Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> İÇ HABERLER 14 Nisan 2019, Pazar 10:43
banner

Arıklı: "İktidar olmaya kilitlendik"

Arıklı: İktidar olmaya kilitlendikYeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkanı Erhan Arıklı, muhtemel bir seçime en hazır partinin YDP olduğunu belirterek, “İktidar olmaya kilitlendik” dedi.
Paylaş  
10
11
10
2

Üye sayılarının 6 bin 500’e ulaştığını bunu 7 bin 500 daha sonra da 10 bine çıkarmak hedefinde olduklarını ifade eden Erhan Arıklı, “Bugünkü oy oranımızın yüzde 17-20 arasında olduğu yönünde tespitlerimiz var. Bu bizim için yeterli bir rakam değil bunu mutlaka yüzde 25’lere ulaştırmamız lazım. Bunun karşılığında da 15 civarı milletvekili bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Mecliste olup denenmeyen tek parti olarak YDP’nin halkın umudu haline geldiğini vurgulayan Arıklı “Bir şans da bunlara verelim diyen ciddi bir kitle var” diyerek, bu nedenle hazırlık yaptıklarını, tüzük değişikliğine giderek “Gölge Kabine” oluşturup iktidara hazır olacaklarını söyledi.
TC-KKTC Ekonomik protokolünün imzalanmamasının ciddi sıkıntılar yaratmakta olduğunu belirten Erhan Arıklı, “Hükümetin hazırlayıp Türkiye’ye gönderdiği taslak Türkiye’nin murat ettiği ve zaman zaman bize önerdiği ve geçmişte imzalanan protokollerden farklı, muğlak, hiçbir amacı ve hedefi olmayan bir taslak. Türkiye’nin bunu imzalayacağını sanmıyorum” dedi.

Ekonomik protokolün söylendiği gibi imzalanmaması halinde Başbakan’ın Mayıs sonu itibarıyla istifasını vermesi gerektiğini söyleyen Arıklı, “Bu yapı daha fazla belirsizliği kaldıramaz” ifadesini kullandı.

BM’nin Kıbrıs konusunda artık ‘son oyun’ ilan edeceğini veya Kıbrıs konusunda bundan sonra insiyatif üstlenmeyeceğini deklere edeceği değerlendirmesinde bulunan Erhan Arıklı, Kıbrıs meselesi ve müzakerelerin uzunca bir süre buzdolabına konulacağını düşündüğünü söyledi.
Arıklı, “Şu anda mecliste 35 milletvekili federasyon konusunda tavrını net olarak ortaya koydu. Başka alternatiflerin öngörülmesi gerektiğini söyleyen bir milletvekili çoğunluğu var. Seçilecek yeni cumhurbaşkanı bu parlamenter çoğunluğu da arkasına alarak Türkiye ile istişare içinde yeni hedef belirleme durumunda olacak. Buna biz ‘B Planı’ diyoruz. B Planı uygulamaya konacak” dedi.

“İKTİDAR OLMAYA KİLİTLENDİK”

TAK’ın sorularını yanıtlayan Yeniden Doğuş Partisi (YDP ) Genel Başkanı Erhan Arıklı, YDP’nin sahada ve enerjisi had safhada olan bir parti olduğunu belirterek, “İktidar olmaya kilitlendik” dedi.

Partide ciddi bir heyecan bulunduğunu, tabanın hemen hergün bir yerlerde organizasyon yapmakta olduğunu, yapının giderek büyüdüğünü kaydeden Arıklı, “Üye sayımız şu anda 6 bin 500’e ulaştı. Bu rakamı normalde 7 bin 500 yapmamız gerekiyordu ama bu rakama ulaştıktan sonraki ikinci hedef de 10 bine ulaşmak” ifadelerini kullandı.

Üye sayısına bakıldığında KKTC’de ikinci siyasi parti durumunda olduklarını belirten Arıklı, CTP’yi geçtiklerini, 10 bine ulaşarak UBP’yi de geçmeyi hedeflediklerini söyledi.

