Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> SAĞLIK 29 Temmuz 2019, Pazartesi 15:39
banner

Veteriner Hekimlerden 'Batı Nil Virüsü' açıklaması: "Hastalananların yüzde sekseni şikayet geliştirmiyor"

Veteriner Hekimlerden 'Batı Nil Virüsü' açıklaması: Hastalananların yüzde sekseni şikayet geliştirmiyorKıbrıs Türk Veteriner Hekimler Birliği (KTVHB) Batı Nil Virüsü (BNV) konusunda açıklama yaptı.
Paylaş  
9
10
9
0

Kıbrıs Türk Veteriner Hekimler Birliği’nden (KTVHB) yapılan açıklamada, hayvanlardan insanlara, insanlardan hayvanlara bulaşan virüsün “Culex” cinsi sivrisinekler aracılığıyla yayıldığı dile getirilerek, “sivrisinekler virüsü, yabani kuşlardan almaktadır. Virüsün yaşam döngüsü, sivrisinekler ile yaban hayattaki kuşlar arasında olmaktadır. Ancak virüsü taşıyan sivrisineklerin insanları ve hayvanları sokması ile döngü kırılmakta ve insanlar ile tek tırnaklı hayvanları özellikle atları etkilemektedir” denildi. 

50 yaş üstü, kanser hastası, transplantasyon hastası, diyabet hastası ve kronik böbrek yetmezliği olan kişilerin risk altında olduğu dile getirilen açıklamada tüm atların da risk altında olduğu kaydedildi.
Açıklamada şöyle devam etti: 

“İnsanlarda BNV ile bulaşma, enfekte (virüsü taşıyan) sivrisinek sokmaları ile olmaktadır. Culex türüne dâhil olan sineklerin ısırığıyla memelilere bulaşan hastalığın ana konağı ise kuşlardır. Kuşlardan tekrar sivrisineklere bulaşan virüs, bu şekilde yaşamını sürdürür.

İnsanlarda enfeksiyon düşük viremi ile seyrettiğinden virüs, insandan tekrar sivrisineklere bulaşmaz. Hastalık, enfekte olan diğer memeli hayvanlardan insanlara bulaşmaz. Kişiden kişiye de bulaşmayan hastalık, ancak doğum ve emzirme ile anneden bebeğe geçebilir. Bunun dışında, çok nadir de olsa kan ve organ nakli ile bulaştığı bilinmektedir.”

“HASTALANANLARIN YÜZDE SEKSENİ ŞİKAYET GELİŞTİRMİYOR”

Batı Nil virüsü (BNV) enfeksiyonunun insanlarda az sıklıkta, grip benzeri şikâyetler oluşturduğu ve nadiren ölüme yol açtığı dile getirilen açıklamada şunlar kaydedildi: 

“Hastalığı geçirenlerin yüzde 80'i hafif ateş veya herhangi bir şikayet geliştirmeden (asemptomatik) hastalığı atlatmaktadır. Yüzde 20'si ise ateş, baş ağrısı, kaşıntı, kusma, yorgunluk ve gözlerde ağrı veya grip benzeri şikâyetler gösterirken bunların yüzde 1'inde de beyin tutulumu (nöroinvazif) gerçekleşmekte ve encephalitis (beyin iltihabı) veya menenjit (beyin zarı iltihabı) meydana gelebilmektedir. Etkenin, sinir sistemini etkilediği olaylarda klinik tablo daha ağır seyretmekte ve ölüm riski daha fazla olmaktadır. Batı Nil Virüsü insanlarda sinir sistemini etkilediğinde Guillan-Barre sendromuna ve demiyelizasyon ile seyreden neuropatilere neden olur.

Hayvanlarda ise tek tırnaklılar (at ve eşek) ve yabani kuşları etkilemekte olup, özellikle atlar Batı Nil Virüsü’ne karşı duyarlı olup, atlarda enfeksiyon encephalomyelitis'e neden olmaktadır.

İnsanlar birkaç hafta ile ay arasında iyileşir. Atlarda ise bir veya birkaç bacakta felç gerçekleştiğinde ölüm oranı yüzde 80’e kadar çıkabilmektedir. Genel olarak atlar 6 ay içinde iyileşebilmektedir.”

Hastalığın tanısının laboratuvar testleri ile konabildiği dile getirilen açıklamada viral bir enfeksiyon olduğu için hastalığın tedavisinin olmadığı belirtileri hafifletmeye ve hastayı daha konforlu hale getirmeye yönelik destekleyici tedaviler uygulandığı kaydedildi.

Açıklamada, hastalık için atlarda aşı kullanıldığı ancak insanlarda henüz geliştirilmiş bir aşı bulunmadığı ifade edildi.

