Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 9 Şubat 2018, Cuma
Yargıya ve yargıçlara sahip çıkmak
Paylaş  
18
134
19

Üç beş kişi de olsalar; yazdıklarımı, söylediklerimi, sevdiklerimi, saydıklarımı, desteklediklerimi veya desteklemediklerimi beğenmiyorlar; her türlü hakareti edebiliyorlar...

Yüzüme mi?

Yok!

Yüzüme “küfreden” veya “hakaret eden” henüz yok!

Ayı gibi olmamdan çekiniyorlardır herhalde!

Çekinmeyin canım!

Yüzüme de söyleyin!

Elimi bile kıpırdatmam!

Değmez!

Değmezsiniz!

Değseniz, yemin ederim, tükürüğümle boğarım sizi!

Osuruğumla uçururum!

Ama gerçekten değmezsiniz!

-*-*-

Peki bu değmeyen üç beş tiple ilgili oturup da neden yazı yazıyorsun Serhat?

Hah, asıl mesele buradadır!

Sanal ortamda, her türlü küfrün bu kadar rahat bir şekilde yazılabilmesinin engellenmesi için!

Bu yüzden yazıyorum!

Ve inanın, mesele ben değilim!

Çünkü bendeki “kaşarlanma” seviyesi, özellikle karın bölgemi saran kalın yağ tabakasıyla birlikte öyle geçirmez bir hal aldı ki, yemin ederim umurumda değil!

-*-*-

Peki ne bu hararet Serhat?

Efendim, “ötekileştirme” denen olaya şiddetle karşıyım...

Türkiyeli – Japon – Fransız benim için hiç fark etmez...

Yasal bir şekilde her hangi bir ülkede yaşam süren her hangi bir kişi, o ülkenin vatandaşlık hakkından yararlanmalıdır elbette...

Ama bunun “gollifa dağıtmak” derecesinde kolay olması ayrı bir meseledir...

Herkes, kaldırdığı oranda bu ülkede yaşama ve çalışma hakkına sahiptir...

Ama vatandaşlık ayrı bir olaydır...

-*-*-

Konuya hala giremedin Serhat!

Gireceğim!

Bir zamanlar İngiltere’deydim... Ve vatandaştım... Hala vatandaşım...

Bir gün otomobilime bir trafik görevlisi ceza yazmıştı...

Gittim, başladım bağırayım çağırayım...

Trafik görevlisi de benim gibi “sonradan vatandaş”tı... Hatta belki de değildi... İngilizcesi benden kötüydü mesela...

“Kurallar böyle” dedi...

Kurallarına sövdüm...

Yasa dedi, kanun dedi, uygulama dedi...

Onlara da girdim çıktım!

Adam dayanamadı ve kısık ama net anlaşılır bir sesle; “Nereden geldiğini bilmiyorum arkadaşım ama bu kahrolası ülkeyi beğenmiyorsan, çek arabanı ve kendi ülkene git”...

“Kahrolası” kelimesini, TRT çevirisi ile yaptım... İngilizce’de çok kullanılan ve “f” harfi ile başlayan küfürden bahsediyorum...

Kuyruğumu bacak arama soktum... Boynumu da büktüm... Arabamı aldım, cezamı da yan koltuğa koyup gittim...

-*-*-

Diyeceğim şu ki, bana ceza yazan adam haklıydı ama bence yazmayabilirdi...

Diyeceğim şu ki, suç işledim...

Haklı veya haksız, affedilir veya affedilmez, suçluydum...

Israr edebilir miydim?

Ederdim tabii ki...

Mahkemeye de giderdim istersem...

Ve benden önce aynı yere park edenlere neden ceza yazılmadığını falan da sorgulardım.

Hatta yargıca ve medyaya; “ben İngiliz yerlisi değilim diye ceza aldım, ‘beyaz renkli İngiliz İngilizi’ olsaydım ceza almazdım” gibi yorumlar da yapardım...

Beni tahrik ettikleri için arabamı park ettim de diyebilirdim...