Yeni üye kaydında bazı teknik sıkıntılar yaşamakta olduklarını da anlatan Arıklı, Siyasi Partiler Yasası’na göre, bir siyasi partiden istifa eden üyenin bir başka siyasi partiye üye olabilmek için eski partisine istifasını onaylatması gerektiğini, Kıbrıs gibi küçük bir yerde geçmişte iyi ilişkiler içinde olduğu bir partiye giderek istifa ettiğini onaylatmasının doğru olmadığını belirtti.

Arıklı, “Bu madde yasaya nasıl girdi bilmiyorum ama bu madde nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Umarım bunları değiştiririz” dedi.

TÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİ İLE “GÖLGE KABİNE”…

Bir taraftan üye sayısını çoğaltırken diğer yandan da tüzük değişikliği yaparak “Gölge Kabine” oluşturmak için altyapı çalışması içinde olduklarını anlatan Arıklı şöyle konuştu:

“İktidara hazır olarak gelmek istiyoruz. Bütün yasa tasarıları elimizde hazır olacak. İktidara gelince 3 ay içerisinde en önemli yasal tedbirleri almak ve elimizdeki bakanlıklarda en iyi icraatı yapmak için hazırlanıyoruz. Partiyi hem lojistik açıdan hazırlıyoruz, hem de muhtemel aday arkadaşları yetiştiriyoruz.”

Arıklı, birkaç hafta içerisinde tüzük kurultayını yapacaklarını, MYK’nın toplanarak tarihi belirleyeceğini kaydetti.
Arıklı, “İyi gidiyoruz. Sürekli sahadayız. Seçimlerden sonra hiç ‘eve ‘ girmedik. Bu nedenle hangi tarihte yapılırsa yapılsın muhtemel bir seçim için seçime en hazır parti YDP” dedi.
3. MİLLETVEKİLİNİN KAYBI…
Seçimlerde iki milletvekili çıkardıklarını, üçüncü milletvekilinin “alengirli oyunlarla ellerinden alındığını” belirten Erhan Arıklı, “Şikayet etme hakkımız yok çünkü şikayet edebilmek için sandıklara hakim olmamız gerekiyordu. Sandıklara hakim olamadığımız için itiraz etme durumumuz da yoktu. Üçüncü milletvekilliğini göz göre göre kaybettik” ifadelerini kullandı.

SANDIK GÖREVLİLERİ ŞİMDİDEN BELİRLENİYOR

Bunu bildikleri için şimdiden bu konuda tedbir almakta olduklarını, Genel Sekreter başkanlığındaki bir ekibin seçim olmamasına rağmen sandık görevlilerini şimdiden belirlemekte olduğunu kaydeden YDP Genel Başkanı Arıklı, “Ada çapındaki 800’e yakın sandığın görevlilerini şimdiden belirleme kampanyası başlattık” diye konuştu.

“HEDEF İLK SEÇİMDE İKTİDARI ELE GEÇİRME…YÜZDE 17-20 OY ORANIMIZ VAR”

Arıklı şöyle devam etti:

“Hedef yapılacak ilk genel seçimlerde iktidarı ele geçirmek veya hükümetin en güçlü ortağı olabilecek bir yapıya kavuşmak. Şu anki oy oranımızın yüzde 17-20 arasında olduğu yönünde tespitlerimiz var. Bu bizim için yeterli bir rakam değil bunu mutlaka yüzde 25’lere ulaştırmamız lazım. Bunun karşılığında da 15 civarı milletvekili bekliyoruz. Üye sayımızla bu enerjik yapımızla hedefimizin çok da uzak olmadığının farkındayız. Zaten 7 bin 500 üyenin siyasetteki karşılığı yüzde 20-21 oydur. Bunun karşılığı da 11-12 milletvekilidir ki biz bu rakamı çok daha yükseklere çıkarmayı hedefliyoruz.”

“MECLİS’TE DENENMEYEN TEK PARTİ…”

Ülkenin her yerini dolaşmakta olduklarını, halkın en fazla şikayetçi olduğu konuların ekonomi, eğitim ve sağlık konusunda olduğunu belirten Arıklı, “Geçinememe, elektrik faturalarını ödeyememe ve sağlık hizmetlerinden yararlanamama gibi konular halkın gündemini meşgul ediyor” dedi.

YDP’nin Meclis’te olup denenmeyen tek parti olduğunu ifade eden Erhan Arıklı, 6 partinin 5 tanesinin denendiğini veya denenmekte olduğunu, iktidara gelmeyen tek partinin YDP olduğuna işaret etti.

