Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Rauf R. DENKTAŞ | 17 Mayıs 2011, Salı

Yanlıştan dönmedikçe (1)

Paylaş  
49
158
50

BM Genel Sekreteri Temmuz’da üçlü konferans öngörüyor. Maksat Kıbrıs meselesine “adil ve kalıcı” bir çözüm bulmak.

Formülü de 1977-79’da benimle Makarios ve Kipriyanu arasında varılan anlaşma, yani, iki toplumlu, iki kesimli federasyon!

Her iki taraf da bu formülü papağan gibi tekrarlamakta fakat 34 yıldır görüşülmekte olan bu “adil ve kalıcı” uzlaşma formülü Rumlar tarafından istenmediği için, görüşmeleri devam ettirme oyununa ivme kazandırmaktan başka bir işe yaramamakta ve sahte “Kıbrıs Hükümeti” ünvanı altında seyreden Rum idaresinin Kıbrıs’a sahip çıkma eksersizini desteklemektedir.

BM Genel Sekreterinin bu konuya el atıp tarafları üçlü toplantıya davet etmeden önce 34 yıldır masada duran ve her yönü ile görüşülmüş olan “iki toplumlu, iki kesimli federasyon” formülünün niye sonuç vermediğini sorması gerekirdi.

ABD ile garantör İngiltere’nin 1964’de aldırtmış olduğu Güvenlik Konseyi Kararının “adil ve kalıcı” bir anlaşmaya engel teşkil ettiğini Genel Sekreter halâ göremiyorsa, kendi prestijini ve inanırlığını ayaklar altında atıyor demektir.

Hugo Gobi’nin el kitabını okusa, bu acı gerçeği teslim edecek ve belki rota değiştirecektir.

Bizim görevimiz kendisine yardımcı olmaktır. Bu nedenle şu gerçekleri tekrarlayacağız:

(1) 1960 Antlaşmaları BM’de kayıtlı, geçerli Antlaşmalardır. Bunlar, bir ortaklık devleti, fonksiyonlar açısından fonksiyonel federatif bir devlet meydana getirdi. Bu Enosis ile taksim (yani Yunanistan ile Türkiye) arasında  bir uzlaşmaydı. Bunun kalıcı olabilmesi için iki NATO ülkesini savaşın eşiğine getirmiş olan kavgayı ve içte kendilerini Yunanistan’ın uzantısı olarak gören Rumlarla, kendilerini Türkiye’nin bir parçası olarak gören Türkler arasındaki boğazlaşmayı kalıcı şekilde önlemek için bu durum üç ülke tarafından garantilenmişti.

(2) Kıbrıs meselesi, Rum-Yunan ikilisi; ortaklık devletinin  kuruluşun üçüncü yılında garantilerden kurtulup Enosis’in yolunu açmak için silaha sarılınca ortaya çıktı. 1964’de Güvenlik Konseyinde alınmış olan karar Rumlar açısından “hedefe varış” olarak kabul edildi. Rum liderliğinin uğraşı ve o gün, bu gündür şaşmayan beklentisi Kıbrıs Türklerinin garantilerden vazgeçerek, Rum idaresini meşru hükümet olarak benimsemesidir.

(3) 1977-79’da, “iki kesimli, iki toplumlu federasyon” kararı çerçevesinde yapılan görüşmelerde, zemin, bağlantısızlıktı; garantiler gündemde yoktu ve olamazdı; Kıbrıs, bir bütün olduğunda bile, Türkiye’nin üye olmadığı bir birliğe üye olamazdı; gündemde tek yanlı AB üyeliği ve buna dayanarak garantilerin ortadan kalkması yoktu. Federal Kıbrıs’ın merkezi idaresi, iki eşit egemen birimin mutabakatla merkezi hükümete verecekleri yetkilerle donatılacak, geriye kalan yetkiler, iki tarafa ait egemenlik yetkileri olacaktı.