“HASTALIKTAN KORUNABİLMEK İÇİN SİVRİSİNEKLERDEN KORUNMAK GEREK”

Hastalıktan korunabilmek için sivrisineklerden korunmak gerektiği vurgulanan açıklamada şu öneriler yapıldı:

“Pencerelerin kapalı tutulması veya sinek teli takılması. Sivrisinek olan yerlerde kol ve bacakları kapatan giysilerin kullanılması. Açık alanlarda otururken sivrisinek kovucu ilaçların kullanılması. Belediyelerin sürekli sivrisinek kontrol programları uygulaması ve sivrisinek çoğalma alanlarının ortadan kaldırılması. Larvaların etkili ilaçlarla yok edilmesi. Sivrisinekler ile yapılan mücadelede her ne kadar biyolojik mücadele yöntemleri mevcut olsa da sivrisineklerin yoğun olduğu bölgelerde mutlaka kimyasal ilaçların kullanımı ile etkin ve agresif bir mücadele gerçekleştirilmesi. Hastalık riski arttığında erişkin sivrisineklerle de mücadele etmek amacıyla havaya insektisit sıkılması. Sivrisineklerin yumurtalarını bırakabildiği kovalar, lastikler, saksılar, küçük havuzlar gibi yerlerde olan suları boşaltılarak temizlenip yenilenmesi, üstünün kapatılması veya atılması gerektiği konusunda toplumun bilinçlendirilmesi.

Özellikle veteriner hekimlerin, kuşlara nekropsi yaparken gerekli tüm biyogüvenlik önlemlerini alması; canlı yabani kuşlarla ilgilenirken virüsün özellikle kloacal sıvılarda yüksek oranda bulunduğu unutmadan kuşların dışkılarının, ciltte yer alan bir açık yaraya teması ile de hastalığın bulaşabileceğinin bilinmesi ve gerekli tedbirlerin alınması. Virüs kaynağı olan kuş konaklama, veya göç yolları üzerindeki alanların sıkı denetim ve kontrol altında tutulması.”

Taşıyıcıların doğal yaşam alanları bertaraf edilmedikten sonra bu vektörlerin taşıdığı hastalıkların yayılmaya ve toplum sağlığını tehdit etmeye devam edeceği dile getirilen açıklamada tek taraflı olarak sadece belediyelerin mücadele etmesi veya bitki örtüsü ile doğal hayatı korumak adına biyolojik mücadele yöntemlerinin seçilmesinin yetersiz olduğu dile getirilen açıklamada, yoğun dönemlerde mutlaka saldırgan mücadele yapılması, ilaç kullanılması ve toplumun bilinçlendirilmesinin önemli olduğu dile getirildi.

Açıklamada şunlar kaydedildi:

“Batı Nil Virüsü ile mücadelede, esas olan sivrisineklerle mücadele etmektir. Sivrisineklere karşı sürekli ve etkin bir mücadele tüm belediyelerin katılımı ile gerçekleştirilmeli ve toplumda bu konuda kamu spotları ile bilinçlendirilerek evlerinde ve bahçelerinde nasıl mücadele yapacakları belirtilmelidir. Mücadelede toplumun her kesimi kendi üstüne düşen görev ve sorumluluğu yerine getirdiğinde başarılı olunabilir.

Dolayısı ile ülke politikası olarak vektör kaynaklı hastalıklar ile mücadelenin ancak entegre vektör mücadelesi ile sağlanabileceği benimsenmelidir. Entegre vektör mücadelesi çalışmaları WHO, EU ve EPA başta olmak üzere uluslararası ve ulusal düzenlemelere uygun olarak planlanmalıdır.
Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de tek sağlık prensibi benimsenmelidir.

Tek sağlık, insan, hayvan ve çevre sağlığı üzerinde yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde, bilim insanlarının iş birliği içerisinde çalışması, bilgi ve deneyimlerini paylaşarak, sağlık hizmetlerinde ortak tek bir felsefede bir araya gelmesidir.”


banner

banner

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
Cyprus Map Lefke Güzelyurt Alayköy Lapta Alsancak Girne Dikmen Çatalköy Gönyeli Lefkoşa Akıncılar Vadili Esentepe Tatlısu Değirmenlik Serdarlı Paşaköy Akdoğan Beyarmudu Mağusa İnönü Yeniboğaziçi Geçitkale Ískele Büyükkonuk Mehmetçik Yenierenköy Dipkarpaz

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
banner
banner
banner
banner
banner

"Tromboz, kalp ve damar hastalıkları içerisinde en sinsi seyreden hastalıktır...
image GAÜ Akademisyeni Prof. Dr. Aytaçoğlu, gizli ve öldürücü düşman Tromboz hastalığı hakkında açıklamada bulundu.
KTÖS Eğitim Sekreteri Maviş: "Eşit ve ücretsiz sağlık talebini selamlıyoruz"
image Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB), Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (TIP-İŞ), Kıbrıs Türk Tabipleri Odası ve Evrensel Hasta Hakları Derneği’nin ortak basın toplantısı düzenle...
Çocuk Onkolojisi Servisi'ne "plum cihazı" bağışlandı
image Lefkoşa Merkez Lions Kulübü'nün "Küresel Hizmet Aktiviteleri" çerçevesinde Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Çocuk Onkolojisi Servisi'ne "plum cihazı" bağışlandı.