“YDP halkın umudu haline geldi” diyen Arıklı şöyle konuştu:

“Bir şans da bunlara verelim diyen ciddi bir kitle var. İktidardaki siyasi partilerin vaatlerini ve verdikleri sözleri yerine getirmemeleri, iş başına gelmelerine rağmen bir takım bahanelerle vaatlerinden uzak olmaları nedeniyle halk denenmemiş tek siyasi parti olan YDP’ye yöneliyor. YDP’nin duruşu da oldukça iyi. Sorumlu bir muhalefet anlayışıyla mecliste oldukça sempati topluyoruz. Gerek benim gerekse Bertan Zaroğlu’nun konuşmalarında halkın sorunlarını yapıcı bir üslupla dile getirmemiz halkın bize saygı duymasını ve yönelmesini sağlıyor.”

“ALGI OPERASYONUNU ORTADAN KALDIRDIK…KÖK KIBRISLILAR DA GELİYOR”

Başlarda bir algı operasyonu olduğunu ve bunu büyük oranda ortadan kaldırdıklarını vurgulayan Arıklı, “ ‘Bunlar Türkiyelilerin partisi’ ‘Bunlar ayrımcı parti ‘ ‘bunlar geldiklerinde bölücülük ayrımcılık yapacaklar ‘ gibi algılar vardı. Özellikle rakiplerimiz bu algıyı yarattı. Bunu kaldırdık. Artık kök Kıbrıslı kardeşlerimiz de yoğun bir şekilde partimize geliyorlar. Hergün en az iki üç tane kök Kıbrıslı yeni kardeşimiz partiye üye oluyor. Üst kademede yer alan bir sürü kök Kıbrıslı kardeşimiz de var”dedi.

“YDP KKTC’nin, Kıbrıs’ın partisidir. Kıbrıs’ın partisi olarak Kıbrıs Türkü’nün doğum yerlerine bakmaksızın, etnik kökenine, dini ve ideolojik düşüncesine bakmaksızın herkesi kucaklayan bir siyasi parti siyasi hareket. Bu nedenle çok sempatik görülüyoruz. Büyük ilgi var. Bu ilgiyi karşılamakta zaman zaman güçlük çekiyoruz” diyen Arıklı, telefonla veya sosyal medya üzerinden ulaşıp da üye olmak isteyen birçok kişi olduğunu, bu kişiler için Genel Sekreterin ayrı bir birim kurmakta olduğunu kaydetti.

“DÜŞÜNCELERİMİZİ FİKİRLERİMİZİ İDEALLERİMİZİ VAATLERİMİZİ PROJELERİMİZİ YANSITABİLECEĞİMİZ BİR KOALİSYON”

Arıklı şöyle devam etti:

“Halkın bize bir şans vereceğini düşünüyoruz. O şansı iyi değerlendirip heba etmememiz lazım. Bütün hazırlıklarımızı ona göre yapıyoruz. O şansı biz de hovardaca harcarsak bizim sonumuz mevcut siyasi partilerin sonlarından çok daha kötü olur. Çünkü bizim tabanımızın hayal kırıklığı başkalarının tabanının hayal kırıklığına benzemez. Üzerimizi bir çizerse tam çizer. Siyaseten bizi gömer. Bu nedenle çok ciddi hazırlıklarımız var. Ne olursa olsun koalisyonun bir parçası olalım hevesinde ve düşüncesinde değiliz. Düşüncelerimizi fikirlerimizi ideallerimizi vaatlerimizi projelerimizi yansıtabileceğimiz bir koalisyona gireriz.”

7 Ocak seçimlerinden sonra UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün gelip koalisyon kuralım teklifinde bulunduğunda kendisine önceliklerinin olduğu bir liste verdiklerini ve ‘Bu listeyi hükümet programına koyup takvimlendirirsek biz bakanlık pazarlığı bile yapmayız’ dediklerini de anlatan Arıklı, “Artık Kıbrıs’ta bir siyasi partinin tek başına iktidara gelme kapıları kapandı. Bu seçim yasası ve siyasi yapı ile tek başına iktidar mümkün değil. Muhtemel ortağımıza tavrımız aynı olur” dedi.

MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ İLE YAPISAL DÖNÜŞÜM…

“Milli Mütabakat Hükümeti” kurma önerisini de açan Erhan Arıklı, bunun elzem ve ihtiyaç olan bir model olduğunu vurguladı.

“Bu elzem çünkü bugünkü hantallaşmış, şişkin devlet yapısını ve deforme olmuş kamu kuruluşlarımızı siyasi yapımızı düzeltmek için ciddi siyasal dönüşümlere, reformlara ihtiyacımız var” diyen Arıklı, “Bunun için hiçbir siyasi partinin yalnız başına alamayacağı çok sert tedbirleri de almamız gerekiyor. Bu tedbirleri alacak siyasi partiler sonraki seçimlerde cezalandırılır” dedi.

Buna Türkiye’deki 2001 krizini örnek gösteren Arıklı, bugün KKTC’de de yapılması gereken işler ve alınması gereken tedbirler olduğunu, bunu siyasi partilerin göze alamadığını söyledi.

Arıklı şöyle devam etti:

“Meclis’te bir Milli Mutabakat Hükümeti kuralım. Buna bütün siyasi partileri dahil edelim. Bu hükümet teknotratlardan oluşsun. Yapısal dönüşümü yapsın. Ondan sonra gerekirse seçime gidelim Hatta başkanlık sistemine geçelim. Bunları oturup konuşalım. Ama bunları 1 veya 2 siyası partinin yapabilmesi mümkün değil. Hükümette 4 siyasi parti var yapılması gereken reformlar konusunda biz de destek vereceğimizi söylüyoruz 5 siyasi parti. UBP dışında 5 siyasi parti alınacak tedbirlere destek belirtiyor ama yapılamıyor. Niçin? Çünkü çekince ve kaygıları var göze alamıyorlar. Bu siyasi faturayı ödemeye güçleri ve cesaretleri yok. Öyleyse siz yapmayın taşın altına herkes elini koysun. Yapısal dönüşümü o hükümet yapsın sonra da seçime gidilsin. Bu süreli de olabilir . Ama bunun karşılığını henüz alamadık ama seslendirmeye devam edeceğiz. En azından halk duyar. Biz buna hazırız”

KKTC’YE BAŞKANLIK SİSTEMİ

Başkanlık sistemi söylemlerine de açıklık getiren YDP Genel Başkanı Arıklı, dünyada çeşit çeşit başkanlık sistemleri olduğuna işaret etti.
ABD, Güney Kıbrıs, Türkiye, Güney Kore gibi ülkeleri örnek gösteren Arıklı, her devlet kendine uygun sistem kurduğunu söyledi.

“Bize en uygun sisten Güney Kıbrıs’taki sistem” diyen Arıklı, bir Başkan olup belirli sürelerde seçilmesi, meclisin görevinin yasa yapmakla sınırlı, yasama yürütme ve yargının tamamen bağımsız olması, bakanları Başkan’ın ataması ve halka hesabı Başkan’ın vereceği bir sistem önerdiğini anlattı.

“Demokratik parlamenter sistem ada ülkesinde bizi buraya kadar getirebildi” diyen Arıklı, parlamenter sistemin daha ileriye taşınamayacağını acil sistem değişikliği gerektiğini belirtti.

“HÜKÜMETİN TASLAĞI ELİMİZDE …TÜRKİYE BU EKONOMİK PROTOKOLE KOLAY KOLAY İMZA ATMAZ”

Ekonomik protokol konusuna da değinen Erhan Arıklı, ellerinde KKTC hükümeti tarafından hazırlanıp Türkiye’ye iletilen bir anlaşma taslağı bulunduğunu belirterek, “Bu taslak Türkiye’nin murat ettiği ve zaman zaman bize önerdiği ve geçmişte imzalanan protokollerden farklı, muğlak, hiçbir amacı ve hedefi olmayan bir taslak” dedi.

Türkiye’nin bu protokol taslağına kolay kolay imza atabileceğini düşünmediğini kaydeden Arıklı, bu taslağın hükümetçe yalanlanmadığına da dikkat çekti.

