kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
25 Temmuz 2008, Cuma Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap

  ARŞİV
   


 ÇOK OKUNANLAR
Talat kızını evlendiriyor
 
Tek egemenliği prensip olarak kabul ettik
 
KTHY Bodrum seferleri başlıyor
 
Görüşmeler 3 Eylül'de başlıyor
 
Çatalköy'de hırsızlık
 
Kolay konularla başlayacaklar
 
Sendikalar direniş hazırlığında
 
CTP'de AKPA konulu toplantı
 
Erdinç Gündüz Kıbrıs Postası'nda
 
Ön yargılar bir yana bırakılmalı
 


Sırp Kasap Yakalandı
Rauf R. DENKTAŞ
Rum Siyasilerden Al Doğru Haberi
Prof.Dr.Ata ATUN
Son sözü halklar söyleyecek
Mete TÜMERKAN
Güven aşağı, öfke yukarı doğru giderken...
Hasan HASTÜRER
Gizlilik Taktiğinde Güçlülük Gözlemek
Eşref ÇETİNEL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   2 Mayıs 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Samimiyetin kendine özgü tatlılığında konuşur adına sohbet derdiniz.  Karşınızdaki gözleri gözlerinizde dikkatle dinler,  suskunluğuna gömdüğü tepkisizliğinde daha çok konuşup anlatmanız için fırsat tanırdı.  İnsanlar konuşup anlatmayı severler.  Hele  “ben” diyerek başlamışlarsa! 

Ve sermayenizin bittiği yerde gözleri gözlerinizin içinde,  size uzun süre konuşup anlatma fırsatı veren arkadaş bıraktığınız yerden alırdı sözü.  Sizi daha çok bildiğiyle gördükleri gerçeğinde vurmak için!  O zaman sohbet gider,  yerine güç ispatı otururdu.   

Bu taktiksel şarlatanlığı anlayabilmek için çok uzun süre geçtiydi.  Anladığımda ise  “bırak o konuşsun sen dinle”  dediydim.  Ne kadar becerdiğimi bilmem ama,  vakti zamanında soyadı benzerliğinden dolayı öldü zannettiğim 1974’den sonraki TC’nin bizden sorumlu ilk koordinasyon bakanı Ziya Müezzinoğlu’na bir yazımda çatarken ve de  “rahmetlik”  derken,  telefonu açan o dönemlerin gazetecilerinden birisi ısrarla sorduydu:  “Gerçekten öldüğüne emin misin?”  Ben tereddüte düşmüşlüğümle,  “bir Müezzinoğlu öldü her halde odur”  cevabını verdiğimde ise ısrarla  ve yine emin olup olmadığımı sorduğunda  ben de kızıp  “eminim”  dediydim.

Ertesi gün gazetesindeki sütununda adamın ölmediğini yazarken  beni de yalan yanlışa havale ettiydi!  Oysa konuştuğumuzda  hayır iyi biliyorum ölmedi diyebilirdi. 

Vesselam böylesi kimlik arızalı insanlar da tanıdıktı.  

MEMLEKETİN KADERİNİ ELİNDE TUTANLAR bu taktiği çok sık uygularlar.  Çoğu zaman  ne bildiğinizi öğrenirler sonra bildiklerini söylerler. 

Geçtiğimiz gün Sn. Talat  “ Köşe yazarlarıyla habercilerin yüzde 60-70’inin Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde gerçek senaryoyu bilmeden,  kendi kurdukları senaryodan hareketle yazı ve haber yazdıklarınının”  şikâyetini seslendirip halka çağrıda bulunup şöyle dediydi:  “Okuduğunuz ve dinlediğiniz her şeye hemen inanmayın.” 

Politikacıların zaman zaman basını suçlaması yeni bir olay değildir.  Yalan yanlış yazıyorlar demeleri de beylik savunmalarıdır. 

Ancak Sn. Talat farklı bir serzenişte bulunuyor.  “Gazetecilerin gerçek senaryoyu bilmemelerinden”  dolayı kendi ürettikleri senaryolardan hareket ettiklerini söyleyerek,  halka  okuduklarının ne kadar doğru olduğunu araştırmaları önerisinde bulunuyor. 

Yani gazetecilerin bile araştırıp öğrenemediği için sonuçta kendi tahminlerine kalmış düşüncelerinden öte yarumlayamayacakları siyasi soruna yönelik haberlerin doğruluğunu,  bu kez halkın araştırmasını istiyor!

BUNA İLETİŞİM KOPUKLUĞU DENİR:  Sözcü Erçakıca’nın rutin açıklamalarını saymazsak tutun ki bugüne kadar Sn. Talat’la CTP Hükümeti’nin Kıbrıs politikasını doğru dürüst öğrenebilmiş değiliz.  Bunu Annan planı tartışmaları sırasında da yaşadaydık. Planın kapsamında olanlarla o günlerin Talat’lı CTP’li savunucularının halka söyledikleri birbirini hiç tutmuyordu. Planın içeriği kendilerinin,  çözüm  ve AB üyeliği halkın oluyordu.  Ötesi bilince hiç gerek duyulmadıydı.

Bugün de benzer olaylar yaşanıyor.  Komitelerle çalışma gruplarını halka takdim etmekten bile kaçınılıyor,  sadece  kendilerine inanılması  isteniyor.  Rum basını çözümün nasıl olması gerektiğini  bircik bircik ortalara sererken   bizim cephe basının uydurma senaryolarla uğraştığı ithamında bulunuyor.

“O halde açıklayın,  doğrular yazılıp söylensin”  diyeceğiz ama  o zaman  “son söz” kimin olacak?  Ki başa dönüp hatırlatıyoruz:  Karışmayıp seyrediyorlar, konuşturup söylettiriyorlar,  araya  “dediğiniz yanlıştır”  uyarısını sıkıştırıp  “son sözü”  kendilerine saklıyorlar.  Güçlü oluşlarının  inisyatiflerini sürekli ellerinde tutmak için  falcılar gibi kendilerine ait gizemler yaratmaya çalışıyorlar!   

   291 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  25 Temmuz 2008, Cuma   Detone Olmuş Görüşmeler
  24 Temmuz 2008, Perşembe   KKTC’den İnciler
  23 Temmuz 2008, Çarşamba   Hükümetin Çaresizliği Ve Seçim Olursa
  23 Temmuz 2008, Çarşamba   Vaziyeti Umumiyemiz
  21 Temmuz 2008, Pazartesi   Yeni Heyecanlar Yakabilir Miyiz
  20 Temmuz 2008, Pazar   Bu Nefese İhtiyacımız Vardı
  20 Temmuz 2008, Pazar   1974 ve Ulusal İrade
  18 Temmuz 2008, Cuma   İyi Ki Vardın Türkiye
  17 Temmuz 2008, Perşembe   Artık Fazilet “Battık” Demek Oluyor!
  16 Temmuz 2008, Çarşamba   Yarım Asırdır Yapıyorlar


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.