Bu zemin, BM’nin ABD ile Garantör İngiltere’nin baskıları altında tamamen değişmiş ve Rum tarafının iştahını açmıştır. Rum’un uzlaşmaya ihtiyacı kalmamıştır çünkü o, “meşru Kıbrıs Hükümeti” olarak kabul görmesini adil ve kalıcı bir sonuç olarak değerlendirmektedir.

(devam edecek)

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
8
ONAY BEKLEYENLER
1
18 Mayıs 2011, Çarşamba
Yurtsever         - Lefkoşa
Sevgili Özkıbrıslı,

Sayın Emekli Cumhurbaşkanının 10 ciltlik anıları bile 1964 yılından itibaren başlamış. Daha öncesini, talimatla saray görevlisi, pardon, danışmanı olan Sabahattin İsmail’e havale etmiştir.

Denktaş Bey’in anılarında, Cumhuriyetten kaçtığımız ertesinde Cumhurbaşkanlığı Muavinliği ofisinde bulunan GEÇİCİ MERHALE PLANINDAN hiç söz edilmez. “Onların Akridas Planları varsaydı, bizim de Geçici Merhale Planımız vardı.” denmez.(Bu planla ilgili ayrıntı Ahmet AN’ın “Kıbrıs Nereye Gidiyor?” adlı kitabının 99-110 sayfalarından tam metin olarak edinilebilir.)

23-24 Nisan 1962 gecesi alçakça katledilen 2 genç avukat ve Cumhuriyet Gazetesi sahiplerinden hiç bahsedilmez. Yıllar sonra Emekli Orgeneral ve Eski MGK Genel Sekreteri Sabri Yirmibeşoğlu gerçeği açıklayıp “Kıbrıs’ta cami bombaladık.” Gerçeği hep gizlenmeye çalışılmıştır. Hâlbuki bu gazeteci gençler öldürülmeden bir gün evvel yayınlanan gazetelerinde “maskelerini çok yakında yüzlerinden düşüreceğiz.”demektedirler.

Bu örneklerin onlarcasını daha yazabilirim.

BİR OLAYIN GİZLENİP SAKLANMA NEDENİ NE OLABİLİR? Örneğin TMT 1957 yılında kurulmasına rağmen neden resmi kuruluş tarihi 1 Ağustos 1958 olarak gösterilmiştir. TMT ilk bildirisini 29 Kasım 1957 tarihinde yayınlamıştır ( Ahmet An, sf.127 ). Demek ki 1958 öncesi kurulmuştur.

Bunun tek amacı vardır. 1958 öncesi yapılanları üstlenmeme. İzah edemeyecekleri şeyler ne ola ki?

Dediğin gibi, 1964’den evvel gizlenmek istenenler çok önemli. Bu olayları Aydın Akkurt’a veya Sabahattin İsmail’e bırakmamalıyız.

Türk dilini bile kullanamayan bu cahil Hemşo İsak’ların korkusu da bundandır.

İşte bu gerçekleri ortaya çıkartmak için Denktaş Bey nerede biz oradayız.

18 Mayıs 2011, Çarşamba
Yurtsever         - Lefkoşa
İsak ışık,

Türk dilini bile kullanmaktan acizsin.Kürt veya Ermeni olma ihtimalin yüksek.

Ama sorun değil.İnsan insandır.Aramızdaki fark,ben beynimden dilime vuranları yazıyorum,sen bağırsaklarından altına kaçanı.

Burada yazdıklarım internetten değil hemşom. Denktaş Bey'in anılarından.

Ama senin kelime haznen ve anlama kapasiten tek cümlelik olduğundan anlayamamışsın.

Türk de olsan Rum da Kürt de olsan Ermeni de gerçeklerden kaçamazsın be hemşo.

Haset etme ne olur. Oku senin de olur.

Rumuzum Yurtseven değil,Yurtsever.

Denktaş Bey'in isminin baş harfini küçük yazmışsın, gücenecek.

