Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> KÜLTÜR-SANAT 21 Mayıs 2018, Pazartesi 07:50
banner

O Ses Türkiye'nin Kıbrıslı Türk ses koçu Işık: "KKTC sanat konusunda aydın… Yalnızca tanıtılamıyor"

O Ses Türkiye'nin Kıbrıslı Türk ses koçu Işık: KKTC sanat konusunda aydın… Yalnızca tanıtılamıyorAnne tarafından Kıbrıslı bir Türk olan ve Ajda Pekkan, Jozi Levi, Ayhan Sicimoğlu, Hadise gibi isimlerle çalışarak, müzik dünyasında kendine sağlam bir yer edinen Banu Kunt Işık, KKTC’nin sanat konusunda aydın bir noktada olduğunu, yalnızca tanıtım konusunda sıkıntılar yaşadığına dikkat çekiyor…
Paylaş  
8
3
8
1

Kıbrıs Postası - Ertuğrul Senova

Annesi Ovgoroz (Ergazi) ve babası da İstanbul doğumlu olan Banu Kunt Işık, 8 yaşında TRT Çocuk Korosu ile başlayan müzik kariyerini, bugün gerek dünyaca ünlü isimlerle çalışarak ve de gerekse yeni müzisyenlere deneyimlerini aktararak taçlandırmaya devam ediyor.

Haftada yedi gün, günde nerdeyse 24 saat çalışan Kunt; ses koçluğu, müzik eğitmenliği ve program yapımcılığı görevlerini birlikte yürüterek, ‘işleyen demir ışıldar’ deyimini harfiyen uygulamaktan çekinmiyor.

Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayıp, müzikle uğraşan fakat bir türlü delinemeyen ambargolar nedeniyle sesini dünyaya duyuramayan genç yeteneklere seslenen Kunt, “Alt mesaj; çok çalışıp, sürekli tırmalamak olmalı…” diyerek, azimle çalışmanın ambargoları delebileceğine işaret ediyor.

Ajda Pekkan, Jozi Levi, Ayhan Sicimoğlu ve Hadise gibi isimlerle çalışan ünlü müzisyen, 16 Haziran’da Hadise ile Lord's Palace’da konser verecekleri müjdesini de eklediği röportajda, 26’ıncı Mağusa Çocuk Şenliği kapsamında geldiği KKTC’de bu tarz etkinliklerin çoğalması gerektiğini ifade etti. Kunt, düzenlenen etkinliğe devletten de destek geldiğini belirterek, ülkenin sanat konusunda aydın olduğunu fakat tanıtım aşamasında bazı sıkıntıların mevcut olduğuna dikkat çekti.

Bize biraz kendinizden bahsedin… Müziğe ilk ne zaman başladınız?

“İstanbul’da doğdum ama annem Ergazi köyünden. Müziğe 8 yaşında TRT Çocuk Korosu ile başladım, o zamanlar TRT tek kanaldı. Daha sonra devamı geldi; Güzel Sanatlar Lisesi, Marmara Üniversitesi Müzik Eğitimi Bölümü, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Etnomüzikoloji Masteri… Sonra Brezilya’ya gittim. Latin Jazz gönlümün en çok yattığı yer… Kariyerimin ilk 15 yılı, Latin Jazz, Ayhan Sicimoğlu, Kalipso Kralımız Metin Ersoy’un oğlu Emir Ersoy’la geçti. Sicimoğlu’yla 8 yıl, Ersoy ile de 14 yılı aşkın bir süre çalıştım. Brezilya müzikleri konusunda da Jozi Levi ile çalışıyorum Türkiye’de çok iyi bilinen bir usta. Şuan Kıbrıs’ta yaşıyor. Brezilya perküsyonları konusunda uzmandır. Fransa’nın Candan Erçetin’e verdiği beyaz nişan gibi, Brezilya da Jozi Levi’ye nişan verdi. Önemli bir madalyaya sahip… Buraya gelme sebeplerimden biri de o. Girne’de Soulist diye bir yer var, Jozi ile orada sahne alacağız…”

Jazz dışında daha farklı müzik dallarıyla da uğraşıyor musunuz?

“Tarık Sezer orkestrası ile çalıştığım zamanlarda her tarz müzik oluyor. O Ses Türkiye’de veya TV 8’de yayınlanan herhangi bir yarışmada, pek çok farklı müzik türüyle repertuvar konusunda zenginlik kazandık, her şeyi söyleyebiliyoruz. Sırası geldiğinde Ankara’nın Bağları’nı bile çalabiliyoruz, bu bize çok şey kattı.”

