Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Prof. Dr. Ata ATUN | 3 Ağustos 2018, Cuma

Son fırsat masalı

Paylaş  
17
10
18

 

Birkaç gündür basında UNFICYP raporu BM Güvenlik Konseyinde görüşülürken, özellikle kulislerde yaşanan tartışmalarda, Kıbrıs sorununun çözümü çabalarında sık sık ‘son fırsat’ ifadesinin yer aldığı ve Kıbrıs sorununun ‘yeni müdahalenin bitişinin ardından öyle ya da böyle sona ereceği’söylemlerinin dile getirildiği görülüyor.

Mutlu Barış Harekatının gerçekleştiği 20 Temmuz 1974 tarihinde özgürlüğümüzü ve egemenliğimizi kazandıktan sonra 20 Haziran 1976 tarihinde ilk kez yapılan KTFD Meclisi seçimlerini kazanıp Meclise girmem sonrasında “Bu sefer müzakerelerin son fırsatı olacak” uyarısını çok kez duydum.

Kofi Annan’dan da duydum, De Soto’dan da, Butros Gali’den de, Verhugen’den de, Barosso’dan da ve diğer ileri gelen politikacı ve siyasilerden de… Artık bu söze ve bu koşul gibi önümüze konan tehdide hiç inanmıyorum.Son fırsatsa son fırsat olsun ve Kıbrıs konusu da koptuğu yerde kalsın diyeceğim ama işte öyle olmuyor. Bir türlü kopmuyor, daha doğrusu kopmasına ve ada üzerinde iki devlet kurulmasına izin verilmiyor. An itibarı ile AB’si ile BM’si ile ve ABD’si ile dünyayı yönetim iplerini ellinde tutan Hıristiyan dünyası, Kıbrıs adasını şu veya bu nedenlerle Helen’lerin egemenliği altına sokmak, önce Türkleri adadan atmak, sonra da adayı Türklerden temizlemek için elden gelen her oyunu, her düzenbazlığı yapmakta. 58 yıldır kabak tadı verdi BM’si de, ABD’si de, AB’si de…

1974 Mutlu Barış Harekatı sonrasında Joe Biden ve Yunan asıllı Menendez ile birlikte Türkiye’ye ambargo koydurtan Yunan asıllı ABD Senatörü GuyBillirakis, geçen gün attığı tweet’te Türkiye’nin adada işgalci olduğunu ve derhal gitmesi gerektiğini yazınca, kendimi gerçekten tutamadım ve kendisine Ortega Raporunu, Atlılar- Sandallar-Muratağa katliamının faillerinin isim listesini, Kumsal’da Binbaşı İlhan’ın karısı ve üç çocuğunu acımasızca katleden EOKA mangasının komutanının adını ve kullandıkları silahları gönderdim. Adam pişkin pişkin, sanki de bilmiyormuş gibi, “bildiklerini yetkililere ver” yanıtını verdi, yalandan şaşırarak!

Tartışma sürdü ve “Türkiye, 1958 NATO Paris görüşmelerinde Averof ile Zorlu’nun mutabakatına, 1959 Zürih ve Londra Anlaşmalarına ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası EK I., Madde 4.’e göre müzakerelerin 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına göre uygun bir şekilde sonlandırılıp ‘Kıbrıslı Türkler kurulacak devlette egemenliğe ve yönetime fiilen ortak olana dek’ TSK adada kalacaktır”dediğim vakit gelen yanıta inanamadım. “Türkiye Kıbrıs Cumhuriyetini tanımıyor ki, iddiaların boş çıktı” yazdı kendisi veya sözcüsü. Bu defa da Makarios’un nasıl ve hangi uyduruk bir doktrinin arkasına saklanıp, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasını tek taraflı ve uluslararası antlaşmalara ve mevcut Anayasa’ya aykırı olarak, sadece Rum Milletvekillerinin oyları ile 1964 ilkbaharında değiştirdiğini, Türklere ortaklık ve egemenlik hakkı veren 13 maddeyi iptal ettiğini ve Türkleri devletten dışladığını anlattım bildiğini bilmeme rağmen. Sonra da Türkiye’nin sadece 1960 Kıbrıs Cumhuriyetini tanıdığını, anayasası anlaşmalara aykırı olarak değiştirilmiş “Sözde Kıbrıs Cumhuriyeti”ni de bu nedenle tanımadığını yazdım. Devamla da “1974 Mutlu Barış Harekatı, Kıbrıs sorunun başlangıcı değil, Rum katliam ve soykırımının sonucudur” diye yazınca ipler koptu…

Sonra ne mi oldu?