"sen bu kadar bilgilsin" bu ne demek? Soru mu soruyorsun? Eksik kelimen var.

"niye adaylıgni koymasin" ne demek? Bu nasıl Türkçe ey gafil?

"CB olursun ve doğru yaparak rumlarla anlaşma yaparsın"

Zavallı. Sen Hint fakiri misin?

18 Mayıs 2011, Çarşamba
Özkıbrıslı         - Lefgoşa
Sayın Yurtsever.. Bravo.. Bravo.. Bravo.. Yıldız gibi parlıyorsunuz.. Çok takdir ediyorum sizi.. Uzun zamandır takipçinizim.. Bizim Türk tarafında uzun zamandır, hem de çok uzun zamandır; resmen bir öcü gibi, darakulanın sarmısakdan kaçtığı gibi bir zaman dilimi var! 63! 63! 63! Veya şöyle toparlayım 60-63 dönemi arası.. Nasıl ki Kıbrıslı Rumlar için haytaca “Kıbrıs Sorunu” 74’de başlamış gibi göstermeye çalışıyorlar ya.. Bizimkiler için ise olay sadece 63 “Kanlı noel” ile başlıyor.. Öncesi yok! Yok! Yok! Kayıp zaman! Yaşanmamış gerçeklik!

Yeşilçam yıllarca zırvaladı Kıbrıs Konusu hakkında..! Sezercikten, nice abuk sabuk kahramana kadar! Yıl 2011! Önümüzde ki yıl Rum en büyük hamlesini yapacak ve AB dönem başkanı olacak..! Peki Türk tarafı olarak bizim en büyük kozumuz ne?! Yıl içinde 2 tane sinema filmi çekiliyor.. Ne olduklarını isteyen arar bulur.. Fakat genel olarak konsept “Kanlı noel ve sonrasında ki kanlı bayram event’leri!” Evet.. 2012 için politik hamlemiz bu geyikler olacak! Çünkü sıkmıyor ki 60-63 arası en az Rumlar kadar “Cumhuriyetin” canına okumak için neler yaptığımızı,ne haltlar çevirdiğimizi anlatan girişimlerde bulunmak!!

Evet.. Buradan soruyorum Kıbrıslı Türklere.. Cumhuriyetin 3 yılı hakkında ne biliyorsunuz??!! Neler oldu 3 yıl boyunca “Kanlı NOEL” haricinde..??!! İyi kötü bir şekilde 3 sene mecliste iş yaptı rum/türk mebuslar beraber.. Bilenler biliyordur; cumhuriyetin köküne kibrit suyu dökmek için,sadece rum mebuslar değil,türk mebuslar da çok çabaladı.. Olur olmaz her yasa tasarısına veto’dan,cumhuriyet meclisinin tıkanmasına yol açacak her türlü girişime “Türk Mebuslar(milletvekili)”da çanak tutmadı mı??!! Bunları gerçekten biliyormusunuz??!!

İngiliz Hükümetinin Kıbrıslılara armağanı olan “Kıbrıs Cumhuriyeti”inden sonra; her eve elektrik,su,telefon,TV ve her türlü zirai aracın girdiğini biliyormusunuz??! Her 2 tarafın siyasi entrikacıları haricinde,Kıbrıs da “Cumhuriyet” döneminde ekonominin müthiş bir iveme aldığını ve hatda orta doğunun ilk “Radyo ve TV”(yıl 1960 ilk istasyon RİK) kanalına sahip olduğunu biliyor muydunuz.. Hollywood’un ünlülerinin bile tatilini yapmak için Kıbrıs’ı tercih ettiğini biliyor muydunuz???

Koloni hayatımızdan sonra, biz Kıbrıslıların daha müreffeh bir hayat sürmesi için kurulan “Kıbrıs Cumhuriyeti”… Ve bu cumhuriyetin yıkılmasında Kıbrıslı Rumların payını çok iyi biliyoruz hepimiz.. Kendi adımıza düşen; bu cumhuriyetin yıkılması için bizlerin neler yaptığını bilebilmektir…! Zaman diliminde kör bir zaman gibi 60-63 meclis olayları….!