“SANATÇI BENİM SÖYLEYEBİLECEĞİM BİR ŞEY DEĞİL... O, BAŞKALARININ LÛTFEDEBİLECEĞİ BİR ŞEY...”

Ünvanınız tam olarak ne? Size müzisyen mi demeliyiz ya da sanatçı?

“Müzisyen olabilir. Sesimle hayatımı kazanıyorum… Sanatçı benim söyleyebileceğim bir şey değil; o, başkalarının lütfedebileceği bir şey. Ses koçluğu yapıyorum, müzik eğitmenliği ve program yapımcılığı da yapıyorum. TRT Radyo 3 Caz Kuşağı’nda Dalga Sesleri adlı bir programım var, aynı zamanda özel dersler de veriyorum.”

“SAHNEDE MİKROFON TUTMAYI BİLMEK BİLE ÇOK ÖNEMLİ”

Ses koçluğu tam olarak ne?

“Ses koçluğu kavramı Türkiye’ye yeni geldi. Sahne üstünde olabilecek herhangi bir detayı geçmişteki 25 senelik deneyimlerimi aktararak öğretiyorum. Stil, ağız kullanımı, repertuar seçimi, sahne üstü duruşu, kendi sesini tanıma… ‘Hadi öğrendim solfeji, armoniyi ve ritmi sonra neler yapacağım?’ bölümünden sonraki adıma geçen tecrübesiz gençlerimize destek vermeye çalışıyorum. Sahnede mikrofon tutmayı bilmek bile çok önemli."

“O SES’E GELİYORLAR, EVDE ÇOK İYİ ŞARKI SÖYLÜYORUM DİYORLAR, SAHNEYE BİR ÇIKIYORLAR, UZAY BOŞLUĞUNA DÜŞMÜŞ GİBİ OLUYORLAR” 

Bu şekilde herkes müzisyen olabilir mi?

“Müzikle ilgilenen herkes ben müzisyenim diyebiliyor ama müzisyenlik çok da kolay bir tanımlama değil kanımca… Benim eşim de müzisyen. O da hem trompet hem de piyano mezunu. Şimdi de ses mühendisliği üzerine Yüksek Lisans eğitimini alıyor.

Keyboard İstanbul’u kurduğumuzdan beri teknolojiyle çok paralel gidiyoruz.

İşin mutfak tarafındaki aşamasında hem hayat arkadaşlığı hem de iş arkadaşlığı yapıyoruz. Bireyin altyapıya yeteneği mevcutsa elbette müzisyen yapabiliyoruz. Var olan küçücük bir yeteneği geliştirmeye ben varım ama herkes müzisyen olabilir fikrine katılmıyorum. Herkes matematikçi olamaz. O hamur varsa herkese güzel bir albüm yapılabilir. Bence insanların müzikle uğraşmak isteme duygusu çok güzel, beni çok mutlu ediyor. Fakat müzikte eğitimin yeri büyük. O Ses’e geliyorlar, evde çok iyi şarkı söylüyorum diyorlar, sahneye bir çıkıyorlar uzay boşluğuna düşmüş gibi oluyorlar. Şunu unutmamak lazım; sanat, usta-çırak ilişkisiyle ilerleyen bir olaydır. Bu da saygı unsurunun önemini gösterir. Cahil cesareti delikanlılıklar işin içine girdiği zaman biz de işte orda başa çıkabildiklerimizle yola devam ediyoruz edemediğimizde yol veriyoruz.”

“HADİSE, KIBRIS’IN HAVASINI ÇOK SEVİYOR …”

Biraz da Hadise’den bahsedelim… Kıbrıs’ı seviyor mu?

“Hadise, kristal kalpli çok nadir bulunan insanlardan biri. Çok çalışkan ve yetenekli.

Her gün şükrediyorum; iyi ki de birlikte çalışıyoruz, iyi ki de Tarık hocam beni uygun görmüş. 16 Haziran’da Lord’s Palace’da konser vereceğiz. Hadise Hanım’a geri vokal yapıyorum. Kıbrıs’ın havasını çok seviyor.”

“LÜTFİYE’NİN BİR KADIN OLARAK İLK DEFA O SES’TE BİRİNCİLİK ALMASI...”

O Ses’in son şampiyonu Lütfiye ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

“Lütfiye Gökhan Beyin takımındaydı ama bir Kıbrıslı olarak onunla gurur duydum çok da mutlu oldum. Her şeyden önce kendine ait bir tarzı olması, Kıbrıs’ı çok iyi temsil etmesi ve bir kadın olarak ilk defa O Ses’te birincilik alması. Bunların hepsi benim için çok değerli. Yolu, bahtı açık olsun.”