Hatta gerçekten tahrik edilmiş de olabilirdim.

Ve belki yargıç cezamı azaltırdı.

Ama, benle ilgili vermiş olduğu karardan dolayı, yedi gabilemle birlikte, yargıcın yedi gabilesine küfür edemezdim...

-*-*-

“Serhat, sana da küfredenler var... Oralı veya buralı... Fark etmez... Soldan da sağdan da...”

Doğrudur!

Bana küfredin!

Gerçekten umurumda değil!

Biliyor musunuz, çoğu zaman kendimi zaten bu ülkede “yabancı bir gazeteci”, “eğreti bir KKTC vatandaşı” olarak görüyorum...

En kötü ihtimalle “çeker” giderim de...

Bendeki “vatan” anlayışı farklıdır... Ekmeğimi kazandığım her coğrafya vatanımdır...

KKTC’nin size kalsın!

Kıbrıs anavatanımdır, onu bilirim, bir gün gelir burada ölürüm...

Filler gibi!

-*-*-

“Çözümünüz de, hükümetlerinizin içimizi temizleme işi de beytambal kalsın!” derim, binerim uçağa, giderim...

Bana dilediğinizi söyleyin...

İşim bu!

Beğenmediğiniz yorumlara dilerseniz küfredin de!

Ama siz, veya hiç kimse; bu ülkenin yargıçlarına, yargısına, küfür edemez!

Ederseniz; o trafik görevlisinin bana söylediklerini size gayet net bir şekilde söylerim...

Kimsenin, ama hiç bir kimsenin; 1958’den beri bir türlü bozamadığımız, bir türlü yıkamadığımız, bir türlü yıkamadığınız yargıya ve yargıçlara tehdit yağdırma hakkı yoktur.

-*-*-

Baro Başkanı Ünver Bedevi’nin de dediği gibi, “... Ülkede ayrıştırıcılığı ve şiddeti körükleyenler, yol açtıkları vahim neticelerden ders çıkarıp toplumdan özür dileyecekleri yerde olayı yargıçlara tehdit, avukatlara hakaret savurmaya cüret etme nokrasına kadar taşıma yönündedirler. Toplumumuzun demokrasi ve hoşgörüyle şekillenmiş kültürüne, kurumlarına ve mensuplara yönelik bu saldırılara sessiz kalmamız mümkün değildir...”

-*-*-

Efendim tahrik olduyduk!

Efendim falanca gazetede filanca başlık bizi tahrik ettiydi!

Tahrik olduysan, git protestonu yap...

Demokrasi ve hoşgörü sınırları içerisinde şarkını söyle, gitarını çal veya sazını çal, bağır, çağır...

Ama “suç” işlemişsen; cezanı çekmek zorundasın...

Veya “Camden Town’daki traffic warden”in bana söylediği gibi, “Nereden geldiğini bilmiyorum arkadaşım ama bu kahrolası ülkeyi beğenmiyorsan, çek arabanı ve kendi ülkene git”...

-*-*-

Evet, tekrar ediyorum, tahrik olabilirsin...

Evet, tekrar ediyorum, yazılanları ve yorumları beğenmemiş olabilirsin...

Evet, tekrar ediyorum, demokrasi ve bu ülkenin kuralları çerçevesinde, söz söyleme – protesto etme hakkını sonuna kadar da destekliyorum...

Ama, bu ülkenin yargısına ve yargıcına dilediğince küfretmeye hakkın olmadığını; kısacası haddini bileceksin...

Değilse; eminim gidecek koskoca bir ülken vardır...

-*-*-

Çok hassas günlerden geçtiğimiz doğru...

Türkiye’nin savaşta olduğu da doğru...

Herkes duygusallaşmış olabilir...

Ama hiç bir gerekçe, kimseye dilediğini tehdit etme, dilediğine küfretme ve “kabadayı” ya da “voyvoda” olma hakkı vermiyor...

Yargıya ve yargıçlara tehdit yağdırma hakkını hiç!

