EĞİTİM
okuma süresi: 4 dak.

"Çocuk hakları, çocuklara yönelik müdahalelerin bir yol göstericisi, pusulası gibidir"

“Çocuk hakları, çocuklara yönelik müdahalelerin bir yol göstericisi, pusulası gibidir”

Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayşe Özada, çocuk haklarına dikkat çekerek, çocuk haklarını sosyal hizmet bağlamında değerlendirdi.

Yayın Tarihi: 19/11/18 16:26
okuma süresi: 4 dak.
“Çocuk hakları, çocuklara yönelik müdahalelerin bir yol göstericisi, pusulası gibidir”
A- A A+
"18 YAŞINI DOLDURMAMIŞ HERKES ÇOCUKTUR"

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 20 Kasım 1989'da kabul ettiği Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclisince 1996 yılında onaylanarak yürürlüğe girdiğini belirten Özada,"Sözleşmede on sekiz yaşına kadar herkesin çocuk sayıldığı belirtilmektedir. Bu dönemde fiziksel, bilişsel, sosyal ve duygusal gelişim devam ettiğinden çocukların yetişkinlerden ayrı ele alınması gerekmektedir" dedi.

"ÇOCUKLARIN YAŞAMA VE GELİŞME HAKKINI KORUMAK HEPİMİZİN GÖREVİDİR"

Çocuk hakları sözleşmesinin çocukların bakım ve koruma ihtiyaçlarını ve bunlardan doğan haklarını hukuk kuralları ile koruduğunu ifade eden Özada, Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin ilkesel olarak dört temel üzerine oturduğunu ve bunların; yaşama-gelişme, eşitlik-ayrım gözetmeme, çocuğun yüksek yararı ve çocuk katılımı olduğunu dile getirdi.

Ülkemizde çocukların korunmasından sorumlu kuruluşun Sosyal Hizmetler Dairesi olduğunu belirten Özada, "Fasıl 352 Çocuklar Yasası uyarınca gerekli durumlarda çocukların devlet koruması altına alınması veya çocukların yüksek yararı göz önünde tutularak gerekli müdahalede bulunma yetkisi Sosyal Hizmetler Dairesi'ne aittir" dedi.

Özada, bu yönüyle, çocuklarla doğrudan çalışmalar yürüten sosyal hizmet mesleği için çocuk haklarının ayrı bir öneme sahip olduğunu ve çocuk haklarının çocuklara yönelik müdahalelerin bir yol göstericisi, pusulası gibi olduğunu vurguladı.

Çocuklarla ilgili kararları şekillendiren temel ilkenin ise 'çocuğun yüksek yararı' ilkesi olduğunu ifade eden Özada,"Özellikle koruma kararlarında, koruyucu aile ve evlat edinme süreçlerinde ve velayet davalarında çocuğun yüksek yararının gözetilmesi büyük önem taşımaktadır" dedi.

"HERHANGİ BİR İSTİSMAR ŞÜPHESİNDE SOSYAL HİZMETLER DAİRESİ BİLGİLENDİRİLMELİDİR"

"Son bir yılda pek çok kez çocukları koruyamadığımız gerçeğiyle yüzleştik. Ayrıca önleyici tedbirler alamadığımız için pek çok kez çocukların mağdur edildiğine tanıklık ettik" diyen Özada, herhangi bir çocuk ihmali ve istismarı şüphesinde vatandaş olarak en önemli sorumluluğun Sosyal Hizmetler Dairesi'ni bilgilendirme olduğunu söyledi.

Diğer yandan, çocuk refahını sağlamak adına sosyal hizmet mesleği uygulayıcılarının da pek çok sorumluluğu bulunduğunu ifade eden Özada, bu noktada sosyal hizmet mesleği boyutunda yapılabileceklerin iki boyutta değerlendirilebileceğini söyledi.

Özada, birinci boyutta çocuklara yönelik bir durum tespiti yapılması; Çocukların ihtiyaçları, riskli bölgeler ve risk altındaki çocukların bilimsel yöntemler kullanılarak belirlenmesi ve kayıt altına alınması; İkinci boyutta ise çocuk politikası oluşturulması ve çocuklara yönelik hukuksal düzenlemelerin gözden geçirilerek günümüz koşullarına uygun hale getirilmesi olduğunu belirtti.

Özada, "Bunu yerine getirmede sosyal hizmet mesleğinin uygulayıcıları ve akademisyenlerinin, çocuk hakları ile ilgili politikalara doğrudan etki etme ve bu yönde savunuculuk yapma bağlamında yoğun çaba sarf etmesi gerektiği açıktır" şeklinde bilgiler paylaştı.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.