Siyasi sorunun son gelişmelerine baktığımda anladığım şu oluyor: “Sn. Talat Hristofyas’ı, Hristofyas da Talat’ı kandırmaya çalışıyor.” Tabi barışçı dedikleri çözüm için.
Sonra dönüyorlar bu barışçı dedikleri çözümün ne kadar büyük ve inançlı savunucuları olduklarını kanıtlamak için kendi dışlarındaki Kıbrıs siyasası ile ilgili güçleri kandırmaya çalışıyorlar. Kim daha çok kandırırsa o kazanacaktır hülyasında!
O zaman ne oluyor? Kandırma yutturma üzerine kurulmuş Talat Hristofyas ilişkileri, BM’ler ve AB’ye yansıyan ötesi kandırmacalar nedeniyle kadük hale geliyor.
Bu yargıya nasıl vardık sorusuna gelince. Bizzat Sn. Talat’tan. Geçen gün yeniden dedi ki “Hristofyas’ın samimiyetine inanıyorum ancak başarılı olup olmayacağından emin değilim.”
ALIN SİZE YENİ POLİTİKACI TİPLERİ: Bırakın rüzgâr gülü gibi havaya, mekâna, olaylara göre dönüp dururken bir gün öyle bir başka gün şöyle dediklerini…
Yahut Erçakıca’nın Hristofyas’a kızıp kızıp “iki yüzlülüğünden Türk halkına tırnak kadar hak hukuk tanımak istemediğine” varıncaya kadar sürdürdüğü suçlamalarını. Bunlar Hristofyas’ı görüşme sürecinde kandırmaya çalışırken dış dünyaya verilen mesajlar. Meali de “biz barışçı çözüme bu kadar arzulu iken görün Hristofyas’ınızı” olmakta! Tabi Hristofyas da benzer tutumda seyretmekte!
Şimdi gelelim işin siyasi tuluat kısmına: Ne dediydi Sn. Talat. “Hristofyas’ın samimiyetine inanıyorum ama…” Sonra konuşa konuşa ne dedi: “Hristofyas görüşme sürecini ertelemek istiyor…”
Sormaz mısınız, nerede inanılan samimiyeti?
Hristofyas ise bir yandan şu malum kırmızı çizgilerinden asla ödün verilmeyeceğini Erçakıca’nın meslekdaşı olan sözcüsüne sürekli söylettirirken, kendisi de Talat’la birleşik Kıbrıs’ı kuracaklarının müjdesini vermekte!
Bu kez Hristofyas için sormaz mısınız: “Hangisine inanalım bir, nerede samimiyet iki!”
BUGÜN PAZAR’DI: Hiç de bunları yazacak değildik. Hatta kafamızda tasarladıydık. Milli Takımı istenen sonuca ulaşamamış olsa da bir büyük başarıya imza attı. Türk seyircisi onca yılların soğukluğunda donmuş Alman halkına bir futbol maçı galibiyeti sonrasında nasıl kutlamalar yapacaklarını öğretiverdi. Şimdi deniyor ki Almanlar aynen Türkler gibiler! Tek eksikleri kalmış, kutlamaları yaparlarken silahları patlatıp şenliğe şenlik katamıyorlar. Her halde onu da öğreneceklerdir…
Ve gelecektik Başbakan yardımcısı Avcı’nın dillere destan dünya gezileriyle evinin önünde yirmi dört saat alesta bekleyen zatına tahsis ve mahsus iki arabayla zaman zaman “fakirhanesinin” bahçesini temizleyen ekibe…
Yok bunları da yazmayacaktık, “nasihatları” çok önemli diyecektik. Sonuncusu “KKTC’nin diyor, yücelmesi için çok çalışmamız gerekiyor…” Önce dünyada ayak basmadığı ülke kalmadığına nazire kendileri gibi, sonra ortağı olduğu CTP Hükümeti ve Sn. Talat gibi mi? Ki Sn. Talat siyaseten, Soyer’li ve Avcı’lı Hükümet de iktisaden. Çalıştıklarınca KKTC’yi batırıyorlar! Hadi susuz, sivrisinekli sıcak Pazar’lar.