Dürüst olalım.. Herhangi bir federasyona sıcak bakmıyorsak,çamuru sadece Rumlara atamayız..! Zira en başından biz de her türlü haltı yedik cumhuriyetin yaşamaması için.. Şunu asla unutmayalım; Rumlar cumhuriyetin yıkılması için 1 geldiyse, biz onlara 3 döndük! Evet, bunu yaptık!

Toparlayalım; adam gibi tarih gün yüzüne çıkarılacak bu 1. Sadece Rumlar değil, bizim de ezelden beri beraber yaşmaya gönlümüzün olmadığı(en azından şahin kanat adına) denklere edilecek ve aslanlar gibi müzakerelerden çekileceğiz… Yiyorsa buyurun… Ve kimseyle de dalga geçmeyin.. Yatın kalkın dua edin BM görüşmelerden çekilsin.. O zaman aklansın tüm bu paparanız… Buna da eyvallah.. Takat bırakmadınız Kıbrıs Türkünde.. Çok büyük bir kumar oynuyorsunuz çünkü yıllardır.. Fakat ortada fiş’ler yok.. İnsanlar var.. Izdırap veren de bu değimli ki..?!

18 Mayıs 2011, Çarşamba
Kibrisli         - Kibrisli
Isak isik, sinirlendiniz galba hosunuza gitmayen bilgiler gorunca.

18 Mayıs 2011, Çarşamba
Ali Öz         - Mağusa
Rumda çeyrek akıl olsa, Kıbrıs Türkünü bir kenara itip Türkiyeyle şartsız dost olur. Yanıbaşında 800 milyar dolarlık ekonomi varken, bilinçsizce para harcayan zengin türkiyeli turistleri içeri çekip paralarını almak varken, 300 euroluk all inclusive avrupalı sandüviççi turistten ekmek beklemek ahmaklıktır.

17 Mayıs 2011, Salı
isak isik         - girne
Gavur yurtseven ,denktas nerdeyse sen oralarda ,sen bu kadar bilgilisin sag olsun internet ,niye adayligni koymasin ve CB olursun ve dogru yaparak rumlarla anlasma yaparsin.

17 Mayıs 2011, Salı
Yurtsever         - Lefkoşa
PEKİ, YANLIŞI YAPAN KİM?

DÖNÜN O ZAMAN.

AMA KÖPRÜLERİN ALTINDAN ÇOK SULAR AKTI.

AMAÇ ÜZÜM YEMEK DEĞİL BAĞCIYI DÖVMEKTİ.

İŞTE OLAYIN KAHRAMANININ AĞZINDAN OLAYIN İÇYÜZÜ.

YANLIŞTIR DİYEN BERİ GELSİN.

HAMASETE SIĞINMADAN.

(ATUN, Ata " Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli AB Kararları (1571-1983) Cilt 1" Samtay Vakfı Yayımı:26, 2007, Mağusa. ) Bu kitabın 231-232.sayfalarında: TOPLUMLARARASI GÖRÜŞMELER VE TÜRKLERİN KABUL ETTİĞİ ANAYASAL DEĞİŞİKLİKLER (24 Haziran 1968-26 Ağustos 1968) başlığı altında özetle; "YEREL YÖNETİM KARŞILIĞINDA, TÜRKLER ÖNEMLİ ÖDÜNLER VEREREK ANAYASAL DEĞİŞİKLİKLERİ KABUL ETTİLER" AÇIKLAMASI VARDIR.