“BAŞBAKAN TOPLUMU BEKLENTİYE SOKTU…İMZA ATILMAZSA HÜKÜMET BİTER”

Başbakanın ekonomik protokolün Nisan ayında tamamlanacağını, Mayıs’ta imzalanacağını ve Haziran ayına doğru da para akışının başlayacağını açıkladığını hatırlatan Arıklı, “Başbakan toplumu beklentiye soktu. Bu protokol şu yada bu şekilde Nisan sonu tamamlanıp mayıs ayında imzalanmazsa hükümet kendiliğinden biter. Başbakan kendi kendini bağladı” dedi.

Toplumda tüm kesimlerin protokolün biran önce imzalanmasını, para akışının sağlanmasını, yatırımların başlamasını beklediğine işaret eden Arıklı, “Yolların çukur içinde olmasının nedeni bile ekonomik protokolün imzalanmaması nedeniyle devletin yolları tamir edecek parasının olmamasından kaynaklanıyor” şeklinde konuştu.

“BAŞBAKAN İSTİFASINI VERMELİ…”

Maliye’nin en küçük faturaları bile ödemekten aciz olduğunu, maliyenin memur maaşlarını nasıl ödeyeceğinin peşine düştüğünü savunan Arıklı, “Bu sarmaldan çıkmamız gerekiyor” dedi.

Ekonomik protokolün söylendiği gibi imzalanmaması halinde Başbakan’ın Mayıs sonu itibarıyla istifasını vermesi gerektiğini söyleyen Arıklı, “Bu yapı daha fazla belirsizliği kaldıramaz” ifadesini kullandı.

Sürekli bahanelerle oyalama yapıldığını, son olarak da Türkiye’deki seçimlerin bahane edildiğini anlatan Arıklı, Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük bir devlet olduğunu KKTC’ye ayıracağı kaynağın devede kulak bile olmadığını ancak Türkiye’nin KKTC’den istediği reformları uygulayacak hükümet istediğini, bunun için kaynak aktarmadığını söyledi.

Arıklı, Ekonomik Protokol Nisan ayında hazırlanıp mayısta imzalanırsa herkesin rahatlayacağını ancak imzalanmazsa hükümet ve başbakanın vereceği istifa mektubunu şimdiden hazırlaması gerektiğini belirtti. Arıklı istifa sonrası yeni ciddi bir hükümet kurulup para akışının sağlanabileceğini kaydetti.

“İmzalanmazsa bundan daha kötüsü ne olabilir diyor vatandaş” diyen Arıklı, Kıbrıs Türkü’nün yokluklara alışkın olduğunu ancak kaynak varken bunu kullanmayı beceremeyen siyasilere tahammülü olmadığını da vurguladı.

KAMU REFORMU…”HÜKÜMETİ SAMİMİYETSİZ BULUYORUM”

Kamu reformu konusunda da değerlendirmelerde bulunan Arıklı, yapılmak istenenin reform olmadığını Kamu reformunda tam teşekküllü bir düzenleme gerektiğini ancak bugün yapılanın kamu personelinin düzenlemesi olduğunu belirtti.

İşçilerin memurluğa geçişi için birtakım düzenlemeler yapılmakta olduğunu savunan Arıklı, “Adeta memur sendikalarına adam devşirmek için operasyon yapılıyor. Bu doğru değil. Hükümeti samimiyetsiz buluyorum” dedi.

Hükümetin bu düzenleme ile, denetleme ve cezayı getirmek istediğini söylemekte olduğunu ancak mevcut yasaların buna olanak tanıdığını ifade eden Arıklı, “KKTC küçük bir ülke olduğundan kişisel ve ailesel ilişkilerin ön plana çıktığı bir yapıda üst amirin alttaki personele düşük not verip onu ekonomik açıdan yada barem açısından cezalandırması mümkün değil. Kıbrıs’ta bu olmaz. Bu tür palyatif tedbirleri bize reform diye yutturmaları doğru değil” şeklinde konuştu.

“LUTE’UN ADADA TEMAS YAPMASINA GEREK YOKTU..”

