Yarın 1974 Barış Harekâtı’nın 34. yıldönümüdür.
O yıllardan bu yıllara içimizdeki şer odaklarına, türlü çeşitli çözüm teorisyenlerine, siyaset ukâlalıklarıyla politikacı cambazlıklarına, dış baskılara, aramıza sokuşturulmuş provakatörlere, Rum ajanlarına, Türk düşmanlarına, Türkiye karşıtı örgütler maskaralığına, Kıbrıs siyasi sorununu Karagöz oyununa çevirmiş gelip geçmiş olanca Rum liderlerine karşın:
1. Türkiye Kıbrıs Türk halkının siyasi ve hukuki hakkından tırnak kadar ödün vermedi. KKTC’yi ne sattı ne de lafını ettirdi.
2. AB karşısında üyelik sürecini rizikoya sokmak pahasına ne GKRY’ni tanıdı ne de “tanıyacağına” yönelik en küçük umut verdi…
3. 1974’lerden beridir KKTC’ye yılda beş yüz ve artı katkılara baliğ olan milyon dolarları akıttı. Yollarımızı göletlerimizi yaptı, sularımıza borular döşedi. Elektrik santralımızdan hastahanemize, okullarımızdan üniversitelerimize kadar alt yapı lafına sığdırılacak neyimiz varsa altına imzasını attı. Ve bugüne kadar KKTC vardır hep var olacaktır dedi.
4. Papadopulos deli divane olduydu. Bir kez olsun Erdoğan’la görüşmek için. Lafını bile ettirtmedi. Şimdilerde Hristofyas deli divane oluyor. Görüşmelere olmadık politika madrabazlıkları koyuyor. Almış Talat’ı karşısına önerilerini dikte ettiriyor. Ve hep bekliyor. Belki Ankara’dan olumsuz da olsa bir ses bir nefes çıkar diye! Oysa Ankara’nın kulağı bile terlemiyor, kılı oynamıyor. Kaldı ki Hristofyas’ı muhatap alsın! Oysa Rum için asıl sorun Ankara’nın kendini adam yerine koyması! Ankara’nın ise Sn. Talat’a, “sen masadan kaçma” telkininden öte Rum’a yönelik tırnak kadar ne ilgisi var ne de kuşkusu. Hristofyaslı Rum liderliği çıldırıyor!
…Yarın işte böylesi gerçeklerde Barış Harekâtının 34. yılını kutluyoruz. Erdoğan Hristofyas’ın inadına hem de Türkiye’de partisinin kapatılmasından Ergenekon davalarına kadar olanca açmazlarla sarmalandığı bu sıkışık dönemde, tam anlamıyla KKTC’ye Bakanlarıyla birlikte çıkarma yapıyor… Yarın mesajını verecek, hiç kuşkunuz olmasın, “KKTC vardır var olacaktır” diyecek…
VE MERAK EDİYORUZ: “Bizimkiler ne diyecek?” Öküzün boynuzunda sivrisinek esamesine düşmüşlükleriyle. Ki utanmaları gerekir: “Daha dün TC ile İsrail arasında KKTC üzerinden geçecek ve üç yılda tamamlanacak içinde su ile doğal gazın da bulunduğu beş amaçlı boru hattı yapımının projesi imzalandı… Samsun Ceyhan’ın devamı olan proje Hindistan’a kadar yol bağlayacak…
Hristofyas hasta olmuş, hastahaneye kaldırmışlar. Allah geçmiş eylesin, amma: Hasta olur tabi! Yıkamadığı yıkamadıkları Kıbrıs’taki Türkiye nedeniyle!
HA BİZİMKİLER NEYLE UĞRAŞIYOR: İpsaro ile! İyi ki doğdun İpsaro! Yirmi dört saat menkıbeleri televizyon ekranlarında hem de Başbakanından bakanlarına, müsteşarlarına, irikli ufaklı bilumum sorumlu ve yetkililerine kadar söylenip çalınıyor. Oysa karar geri çekildi, sorun bittiydi. Hayır devam! Çünkü artık bu memlekette kimselerin yapacak işleri kalmadı. Türkiye yaparsa sahipliğine konmaktan başka!
…YUKARIDAKİLERİ zamanı zemini gelmeden bir daha yazamayız. Aksine günlük sorunların arasında hatta gün gelir Ankara’yı tefe koyar çalar, bünyemizdeki aykırı TC’lileri bam telimizde çalarız. Ancak hiç olmazsa şu 20 Temmuz sabahı itiraf edelim: Eğer otuz yıldır Kuzey’de vatan dediğimiz topraklarda özgür ve egemensek, şöyle böyle adam olmak yollarında mesafe almışsak bunu Türkiye’ye borçluyuz.