Helenlerin Kıbrıs konusunda haklı olduklarına herkesi inandırmak, Kıbrıs’taki ve Yunanistan’daki Rumlar da dahil olmak üzere tüm dünyadaki insanlara 1963-1974 yılında yaşadığımız soykırımı unutturmak/öğretmemek adına 74 öncesi tüm olayların kitaplardan ve arşivlerden Helen kökenliler tarafından bilinçli olarak sildirildiğini bir kez daha somut olarak anladım. Tabii anlayan ben oldum. Rumlar ve Yunanlılar dahil tüm siyasi, politik ve sivil ilgililer, süreç içinde bu başarılı Helen dünyası kökenli “Kıbrıs’ta 1963-1974 döneminde yaşananları gizleme ve çarpıtma” operasyonunun masum birer kurbanları haline geldiler.

Dolayısıyla “Bu Son Fırsattır, kaçırılırsa Kıbrıs sorunu kendi haline bırakılacaktır” hikayelerine asla inanmayın değerli okuyucularım. Hep birlikte daha nicelerini gazetelerdeokuyacağız, demeçlerde duyacağız ve görsel medyada izleyeceğiz eğer kendi göbeğimizi kendimiz kesmezsek... 

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Ocak 2019, Cuma    ABD yolun sonuna mı geldi?
11 Ocak 2019, Cuma    KKTC’de büyük oyun oynanıyor
4 Ocak 2019, Cuma    Yunanistan’dan Türkiye’ye bakış
28 Aralık 2018, Cuma    Orta Doğu yeni oluşumlara gebe
7 Aralık 2018, Cuma    ABD’den Kıbrıs’ta yeni girişimler
4 Aralık 2018, Salı    KKTC’de büyük tehlike: Maronit açılımı
30 Kasım 2018, Cuma    Rumların algı operasyonları gene başladı
16 Kasım 2018, Cuma    Cumhuriyetimizi anavatana borçluyuz
14 Kasım 2018, Çarşamba    İzini bırakıp giden babam Hakkı Atun
2 Kasım 2018, Cuma    Yunanistan’ın Ege ve Kıbrıs siyaseti değişiyor

banner
banner
banner
banner
banner
banner

ABD yolun sonuna mı geldi?
Prof. Dr. Ata ATUN | 18 Ocak 2019, Cuma
ABD yolun sonuna mı geldi?
Geçmişte, imparatorluk, padişahlık, hanlık, krallık ve benzeri gibi kelimelerle tanımlanmış her devlet, doğmuş, büyümüş ve zamanı gelince de tarihten silinmiş.
Ekonomik katakullelerledünya...
KKTC’de büyük oyun oynanıyor
Prof. Dr. Ata ATUN | 11 Ocak 2019, Cuma
KKTC’de büyük oyun oynanıyor
KKTC’de yaşayan Kıbrıs Türklerini Rum egemenliği altına sokmak için 17 yıl önce önce senaryosu yazılmış ve sonra da uygulamaya konulmuş, uzun vadeli sinsi bir plan, istikrarlı bir şekilde...
Yunanistan’dan Türkiye’ye bakış
Prof. Dr. Ata ATUN | 4 Ocak 2019, Cuma
Yunanistan’dan Türkiye’ye bakış
Eskiden, daha doğrusu 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı öncesi yıllarda Türkiye’yi  “Anavatan” olarak tanımlarken, İngiltere’yi de “Üvey anavatan” (Motherland in law) olarak tanımlar ve gü...