1974’den sonrası UBP iktidarının en büyük başarısı ne olduydu diye sorsanız mesela Eroğlu’nun onca yıllık Başbakanlığına karşın, “işte Lefkoşa’da organize sanayi bölgesini yaptıydık” demekten öte hatırlayacağı icraatları olmadığına kendi ifadeleriyle toslarsınız. Çok sıkıştılar mıydı bugün CTP’nin otuz yılda yapılmayanları biz bir iki yılda yaptık lafazanlıklarına cevap olarak, “hepsi de devri iktidarımız dönemlerinde planlanıp projelendirilmişlerdi” cevabını verirler.
Asıl önemli olanı hatırlayıp söylemezler ama: “UBP Kuzey Kıbrıs’ta Türk Devletini kurdu.” Meclisi, Anayasası, tüm organlarıyla. Bunu ne bugünün iktidarı CTP başarabilirdi ne de ötesi siyasi kesimler. Çünkü 1974 sonrası değişimi için ne siyasi misyonları hazırdı buna ne de Ankara ile ilişkileri yeterliydi. UBP, Denktaş’ın Cumhurbaşkanı olarak başı çekip götürdüğü, sonu Eroğlu Başbakanlığı ile hitama eren iktidarında tutun ki KKTC’yi de yarattı. Bizim için ve bugün de dünyasal bir olaydı bu.
SİYASİ YÖNDEN TAMAMDI: Bugün de tamadır. Fakat hiçbir devrede Kuzey Kıbrıs Türk Devleti’nin içine hukuğun üstünlüğünü, gerçek demokrasiyi, imtiyazsız sınıfsızlığı ve şeffaflıkla doğru icraatları, etik dediğimiz ahlâki değerleri koyamadılar.
UBP bu yüzden iktidardan gittiydi. Pekala CTP geldi de UBP’nin bıraktığı boşlukları mı doldurdu? Hikâye! Nasıl geldiyse öyle gidiyor. Öncekiler zaten ortada, ispat diye güne yansıyanları hatırlatalım:
Geçitkale Havaalanı ihalesi olayı kaç gündür basının manşetinde salınıyor. Hangi yanıyla ama? Asil Nadir ismi ile! Ki bugüne kadar dünya alem biliyordu ki Geçitkale’yi Nadir kiralamış, Allah ne ürün verdiyse oradan dış ülkelere kargo taşımacılığıyla ihracat yapacak. Şukadar bin istihdam da artı katkısı olacak.
Pekala Geçitkale için gerçek anlamda bir ihaleye çıkıldı mıydı? Hayır! Şu anda “Nadir’den sadece hissedarımız olmasını istediydik” diyen cim karnında bir nokta esamesindeki CAS şirketi ihale mi kazanmıştı? Hayır! Asil Nadir’i biliyorduk da bu şirketin ne olup olmadığı biliniyor muydu? Hayır! Öyleyse bugün tartışılan nedir? Kimse bilmiyor, öğrenmeye çalışanlar da “bu nasıl iş” diyerek şaşırıyor!
Şimdi soralım. Var mı böylesi bir Devlet icraatı? Başbakanı bile ne olup bittiğini yeni yeni anlıyor!
Kaldı ki bu CAS denilen şirket iki yılı aşkın süredir KKTC’de cirit atıyor. Bundan önce de Geçitkale havaalanı üzerindeki dönümlerce düz araziyi satın almak için toprak sahiplerinin üzerine aracıları göndermesi haberleri çıkmıştı ancak basına yansımamıştı. Çünkü aracılar “aman duyulmasın” diyerek uyarıyor, pazarlıkları öyle yapıyormuş!
VE BİR YENİSİNİ YAZALIM: Evdeki telefonlarımıza da kaplosuz konuşma sistemi geliyormuş. Ne güzel! Hatta adını vermeyelim bir firma ile anlaşmaya bile varılmış. Büyük iş büyük yatırım. Pekala bu konuda ihaleye çıkıldığını duydunuz mu? Hayır! Bu firmayı tanıyor musunuz? Hayır! (O zaman ne Asil Nadir’dir sorgulanacak olan ve falan şirket. Onlar ve ötesi yığınla benzeri olaylarda muhatap durumuna düşenler gerçekte bozuk Devlet yapısına uygun olan eğri yolları kullanmak zorunda bırakıldılar!)
Yani ve kısaca hâlâ bu ülkede “ben yaparım olur” sistemi mi çalışıyor yoksa hukuk üstünlüğünden neşet eden ve artık durmuş oturmuş olması gereken Devlet normları mı diyerek sormak bile abes!
Ki say say sonu gelmez, eşele eşele bitmez. Amma bir de başladılar mı konuşmaya siyasetten ekonomiye, sosyal hayattan ötesi tüm sektörlere kadar nasıl reformcu olduklarını sayarlar, gazete sayfaları yetmez, televizyon ekranlarına sığmaz!
Ne diyelim. Devlet olmak kolay mı sanırsınız? Hele Devletin kaderini yüklenenler hâlâ kulüp yönetmekten öte becerilerle deneyimlerin “büyük devlet adamlrı” mertebesine ulaşamamışlarsa.