Kıbrıs’la aranız nasıl? Geçmişiniz nasıl?

“Kıbrıs’a gidip geliyorum… Hep İstanbul bazlı yaşadım. Kıbrıs benim gönlümde gerçek bir yavru vatan. 1995’de annem beni KKTC’de güzellik yarışmasına sokmuştu. Türkiye’de babam istemiyordu, o dönemde resmen kurtlar sofrasıydı. Ama annem güzel bir hikaye yarat kendine, gel yarışmaya sokalım seni dedi. Girdim ikinci oldum. O süreçten sonra Kıbrıs’a daha fazla davet edilmeye başladım. Sonra dünyada Kıbrıs’ı temsil ettim dördüncü oldum yani güzellik yarışması yalnızca bir hikâyeydi, her kadın güzeldir. Ama gençken insanını hoşuna gidiyor. Yarışma Kıbrıs için önemli bir anektod. Dayımlar, ailem de burada. Eşimle ilk tanıştığımızda 2 şeyi çok sev demiştim; biri köpeğim Dost ikincisi de Kıbrıs. Çünkü Kıbrıs benim için huzur demek demiştim. Dememe de gerek yokmuş aslında… Geldiğinde kendisi de çok sevdi. Burada yaşlanmak istiyorum. Her yıl kafam bir şeylere bozuluyor mesela, Kıbrıs’a geliyorum. Aslı’m var benim burada. Herkesin vardır ya arkasını dönebileceği, hep ona kaçtım ben. 20 yılı aşkın bir süredir ona kaçarım… Eşimle evlendiğimiz zaman balayında Uzakdoğu’ya gittik, orada yapamadık döndük yine Kıbrıs’a geldik. Çünkü 4 saat suyun içinde oturabildiğim tek yer Kıbrıs…”

“BAKIN BEN ÇIKTIM VE BAŞARILI HİSSEDİYORUM, İNSANLAR DA BAŞARILISIN DİYOR... BEN BİR ÖRNEĞİM…”

KKTC’de, sesini duyurmayı başarabilmiş çok az müzisyenimiz var. Onlara ne söylemek istersiniz?

“Ben haftada yedi gün, günde yirmi dört saat çalışan biriyim. Sabah 8’de kalıp gece 12-1’e kadar çalışan biriyim, eşim de öyle. Stüdyo, öğretmenlik, O Ses, TRT, özel ders, 7 gün çalışıyorum. Bir tek ramazanda otururuz biz. O zaman da albümler gelir, vokaller yapıyoruz. Boş durmak yok. Çünkü işimi çok seviyorum ve her gün geliştiğimi düşünüyorum. Çünkü işleyen demir ışıldar… Bakın ben çıktım ve başarılı hissediyorum, insanlar da başarılısın diyor. Ben bir örneğim. Alt mesaj; çok çalışıp, sürekli tırmalamak olmalı. Albümden sonrası için burada sıkıntılar mevcut olabilir. İşin promosyon tarafı çok önemli. İyi yapımcılar olması lazım. Bana kalırsa sadece müzisyenlerin görevi değil, müziğin dış kollarının da sağlam çalışmalar yapması lazım.  Bilişim dönemindeyiz ve internet diye bir oluşum var. İnsanların gözüne sokmak icap ediyor diye düşünüyorum. İşin geri tarafını da anlatmak lazım. Beni nasıl tanımazsın diyemezsin… Biliyorum çok klişe geliyor ama çok çalışsınlar. Saygı duymadıkları kimseyle çalışmasınlar. ‘Sen kimsin’ kafası varsa hiç onlarla vakit geçirmesinler. Saygı duydukları insanların paçalarından ayrılmasınlar. Eşim Halil’in de öyle. Çocuklar iş yerinin kapısının önünde duruyor.  Eğer işi çok seviyorsanız, atmosferi koklamalısınız çünkü iş, işte bulunur. Bunu ben de yaptım. Hans Zimmer’i bilir misiniz bilmiyorum film müzikleri duayeni. Pınar Toprak da Türkiye’de film müzikleri konusunda çok iyi yerlere gelmiş bir kadın. Hans Zimmer’in aylarca kapısında yatıyor. Hasbelkader Zimmer’i koridorda yakalıyor. Zimmer, o tutkuyu Pınar’ın gözlerinde görüyor. Pınar şimdi Zimmer’inkiler kadar önemli Hollywood filmlerinde müzik işlerinin başında. Bu benim için çok önemli bir hikaye. Kimlerin kimlerin kapılarında oturmadık ki? Ajda Pekkan’la da çalıştım. O bana derdi ki, ‘Bu yaştayım halen ders alıyorum’. Gerçekten çok çalışıyor. Kaç yıllık Mega Star diyoruz. O yaşında bir kadın bu kadar çalışıyorsa, gençler çok daha fazla çalışmalı diye düşünüyorum.”

