Her ne kadar Türk’ü Rum’u boy aynalarına baktıkça kendilerini dünyanın odağı sansalar da sonuçta üzerinde yaşadıkları dokuz buçuk bin kilometre karelik bir adadır. En geniş yeri tutun ki altmış mil. Uzunluğu galiba yüz yirmi. Bir iki saatte bir ucundan öteki ucuna gider, kara bitti dersiniz.
Bu kadar küçük adayı bırakın Türk’le Rum’un barışçı paylaşımda ortak işbirliğiyle çözüme götürmesini; savaştılar bile! Tutun ki cennet yapacaklarına mezarlık yaptılar! Hâlâ da kavga ediyorlar.
Oysa hiç yeni değildir. 1960’lardan beridir yabancı misyon şefleri “eğer isterseniz bu adayı Türk ve Rum toplumları olarak ihya eder, dünyanın göz bebeği yaparsınız” diyorlardı. Eğer isterlerse! Çünkü henüz kimseler buna hazır değiller.
FAKAT O GÜN DE GELECEK: Bir kere farkında olmasak da dünya tersine dönmeye başladı. Doğa intikam alıyor! Küresel ısınmanın getirdiği kuraklıktan susuzluğa, büyük doğa afetlerinden şaşıran mevsimlere kadar!
Alma mazlumun ahını çıkar zarî zarî. Büyük sermayelerin emrine sokulup yüzyıllardır sömürülen ülkeler insanları, petrolden teröre kadar başkaldırı silahı yapabildikleri her şeyle saldırıp intikam alıyorlar!
Ve gitgide refah ülkeleriyle fakir ülkeleri ayıran makas daha çok açılıyor, sermayeye karşı direnme gücünü yitirmiş ülkeler bünyelerinde oluşan kara delikleri “din”le doldurmaya yöneliyorlar. Bu nedenle intikam duygularıyla dopinglenen İslam, çağa damgasını korkunç vuruyor!
Kıbrıs dünyanın dışında değil. Kuraklık, susuzluk, ekonomik kriz derken tüm olumsuzluklardan nasibini alacak. Alacak ki gün gele insanların “Türk- Rum” davası değil, bizatihi Kıbrıs adasının “kurtulması” gündeme gelecek! Çünkü, “nasıl kurtarırız” diye çoktan geldi “dünya” gündeme.
BUNA KARŞIN İŞİMİZE BAKALIM: Nostradamus değiliz. Ancak soralım. Yakın gelecekte petrolün varilinin iki yüz dolara dayanacağı söyleniyor. Enerjinin sorun olacağı gerçekte bu pahayı nasıl karşılayacaksınız? Şimdilerde elektrik kesintileri azaldı diyerek seviniyoruz da yarın parasal faturası Devleti yiyecek akaryakıtı satın alıp o santrallara nasıl akıtacaksınız?
Kuraklık bir olasılığa göre gelecek kış mevsiminde de devam edecek. Su sorununu nasıl çözeceksiniz? Çünkü TC’den borularla akıtmaya bugün karar verilse tutun ki on yılları alacak zamanı gerektirecek.
Tarım sektörü kesinlikle etkilenecek. Kuru topraklarda ne yeşil dürüyecek ne hayvan beslenebilecek. Ne yapacaksınız?
Turizm lokomotiftir diyorsunuz ama gün gele o turist sadece Kıbrıs’ta değil, her yerde bir tekiyle altın esamesine çıkacak, size nasip kısmeti hayalde kalacak!
Bu ülkede zaten ekonomi yoktu. Narenciyeciye Devlet para desteği pompalamasa bahçelerin zaten yarısı gitti, bu kez tümü de gidecek! Hayvancı hayvanlarını besleyip süt sağacak ki ürünlerinden nasip görüle! Sanayinin bir kısmı tarıma dayalı. Tarım yoksa sanayisi nasıl olacak? Ötesi sanayi denilecek ama ne?
Otuz yıldır Kuzey’deki topraklarla oynuyoruz. Al sat, sat al! Şimdilerde üzerlerine kondurulan evler de kaldı ortalarda. İnşaat sektörü çöktü gitti, kalanlarla idare ediyorlar!
Her kapıda bir iki araba var ya. Petrol vurdukça hangi cep dayanacak yakıt depolarına?
VESSELAM eğer dünya intikamını almaya devam ederse amiyane ifadesiyle ve affedersiniz, “düşün düşün boktur işin!” Ha, siz yine de düşünmeyin. Alanlı ÖRP’e duhul eyledi mi eylemedi mi? Taçoy Eroğlu’nu UBP’ye yeniden başkan olarak önerdi mi önermedi mi? Hristofyas insafa gelecek mi gelmeyecek mi? Türk Rum evlenecek mi evlenmeyecek mi? Zaten ekmek elden su gölden, yattı balık yan gider. Günü yaşamaya devam!