O ZAMAN GÖRÜŞMECİ KİMDİR? BU MEŞHUR 13 MADDE, MADEMKİ İDAM FERMANIMIZDI, NEDEN YEREL YÖNETİM KARŞILIĞI (Annan planı zamanı bu tabire çok kızmıştınız.) KABUL EDİLMİŞTİR? NEDEN BU ÖDÜN VERİLMİŞTİR? O ZAMAN GÖRÜŞMECİ OLAN BİRİNİN KABUL ETTİĞİ BU MADDELERİ ŞİMDİ DÖNÜP KIBRIS CUMHURİYETİNİN YIKILIŞ NEDENİ OLARAK GÖSTERMESİ HANGİ MANTIĞA SIĞAR? BİZİ BU KADAR SAF MI SANIYORSUNUZ? SİZE SORMAZLAR MI? O ZAMAN NEDEN BUNLARI KABUL ETTİNİZ DİYE?

Peki, bu aciz duruma nasıl gelindi? Hatalar dizboyu. Kısaca bir kesitini inceleyelim.

(DENKTAŞ, Rauf Raif, " Arşiv Belgeleri ve Notlarıyla İlk Altı Ay" Yorum Yayıncılık, Lefkoşa, 202. ) Bu kitabın 27.sayfasında: Sayın Denktaş'ın Rahmetli Doktor Küçük'e göndermiş olduğu mektupta NE KADAR YANILDIĞI VE NE KADAR YANLIŞ ÖNGÖRÜDE BULUNDUĞU ÇOK AÇIKTIR. Aynen okuyalım: " Yarın ben New York'a hareket ediyorum. Güvenlik Konseyinde senin adına söz isteyeceğim. Vermezlerse genel propaganda ile uğraşacağım. Meselenin İngilizler tarafından Güvenlik Konseyine götürülüşünde ALEYHİMİZE BİRŞEY YOKTUR. ENDİŞE ETMEYİNİZ. MAKARİOS İSTEDİĞİ KARARI ALACAK DURUMDA DEĞİLDİR. BU BİZİM İÇİN BÜYÜK BİR KAZANÇ OLACAKTIR (...) NETİCE LEHİMİZE OLACAKTIR.

Sayfa 28. Dr Küçük, bu müracaatın LEHIMIZE OLMAYACAĞI düşüncesindedir ve bu düşüncesini Ankara'ya duyurur.

Gerisini Ecmel BARUTÇU'dan dinleyelim.( O sıralar New York misyonumuzda başkâtiptir.) " Yapılan temaslar sonunda İngiliz ve Amerikan daimi delegeleri, Kıbrıs için bir karar tasarısı hazırladılar ve bunu Turgut Menemencioğlu'na verdiler. O sıralar Ankara için önemli olan husus, KIBRIS'A BİR AN ÖNCE BARIŞ GÜCÜ GÖNDERİLMESİ ve böylece Kıbrıs Türkleri'nin maruz kaldığı katliamın önlenmesiydi. İngiliz ve Amerikan tasarısı bunu SAĞLADIĞI GIBI Kıbrıs Hükümeti'nin İKİ TOPLUMDAN MEYDANA GELDİĞİ YOLUNDA KIBRIS ANAYASA'SINDA YER ALAN TEMEL HÜKÜMLERDEN HAREKET ETMEKTE VE TASARIDA KIBRIS HÜKÜMETİ SÖZCÜĞÜNÜN GEÇTİĞİ HER YERDE, BU HÜKÜMETİN KIBRIS RUM VE KIBRIS TÜRK TOPLUMLARININ İŞTİRAKİ İLE KURULMUŞ HÜKÜMET OLDUĞU AÇIKÇA BELİRTİLMEKTEYDİ. YANİ TOPLUMLARDAN SADECE BİRİNİN TEMSİL EDİLDİĞİ HÜKÜMETİN MEŞRU HÜKÜMET OLAMAYACAĞI ANLATILMAK İSTENİYORDU. KISACASI ŞİMDİ DÜNYAYA ANLATMAYA ÇALIŞTIĞIMIZ AMA BAŞARAMADIĞIMIZ BUGÜNKÜ ALEYHİMİZDEKİ DURUMUN MEYDANA GELMESİNİ ÖNLEYECEK BİR TASARI HAZIRLANMIŞTI. EĞER BU TASARI KABUL EDİLSEYDİ KIBRISLI RUMLAR'IN ULUSLAR ARASI ALANA KIBRIS HÜKÜMETİ OLARAK ÇIKMALARI OLANAKSIZ HALE GELECEKTİ.