Kıbrıs sorunu konusuna da değinen YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı, BM Genel Sekreteri’nin geçici Kıbrıs Özel Danışmanı Jane Holl Lute’un adada temas yapmasına gerek olmadığını, Lute gelmeden iki tarafın da olmazsa olmaz şartlarını ortaya koyduğunu ifade etti.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, sıfır asker sıfır garanti ve siyasi eşitlik olamayacağını söyleyerek kendini bağladığını, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da siyasi eşitliğin olmazsa olmaz olduğunu söylediğini, TC Dışişleri Bakanı’nın da güvenliğin her zamankinden daha önemli olduğunu ifade ettiğini anlatan Erhan Arıklı şöyle devam etti:

“KIBRIS SORUNU BUZ DOLABINA KALKACAK”

“Taraflar bu kadar keskin olarak tavırlarını ortaya koyduktan sonra Lute’un buraya gelişi tamamen sembolik oldu. Prosedürü tamamlama gelişiydi, geldi hiçbirşey bulamadı. Tarafların oldukları yerde çakılı olduğunu gördü. Şimdi raporunu yazıyor. Genel Sekreter rapor doğrultusunda Güvenlik Konseyi’ne kendi raporunu sunacak. Bana göre BM artık bizim için ‘son oyun’ ilan edecek. Veya BM’nin artık Kıbrıs konusunda insiyatif üstlenmeyeceğini deklere edecek. Kıbrıs meselesi ve müzakereler uzunca bir süre buzdolabına konulacak.

“KKTC’NİN TC İLE BİRLİKTE ALMASI GEREKEN TEDBİRLER…B PLANI”

Bizim bu noktada Türkiye ile birlikte almamız gereken tedbirler var. Hala tek yolun federasyon olduğunu söyleyen Sayın Akıncı’nın bu yola başvurabileceğini düşünmüyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar yaprak kıpırdamayacak. Cumhurbaşkanlığı seçimi olur Türkiye ile uyum içinde çalışacak bir Cumhurbaşkanı iş başına gelir, hükümetlerle durum değerlendirmesi yapılır. Şu anda mecliste 35 milletvekili federasyon konusunda tavrını net olarak ortaya koydu. Başka alternatiflerin öngörülmesi gerektiğini söyleyen bir milletvekili çoğunluğu var. Seçilecek yeni cumhurbaşkanı bu parlamenter çoğunluğu da arkasına alarak Türkiye ile istişare içinde Türkiye ile yeni hedef belirleme durumunda olacak. Buna biz ‘B Planı’ diyoruz. B Planı uygulamaya konacak.”

DOĞU AKDENİZ’DEKİ HİDROKARBON YATAKLARI

Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yatakları konusuna da değinen Arıklı, bunların boyutlarının muamma olduğunu, tespit edilen gaz rezervlerinin East-Med boru hattını fizibil kılacak zenginlikte olmadığını belirtti.

Doğu Akdeniz’de tespit edilen hidrokarbonu avrupaya aktarmanın tek yolunun Türkiye üstünden olduğunu ancak bunun siyasi sebeplerle gündeme gelmediğini anlatan Arıklı, Türkiye’nin Güney Kıbrıs İsrail ve Mısırla ilişkilerinin kötü olmasının bunda payı olduğunu söyledi.
Kendisinin bu konuda bir önerisi olduğunu hatırlatan Arıklı, Güney Kıbrıs’ın, ‘İsrail, Mısır’ gibi devletleri yanına alarak bir pakt oluşturması karşılığında, KKTC’nin Lübnan, Suriye ve Türkiye ile bir pakt oluşturması gerektiğini belirtti.

Suriyenin gaz haklarını Rusya’nın elinde tuttuğuna işaret eden Arıklı, Doğu Akdeniz’den Türkiye gibi Rusyanın da dışlanmak istendiğini, bu yeni pakt kurma önerisinin önümüzdeki günlerde hayat bulacağına inandığını söyledi.

Arıklı, “Doğu Akdeniz’de Rumların ortaya çıkarmayı düşündüğü hidrokarbon gaz rezervlerinin yeterli olmadığı noktada Avrupa ve ABD’nin Güney Kıbrıs’a baskı yapıp Kuzey Kıbrıs’ı içine alan bir yapıyla boru hattının Türkiye üzerinden geçmesini sağlamaları gerekiyor. Ama burada ekonomi değil siyaset önde. Umarım bu bir sıcak çatışmaya dönmez. Türkiye daha aktif olmalı. KKTC’nin siyasi seviyesini yükseltmesi gerekiyor ” dedi.

