34 yıldır en kötü kriz dönemlerinde bile böylesinin görülmediği dolaylı vergiyi, elinin altındaki bilumum her bir şeye zam yaparak memleketin alış gücüyle çalışma hayatını felç eden bu hükümet.
Kendi beslemelerinin yarattığı muhalefetle içbarışı darmaduman eden bu hükümet.
Kadrolaşma ve seçimlere oy potansiyeli kazandırma kuşkusu ile istihdam politikasının dingilini koparan bu hükümet.
Bazı bakanları sayesinde mesleki kesimlerle Hükümeti kavgaya sokan, sendikaları yollara döken, grevlerle memleketin anasını babasını ağlatan bu hükümet.
Şimdi soralım. “Önümüzdeki seçimde bu hükümete oy verecek misiniz?” “Hayırrr!”
Şimdi bir daha soralım. Bu kadar açık ve net cevaba karşılık neden Soyerli CTP-ÖRP hükümeti harakiri yaparcasına ilk seçimde iktidardan gideceği olasılığına karşın dur durak bilmeden zam üzerine zam bastırmakta? İçbarışı dumura uğratmakta, sektörel kesimleri iflasa sürüklemekte, çevre sorunları yaratmakta, siyasi geleceği rizikoya sokmaktadır?
ÇARESİZLİK: Bilirsiniz. Hoca da koskoca göle maya çalıp ya tutar da yoğut olursa diyormuş. CTP hükümeti iktidara geldiği yerde değildir. Ne vaatleri tuttu ne tasavvurları. Doğruya doğru “insanları ihya edip büyütürken Devleti batırdı!” Şimdi insanlardan vefa bekliyor. Ve Hoca’nın göle çaldığı mayaya nazire bütçeyle Devleti kurtarma umutlarında zama zam bastırıyor!
Ancak Hükümet’in, herkesin elini taşın altına sokarak sıkıntılara hep birlikte katlanmak üzerine oluşturmaya çalıştığı yeni önlemlere halk katılmıyor. Çünkü olanların sorumlusu değildir. Yapılanlar da yapılmayanlar da hükümetin marifetidir. Dolayısıyle seçim olduğunda layık görülürse iktidarını korur, görülmezse gider!
VE YERİNE YENİ İKTİDAR GELİR: Bu kez muhalefet partileri açısından soralım: İktidara geldiniz. Plan programlarınız elbete ki “memleketi yıkıp viran etti” dediğiniz CTP hükümetinin bıraktığı enkazı temizlemek, KKTC’de yeni bir restorasyona başlamak olacak.
Nasıl? Henüz bu soruya yanıt alamadık! “Hele seçim sathı mailine girilsin söyleriz” tutumu ise bugünden iktidara hazırlanmak durumunda olması gereken muhalefet partilerinin, ben aktarmış olayım, halk katlarında zafiyetleri olarak değerlendiriliyor. Her ne kadar “muhalefet yapmak” bizatihi iktidara gelindikte “yapılan muhalefetin lafzına uygun” plan programlara sahiplik anlamına gelse de halkın duymak istediği şudur:
Zamları geri çekecek misiniz? Partizanca istihdamları nasıl çözeceksiniz? Mesela CTP-ÖRP hükümetinin yaptığı gibi UBP’li DP’lileri atıp yerlerine kat katı kendi partililerini istihdam etmesine nazire siz de atıp yerlerine kendi partililerinizi mi koyacaksınız? Yoksa kamu görevlilerini donduracak mısınız?
Siyasi sorunu nereye çekecek, çözüme yaklaştıracak mısınız uzaklaştırıp “çözümsüzlük çözümdür” mü diyeceksiniz? Tarımı, eğitimi, sağlığı, turizmi falan nasıl KKTC’nin gelişip büyümesine katacaksınız?...
…Tabi arada sesler çıkıyor, yazılı görsel medyada ağzı ile kuş tutanlar eleştirilerini ortalara sererlerken az biraz öneriler de getiriyorlar… Fakat daha açık seçik duymak isteniyor: “AB’ye üyelik hedef olmaya devam edecek mi? TC ile ilişkiler hangi boyutta sürecek? Sermaye kesimi ile kamuda çalışanlar ve özel sektörle çalışanları arası büyük parasal anomaliler nasıl daraltılacak?
ZAMANI DEĞİL DEMEYİN: Eğer halkı yeni değişimlere hazırlamak hedefinde iktidara gelecekseniz öncelikle şu imajı yıkmanız gerekecektir: “Gelen gideni aratır!” Siz nasıl aratmayacağınızı “zamana” değil, umuda teslim etmek zorundasınız. Sesinizi duyalım!