-*-*-

Ülkedeki birçok kokuşmuşluğa, çökmüşlüğe her gün tanık oluyoruz...

Adaletin geç tecelli etmesinden de şikayet edebiliriz...

Yargıda sorunlar olduğunu, yargının en başındakiler de söylüyor...

Ama hiç bir şey; bu ülkenin çok iyi eğitim almış, birbirinden saygın yargıçlarının polis korumasına ihtiyaç duymasını getirmemişti; getirmemeli...

Bana komik geldi!

KKTC’de telefonlar dinleniyormuş.
Bence dinlenmeleri lazım, zaten çok konuşmaktan yorulmuşlardır!

-*-*-

Bir gün mutlu olacağım diye çok korkuyorum. Hayır bünyem alışık değil. (Kıbrıslı atasözü)

-*-*-

Tıp okuyacak bir insana neden coğrafya dersi verilir, hiç anlamış değilim. Hastayı kaybettik ama dağlar denize paralel... (KKTC eğitim sisteminden)

-*-*-

Beynine oksijen gitsin diye kafasına delik açmak istediğim insanlar var... (Hepimiz)

-*-*-

Neden akşama kadar bilgisayar başındasın diye soruyorlar. Ülkede parklar, bahçeleri gezilecek yerler vardı da ben mi gitmedim? Annem sokağa bırakmıyor, güvenli değil diye! Ne yapsam yani? (Kıbrıslı Türk çocuğu tatilde)

Şubat ayı itibariyle zor dönemden geçiyoruz. Tişörtle gezen var, hırka giyen var, mont giyen var. Kafalar çok karışık. (Kıbrıs havaları)

Pad kullanımı yaygınlaşacak!

Hindistan’da bugün 'Padman' adlı film yayına girecek... Bu film, bir devlet memuru olan 'Arunachalam Muruganantham' adlı adamın, ucuz “pad” üreten makine icadını anlatıyor... Filim, kadınların adet dönemlerinde kullandığı “pad”lerin kullanımının yaygınlaştırılmasını da teşvik etmeyi amaçlıyor. Bu konuda Hindistan’da okullarda kampanyalar da sürdürülüyor... Ve ortaya bu türden ilginç fotolar da çıkabiliyor. 

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
6
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
9 Şubat 2018, Cuma
Gulyemin         - Lefkosa
Sorun medeniyet ve kultur farkidir abi.Birimiz siddet kulturun de buyutulmus digerimiz tolerans .Fark budur.Begenen,uyum saglayan kalir saglayamayan,adapte zorlugu ceken geldigi yere ceker,gider.

Kiralık araçlarımızın plakaları yine değişiyor! Helal olsun!
Serhat İNCİRLİ | 21 Şubat 2018, Çarşamba
UBP – DP koalisyonu, geçtiğimiz yılın Nisan ayında, kiralık araç plakalarının rengini kırmızı siyahtan siyah beyaz çeviren bir karar almıştı...
Bu karar 1 Haziran 2017’den itibaren yürürlüğe girmişti...
DP’nin bu ke...
Çıkarlar birbirine girdi, bölge gergin
Serhat İNCİRLİ | 20 Şubat 2018, Salı
Avrupa Birliği ufak tefek bir kaç açıklama yaptı…
Eminim bazı Rumların, “bizim için savaşa bile girer” diyebildikleri Rusya, “Kıbrıs sorununun çözümünün ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı” demenin ötesi...
Kıbrıs adasında bir tek ırkçılara yer yoktur ve olmamalıdır!
Serhat İNCİRLİ | 19 Şubat 2018, Pazartesi
Soyunuzu öğrenmek ister miydiniz?
Doğrusu ben çok merak ediyorum!
En çok da “aşırı milliyetçi” Elen ve Türkleri merak etmekteyim!
Mesela düşünün Güneydeki ELAM’ın başkanı Christos Christou ya da ne bileyim Samson v...


 
 

t0=1519218060.7984 t1=1519218060.842 t2=1519218061.0859 t3=1519218061.0865 t4=1519218061.6096 t5=1519218061.6981