Neticede, Kıbrıs Türklerinin adada uğradığı mezalimi takbih (sorumlu tutan/kınayan) eden bir paragrafın bu karar tasarısına İLAVE EDİLMESİ ÜZERİNDE ISRAR YANLIŞININ ORTAYA ÇIKARDIĞI SONUÇ TAM BİR HÜSRAN OLUYOR.

VE BU ISRAR SONUCU BİLİNEN ANLAMDA KARŞIMIZA BUGÜN KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMSÜZ KALMASININ VE DÜNYADAN DIŞLANMAMIZI SAĞLAYAN MEŞHUR 4 Mart 1964 tarihli 186 sayılı karar ortaya çıkıyor. ( Bu konuda daha fazla ayrıntı isteyen okuyucular: BARUTÇU Ecmel, "Hariciye Koridoru" 21.Yüzyıl Yayınları, Ankara, 1999. sf.25-27. ve ULUDAĞ Güven, "Geçmişi Yeniden Yaşamak Mart 1964" isimli YeniDüzen Gazetesinin Gaile ekindeki 30.08.2010 tarihinde başlayıp 3 hafta süreyle yayınlanan yazı dizisine bakabilirler.)

Önce pembe tablo çizip: "MAKARİOS İSTEDİĞİNİ ALAMAZ. SONUÇ LEHİMİZE OLUR." HAYALLERİ KURAN EMEKLİ CUMHURBAŞKANIMIZ ACABA BUGÜN BU KONU İLE İLGİLİ NE DÜŞÜNÜYOR? VİCDANI SIZLIYOR MU? SUÇLULUK DUYUYOR MU? Bu soruların cevabını bilemeyiz ama İLK ALTI AY adlı kitabının 33. sayfasından o günkü duygularını öğrenebiliriz. Okuyalım: " 4 Mart 1964'de Güvenlik Konseyi Kararı çıkar. KARAR BENİ YIKMIŞTI. TOPLANTI SALONUNDAN AĞLAYARAK ÇIKARIM. MAKARİOS HÜKÜMET OLDUĞUNUN BERATINI ALMIŞ OLACAK. BU İŞİ ARTIK BİTİRMEZ..."

Bu dayanılmaz acı ve marazının ardından New York'tan Dr. Küçük'e ortaya çıkan ŞOK DARBESİNİ hafifletmek için şu mesajı çeker. ( İlk Altı Ay, sf.35), ( Uludağ, sf.4) Özetle istek, talep ve temennileri şöyledir.

1) Bu karar Güvenlik Konseyinde gidilebilecek son noktadır. (Yanlış bir öngörü. GK daha çok çok ilerilere gitmiştir.)

2) Kararı Rumlar zafer olarak nitelendirecek ve Türklerin moralini bozmaya çalışacak. Kararı objektif olarak değerlendirin ve bunun böyle olmadığını duyurun.( Hep yapılan. Halkı kandırın! Milli davada her şey mubahtır.)

3) Makarios, Türkiye'nin takbih edilmesine yönelik bir karar alınmasını istiyordu bu olmadı. ( İlginç! Biz Rumların, Kıbrıs'ta Türklerin uğradığı mezalimden dolayı takbih edilmesini istiyorduk. Bunu beceremedik. Becerememekle de kalmadık İngiliz ve Amerikalıları bu fikirden dolayı olumlu düşüncelerinden caydırarak geri çekilmelerini sağladık. Nasıl da her zaman yapılan gibi olayın sorumluları tersine çevrilmiş.)

