 kişi katılır. Bu durumda 251 oy almak bir sendika başkanı olmak için yeterli bir sandık yansımasıdır. Ki bu rakamdan çok daha düşük oylarla seçilen sendika başkanları biliyorum. Şimdi ülke yönetiminde, kendi hesabına 50-60 bin oy alan birisi mi yetkilidir, yoksa en kabadayısından 251 oy alan mı? Bunu bir düşünmek lazım.

Öte yandan oluşan bu krizde, kamu maliyesinde bir toparlanma yaşanması için  neden kamu çalışanlarının fedakarlık yapması gerektiği ile ilgili sendikacı dostlarımızın serzenişine bir yanıt ise, şöyle olsun.

Kamu maliyesinin en az yüzde 85’ikamu personelinin maaş ve ödenek benzeri ödemelerine gidiyor da o yüzden. Başka tasarruf yapacak kalem yok ki.

Şimdi gelelim asıl meseleye.

Hiçbir yerde yazılıp çizilmedi. Sendikacılar açıklayamadı.

Ben buradan yazayım da bilinsin.

Sendikaların hükümete ek mesai konusundaki teklifi aynen şu:

2011 sonrası işe girenler ek mesai ücreti olarak saat başı 30 TL alsın.

2011 öncesi grenler ise 45 TL.

Hani eşit işe eşit ücret olması lazımdı?

Demek ki o slogan da yalan.

Hükümet, “İşe girdiği tarihe bakılmaksızın herkes 30 TL alsın” dedi.

“Eşit işe eşit ücret olması lazım”, “Emek arasında ayırım olmaz” , “Aynı işi yaptığım arkadaşım benden daha az maaş alıyor” diye zırlayan sözde eşitlikçi kıdemli sendikacılar, bugün eşitsizliği talep ediyor ve üstüne üstlük eylem tertip ediyorlar.

Şahane bence...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
11
 
0
 
4
 
0
 
0
 
2
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
21 Eylül 2018, Cuma    Cübbenin rengi değişince kahraman olunmuyor
6 Eylül 2018, Perşembe    Neydi olacağı
25 Ağustos 2018, Cumartesi    Bir Post-Bayram yazısı
19 Ağustos 2018, Pazar    Yerim ben sizin toplumsal seferberliğinizi
18 Ağustos 2018, Cumartesi    Şu kira kuru meselesi
17 Ağustos 2018, Cuma    Şimdi oldu işte
15 Ağustos 2018, Çarşamba    Deneyim, çene, domates ve bizim ekonomistler
14 Ağustos 2018, Salı    Fırsatçı tüccarların raflardaki gezintisi 
13 Ağustos 2018, Pazartesi    Her adam kendine...
7 Ağustos 2018, Salı    Bu ahalinin zekâsıyla dalga geçmeyin

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Cübbenin rengi değişince kahraman olunmuyor
Rasıh REŞAT | 21 Eylül 2018, Cuma
Cübbenin rengi değişince kahraman olunmuyor
Afrika’ya yapılan saldırı davasında KKTC mahkemelerinden beklenmedik derecede hızlı bir şekilde çıkan mahkumiyet kararı karşısında bizi şaşırtan ve de adalete güven duygumu...
Neydi olacağı
Rasıh REŞAT | 6 Eylül 2018, Perşembe
Neydi olacağı
Bizim Mehmet Ekin Vaiz’in zaman zaman kahkahalara boğduğu, zaman zaman ise kara kara düşündürdüğü skeçlerden oluşan haber bülteninin adıdır yazının başlığı. Kıbrıslılar, “Zaten beklenen de buydu” ya da ...
Bir Post-Bayram yazısı
Rasıh REŞAT | 25 Ağustos 2018, Cumartesi
Evet mübarek Kurban Bayramı’nı hep birlikte eda ettik.
9 günlük tatilin sonuna doğru yaklaşıyoruz.
Bugünün ve de yarının tadını çıkarın çünkü Pazartesi günü gerçekler yeniden tokat gibi yüzümüze vuracak.
Unutmuş ol...