TAK

banner

banner

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
11
 
0
 
3
 
1
 
0
 
Cyprus Map Lefke Güzelyurt Alayköy Lapta Alsancak Girne Dikmen Çatalköy Gönyeli Lefkoşa Akıncılar Vadili Esentepe Tatlısu Değirmenlik Serdarlı Paşaköy Akdoğan Beyarmudu Mağusa İnönü Yeniboğaziçi Geçitkale Ískele Büyükkonuk Mehmetçik Yenierenköy Dipkarpaz

Facebook yorum
YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
14 Nisan 2019, Pazar
Hasan         - Girne
Her Kibrisli Turke karsi 5 TC kokenli.Burda irkcilik yapmiyorum ama sen ve senin gibiler ARIKLI bey kendi ulkenizde bizim dustugumuz duruma dusseydiniz ne yapardiniz cok merak edilir.Hukumet oldugunuzda ne olacak.1974 yazında Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarının %37’lik kuzey kısmını askeri işgal(biz baris harekati dedik ama dunya isgal olarak gordu,goruyor) altına alması ardından “mevsimlik işçi” adıyla adaya taşınan Türkiyeli nüfus, son dönemlerde Kıbrıs Türk kamuoyunda tartışma konusu olmaya başlamıştır. Kendilerine KKTC yurttaşlığı verilerek, yıllardır işgal rejimine siyasi destek vermek üzere oy deposu olarak kullanıldıklarını ifşa etmiş olan TC’li nüfusun uluslararası hukuktaki yeri de, artık haklı olarak sorgulanmaktadır. Bu durum, İsrail’in 1967 yılında işgal ettiği Ürdün nehrinin batı yakası ve Gaza kıyı şeridinde uyguladığı nüfus yerleştirme politikasına çok benzemektedir. Türkiye’nin Filistin Arap topraklarının İsrail tarafından işgalini ve buraya nüfus taşımasını, diğer dünya devletleri gibi kınamış olmasına rağmen, aynı yasadışı uygulamayı, 1974 yılından beri bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğünün garantörü olduğu Kıbrıs’ta sürdürmesi, ilginç bir çelişki olarak ortada durmaktadır. Her iki olay da, uluslararası hukukta, “uzun süren askeri işgal” kategorisine girmektedir.
ULUSLARARASI SAVAŞ HUKUKU NE DİYOR?
Bilindiği gibi 1949 tarihli “Savaş Zamanlarında Sivil Kişilerin Korunmasına İlişkin Dördüncü Cenevre Sözleşmesi”nin 49(6). maddesi, yabancı bir ülkenin düşmanca işgali durumuyla ilgili olarak şöyle demektedir:

“İşgalci güç, işgal ettiği bölgeye, kendisine ait sivil nüfusun bir kısmını aktaramayacak veya sürgün yoluyla göndermeyecektir.”

Ne yazık ki, Türkiye, 1974’den başlayarak, 100 binden fazla Türkiye kökenli sivil nüfusu Kuzey Kıbrıs’a yerleştirerek, bu uygulamayı günümüze kadar da sürdürmüş ve Cenevre Sözleşmesini çiğnemiştir.

Avrupa Topluluğu Devletlerinin 12 Dışişleri Bakanları adına Eylül 1987 tarihinde yayımlanan bildiride, İsrail’deki benzeri durum için şöyle denmekteydi:

“Dışişleri Bakanları, her yeni ve her var olan yerleşim birimini, uluslararası hukukun çiğnenmesi olarak değerlendirmekte ve İsrail hükümetini, işgal ettiği bölgelerdeki yerleşim birimlerinde yasadışı politika uygulamasına bir son vermeye çağırmaktadır.”

Benzeri ifadeler Birleşmiş Milletler Örgütü’nün yıllardır almakta olduğu kararlarda da vardır. BM Güvenlik Konseyi, 28 Kasım 1990 tarihinde oybirliği ile aldığı 677 numaralı kararında, Irak’ın Kuveyt’i işgali sırasında işgal topraklarındaki nüfus yapısını değiştirme çabalarını kınamış ve işgal edilmiş topraklardaki demografik yapının değiştirilmesi için atılan adımların uzun erimli etkileri konusunda işgal güçlerini engellemenin önemini vurgulamıştı.