4) Bu karar sonucu Türkiye adaya müdahale edemez ama Rumlar da katliamda bulunamaz.( Öngörü yine yanlış. Hem Rumlar katliam yaptı. Hem de Türkiye müdahale etti.)

5) Biz bu karardan istifade ederek kendi bölgemize çekilme yollarını aramalıyız. Şimdiki durumumuzu da muhafaza ederek geri işbirliğine DÖNMEMELİYİZ. ( 5'TE 1 DOĞRU! BUGÜNKÜ DURUMA GELİŞİMİZİN TEMEL SEBEBİ. TAKSİMİN NÜVESİ. DÜNYADAN KOPARTILIŞ SEBEBİMİZ.)

Rahmetli İsmet İnönü, 9 Mart 1964'te İŞBİRLİĞİNE GERİ DÖNÜNÜZ çağrısı yapar. Bu başka bir yazının konusu olacak kadar geniş bir konudur. Ama yıldırım hızıyla her zaman tapılan, şükran çekilen Anavatan'a RED cevabı verilir. Bu kaçıştır ki Kıbrıs Türkünü oyun dışında bırakıp ofsayda düşürmüştür.

Şimdi bu durum ve tutumların verdiği vicdan azabındandır ki hiç durmadan ve bıkıp usanmadan ayni gerçek dışı, doğru olmayan beyanatları verip duruyoruz.

Yurtsever.

17 Mayıs 2011, Salı
ibrahim         - londra
yaziya baslarkende denktas bey,yanlis ve eksik yaziyor,milletten gercekleri sakliyor,1977-1979 benimle makaios kibriaunu arasinda varilan iki toplumlu iki kesimli diyor ancak,TEK EGEMENLIGI,soyleyemiyor,o ki ozamanlar kendisi kabul etti.sonra sayin talat bunlari kabul edinca kendisi sutten cikmis ak kasik oldu.

YAZARIN SON 10 YAZISI
25 Mayıs 2011, Çarşamba    Yolun neresindeyiz?
24 Mayıs 2011, Salı    Seyirci kalınamaz
23 Mayıs 2011, Pazartesi    Dıştan bakınca
21 Mayıs 2011, Cumartesi    Tuzak
20 Mayıs 2011, Cuma    AB Başkanlığı
18 Mayıs 2011, Çarşamba    Yanlıştan dönmedikçe (2)
16 Mayıs 2011, Pazartesi    Kıbrıs'ın dostları
11 Mayıs 2011, Çarşamba    Değişmeyen taktik
10 Mayıs 2011, Salı    Rum'dan Rum'a
6 Mayıs 2011, Cuma    Kırmızı çizgileriymiş

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Yolun neresindeyiz?
Rauf R. DENKTAŞ | 25 Mayıs 2011, Çarşamba
TC Dışişleri Bakanlığı, AB’nin 3 Aralık 2002 tarihli sonuç bildirgesine atıfta bulunarak, Ankara’daki AB Büyükelçiliklerine “aşağıdaki hususları” duyurur:
Kıbrıs Rum Yönetiminin AB’ne ta...
Seyirci kalınamaz
Rauf R. DENKTAŞ | 24 Mayıs 2011, Salı
Rum tarafında yaşayan yüzlerce Kıbrıslı Türk, kime ve neye kandıkları belli değil, Rumların seçimlerinde Rum partilerinin listelerine oy verdi.
Yaptıkları işin 1960’da  Türklere verilmiş olan “iki eş...
Dıştan bakınca
Rauf R. DENKTAŞ | 23 Mayıs 2011, Pazartesi
Max Gevers’in “Uzlaşma Denizin Altında Yatmaktadır” adını verdiği makalesi 1 Mayıs’ta yayınlandı.
Özetlersek Yazara göre Türkiye’nin AB üyesi olma ümidi sıfırlandığına göre Kıbrıs mesele...