“KIBRIS SANAT KONUSUNDA AYDIN... YALNIZCA TANITILAMIYOR” 

Mağusa’daki şenlik nasıldı?

“Beni buraya Mağusa Kültür Derneği’nden Dudu Cumaoğlu davet etti. Gelmeme de Telsim Vodafone sponsor oldu. Bir jüri üyeliği teklifi aldım; ‘26’ıncı Mağusa Çocuk Şenliği’nde. Ses koçluğu ve jüri üyeliği yaptım. 10 çocuğumuz vardı. Onlarla tek tek konuştum. Yaşlarını, nerede okuduklarına kadar biliyorum. Kıbrıs’ta da böyle şeyler yapılmış olması çok güzel bir şey. Maliye Bakanımız Serdar Denktaş’ın ciddi bir desteği var. Mağusa Belediye Başkanımız İsmail Bey ve Mağusa Kaymakamı Dürdane Hanım’ın bayağı bir desteği oldu. Dernekler çok değerli. Bu tip etkinliklere destek verilmesi çok önemli. Benim için Türkiye neyse Kıbrıs da o. Ses koçluğu kapsamında bildiklerimi anlatmak için talep görürse herkese aktarmak anlatmak isterim. Çok güzel şarkılar hazırlandı. Bakanlıklar da destek vermek için kollarını açmışlardı. Kıbrıs bu konuda aydın. Spora ve sanata destek veren her ülke gelişmiştir. Kıbrıs bu konuda ileride... Sadece tanıtılamıyor. Bu tarz etkinliklerin daha fazla olması kanaatindeyim.”

Türkiye’de ve dünyada yaptığınız işleri, Kıbrıs’ta da yapmayı düşünüyor musunuz?

“Eşimle Kıbrıs’ta stüdyo boyutunda çalışmalar yapmak istiyoruz. Mağusa’dayız biz. Orada gelişmiş bir stüdyo kurmayı düşünüyoruz. Burada albüm yapmak isteyen insanlarımıza, burada yardımcı olacağız. Burası bana huzur veriyor.”


banner

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
6
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
Cyprus Map Lefke Güzelyurt Alayköy Lapta Alsancak Girne Dikmen Çatalköy Gönyeli Lefkoşa Akıncılar Vadili Esentepe Tatlısu Değirmenlik Serdarlı Paşaköy Akdoğan Beyarmudu Mağusa İnönü Yeniboğaziçi Geçitkale Ískele Büyükkonuk Mehmetçik Yenierenköy Dipkarpaz

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
21 Mayıs 2018, Pazartesi
Goncoloz         - Sorma gir hani
Sizi basarilarinizdan dolayi tebrik ederim de Kibris'in tanitilmasina ne gerek var ki? Kibris zaten gece kulupleri, fuhus, kumar, mafiacilikla, kacakcilikla, kakoin partileriyle,insan kacakligi, etik olmayan tup bebebk ve daha bircok kotu unvanlarla tanitilmiyor mu? Dizilerde bile Turkiye'de her turlu pislikten kacamk isteyen Kibris'a gelmiyor mu? Yani siz de! Kibris'i galiba Ergazi ile bilirsiniz? Yok yahu, biz cok ilerledik. Tanitmaya ne gerek var.

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Lefkoşa Belediye Tiyatrosu'ndan minikler için 'Tilki ve Kirpi'
image Lefkoşa Belediye Tiyatrosu (LBT), yeni çocuk oyunu "Tilki ile Kirpi"nin prömiyerini gerçekleştirdi.
"Fetine'yi Ararken" bugün Gazimağusa'da
image Evliliğe zorlanıp Filistin’e yerleşen bir Kıbrıslı Türk kadının aranmasını konu alan “Fetine’yi Ararken-Missing Fetine” belgeseli, 25 Kasım BM Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü çerçevesinde bugün Gazimağusa’da, 22...
Kıbrıs'ın ilk web dizisi 'Sis' kitlesel fonlama platformu Fongogo'da
image Senaristlik ve yönetmenliğini Mustafa Kemal Çelik'in üstlendiği Kıbrıs'ın ilk web dizisi 'Sis', Türkiye'nin seçkin kitlesel fonlama platformlarından Fongogo'da destek arayışlarına devam ediyor.