Uluslararası Kızılhaç Örgütü’nün, 49(6). madde ile ilgili yorumu ise şöyledir:

“Bu madde ile amaçlanan, İkinci Dünya Savaşı sırasında benimsenen bir uygulamayı önlemektir. Buna göre, bazı devletler, siyasal ve ırksal nedenlerle işgal ettikleri bölgeye kendi nüfuslarından bölümleri bu işgal bölgelerine aktararak, kendi iddialarına göre, bu toprakları sömürgeleştirmeyi amaçlamaktaydılar.”

Türkiye’nin kuzey Kıbrıs’ta yaptıkları da aynen buna uymaktadır. Nitekim Birleşmiş Milletler örgütünün Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak aldığı çeşitli karar ve açıklamalarda, Kıbrıs’taki demografik yapının değiştirilmesinden duyulan üzüntü dile getirilmiştir. Örneğin BM Genel Kurulu’nun 20 Kasım 1975 tarihli ve 3395 numaralı kararında, “bütün taraflar, Kıbrıs’ın demografik yapısında değişiklikler yapma da içinde, 3212 numaralı karara ters düşecek tek yanlı eylemlerden kaçınmaya” çağrılmaktadır. 9 Kasım 1978 tarihli ve 33/15 numaralı BM Genel Kurulu kararında da, “Kıbrıs’ın demografik yapısını değiştirmiş olan bütün tek yanlı eylemlerle ilgili olarak da” üzüntü duyulduğu ifade edilmektedir. BM Genel Kurulu, 20 Kasım 1979 tarihli (No.34/30) ve 13 Mayıs 1983 tarihli (No.37/253) kararlarında da bu durumu yeniden teyit etmiştir.

“Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması ile ilgili Alt Komisyon”un 2 Eylül 1987 tarihli kararında ise şöyle denmektedir:

“Bir çeşit sömürgecilik oluşturan ve Kıbrıs’ın demografik yapısını yasadışı olarak değiştirme girişimi olan, Kıbrıs’taki işgal altındaki bölgelere yerleşimcilerin getirilmesi politikası ve uygulamasından da endişe duyulmaktadır.”

Zaman zaman görüşme masasında da konuşulan ve Türkiye’den Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgelerine aktarılmış olan bu nüfustan bütün BM belgelerde hep dolaylı olarak söz edilmektedir. Ama Kıbrıs sorununun çözümlenmesi aşamasında mutlaka halledilmesi gereken ana konulardan birisini oluşturmaktadır. Allah askina sayin editor ozelden sayin Arikli'ya gonderin.

14 Nisan 2019, Pazar
Bora         - Girne
Olmaz,olamaz Arikli gardas(KIBRISLILAR GARDAS DER BIRADER DEGIL).Niye olamaz cunku adada cozum daha olmadi,olmadigi icin de sen ve senin gibi yerlesikler(1 milyona yakin)ilegalsiniz yani BM'ye gore tasima yabanci nufus,buda esittir savas suclulugu.Once bir cozum olsun,durumunuz belli olsun sonra konusursunuz.Okumus adamsin,bunlari bilmen lazim.Birazcik saygili olun adanin yerlilerine.

banner
banner
banner
banner
banner

Hasipoğlu: 'Artık Rum tarafının keyfini bekleyecek değiliz. Kapalı maraş'ı aç...
image UBP Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu Kapalı Maraş'ın açılmasında bir dönüm noktasında olunduğunu kaydetti ve “Artık Rum tarafının keyfini bekleyecek değiliz. Kapalı Maraş'ı açma niyetindeyiz" dedi.
Bugünün en çok okunan 10 haberi sizler için hazırladık
image 17/08/2019 tarihli en çok okunan 10 haberi sizler için hazırladık.
KSP: 'Demokratik, ilerici ve devrimci sanat yapıtlarını yasaklayan zihniyeti ...
image Kıbrıs Sosyalist Partisi, “Halk için sanat düşüncesinden korkarak demokratik, ilerici ve devrimci sanat yapıtlarını yasaklayan zihniyeti kınıyoruz” dedi.