Hangisinden başlayalım? KTÖS’lü Elçil’in “Tarihin hiçbir döneminde bu seviyede, arsızca, hizmet vermeden karşılığını talep eden bir hükümet gelmemiş, gelmeyecektir” dediğini mi?
Yoksa ayni Elçil’in CTP sayesinde köşeyi dönen yavuz hırsız örneği kıytırık tutumunu ayazlatan “şu ana kadar yapılan görüşmelerde iki liderin özellikle tek vatandaşlık ve tek egemenlik konusunun aynen 1960’da olduğu gibi tekrardan teyit etmelerini, kendilerini çok memnun ettiğini” açıklamasını mı?
VE SORALIM MI? Seviyesiz, arsız, vermeden alan dediğin CTP hükümetinin neresindesin? Memleketi darmaduman etmişliğinde iktidardan gitmesi gerektiğini söylediğin yerde mi yoksa tek kimlikli Kıbrıs çözümünü kabul edip 1960’lara dönüş yaptığı için memnuniyetine mazhar olmuşluğunun desteğinde mi?
YOKSA EROĞLU’NU MU YAZALIM: “Ertuğruloğlu Denktaş’ın etkisindeymiş.” Açıkgöz politikacı! Değil mi ki Erdoğan Denktaş’a karşı, Ertuğruloğlu da Denktaşçı. Çal karayı bir taşla iki kuş vur! Erdoğan’a, “işte senin Ertuğruloğlu’n budur” mesajını uçur, Denktaş silahı ile vur!
Sanki yıldızı çok parlaktı, Erdoğan darbesi ile söndür, sayesinde yine UBP’nin başkanlığını kap, seninki parlasın! !
Fakat soralım: Denktaş’ın politikası ortada. KKTC’de vardır var olacaktır diyor. Çözümü de iki devlet esasında görüyor. Bildiğimizce UBP’li Ertuğruloğlu’nun tutumu da budur. Pekala sen Denktaş’ın etkisinde kaldığını söylediğin Ertuğruloğlu’nun ötesinde hangi görüşe sahipsin? Sn. Talat’ın tek egemenlik tek yurttaşlık dediği yerde mi yoksa Elçil’in 1960’lara dönüş oluyor diye memnuniyetinden göbek attığı yerde mi? Başkan olursan Denktaş ve Ertuğruloğlu’nun hilafına hangi görüş ve tutumun savunucusu olacaksın? Açıkla da öğrenelim!
YOKSA PLAJLAR SORUNUNDAN MI SÖZ EDELİM? Ki otuz dört yıldır “halk her türlü plaja ücret ödemeden girer” denmektedir. Buna karşılık otuz dört yıldır her yaz mevsiminde ödediği ücretle soyulup soğana çevirilir.
Kaldı ki sahillerdeki sorunlar da devam ediyor. Ne güvenlik var ne de huzur. Denizler derya, insanlar kabuk! Soralım diyecektik ama nafile? Memlekette, vatandaşın ücretsiz plajlara giriş sorununu bile çözemeyen hükümetlerle idare edilmek talihsizliğinde sadece kaderimize küskünüz!
YAHUT TALAT’IN KIRMIZI ÇİZGİLERİNDEN Mİ BAHSEDELİM: Erdoğan geldi, dikte etti dediydik. Şimdi dersini iyi çalışmışlığının ispatında tekrar ediyor: “Türkiye’nin kalıcı garantörlüğünde siyasi eşitlikle iki kesimliliğe dayalı iki kurucu devletten oluşacak bir çözümden yanayız.” Bunlara Kırmızı çizgilerim diyor…
Öyleyse bir daha soralım: Sadece TC’nin garantörlüğünün devam etmesi bile “iki kurucu devlet” esasında ve KKTC kanadında üstelik siyasi eşitliği de içermişliğiyle konfederal sistemi çakmıyor mu? O zaman nerede kaldı Hristofyas’la tek egemenlik ve yurttaşlık ilkesinde vardığın anlaşma?
DEVAM EDELİM Mİ: (Bunlar da benden.) Gitgide terbiye ile saygıyı lugatlarından silmiş bir gençlik dürütüyoruz. Bunun yerine yeni sözcükler oluşturuyorlar: Mesela genç delikanlı kız arkadaşıyla konuşuyor ve iltifat ediyor: “Armudunun a…ı!
Hayır bundan söz edecek değildik. Milli eğitim ve Öğretim deniyor ya. Artık okullarda “Eğitim” yok! “Öğrenme” de “öğreti oldu! Küçücük yaşlarda cicim bicim girdikleri okulların kapılarından “eğitimsiz ve öğretimsiz” çıkıyorlar. Armudunun bilmem nesiyle!
VE ÖRP’LÜ AVCI’YI DİNLİYORUZ: Sanırsınız Çakırcalı Mehmet efe… Yükselen yıldızıyla dış dünyada KKTC’ye büyük itibar ve ikballer kazandırmıyor, sayesinde kurtuluşu da müjdeliyor… Sorum yok. Sadece hatırlatayım: Tek başarın var, AKP kurmaylarını iyi ayarladın! Eh bu da politikadır! Serdar Denktaş ayni Ankara ile kavga ederken seninkisi Erdoğlu’undan beter açıkgözlük! Diyelim ve keselim.