Ana Sayfa >> Yazarlar Eşref ÇETİNEL | 2 Ağustos 2008, Cumartesi
Gazetecilik Ve Hasan Keskin

Gazeteler Pazar gün ne kadar okunur bilmiyorum.  Bizim işimizdir okuruz.  Genellikle şu TC’den ithal ifadeyle  çoğu  “köşeler”  geyik muhabbeti yaparlar.  Hatıralar,  fikralar,  politika dışı konular…

TC’nin gazeteleriyle gazetecilerine bu yönleriyle bakarım Pazar gün.  Kimileri mesela benim bir ayda anca okuduğum kitabı bir gecede hatmederler anlatımlarını yaparlar,  kimileri hangi şarapların kaliteli olduklarıyla nasıl içildiklerini anlatırlar.  Bazıları davet edildikleri önemli toplantılarla resepsiyonlarda yedikleriyle içtiklerinin damaklarında kalmış tatlarını ballandırırlar,    bazıları da gezip gördükleri yerlerin izlenimlerini sıralarlar.  Klâsik müzikten konserlere,  caz topluluklarından bilmem hangi müzik gruplarına kadar dinlenenlerle görülenler de   intibaları olurlar…

Ben hep şaşarım: Bir ayak üstüne dünyayı ayağınıza getiren,  şarabın yemeğin en kalitelisini,  müziğin en sanatsal olanını,  sinamanın tiyatronun en şahaserlerini,  dünyanın en sihirli coğrafyalarını,  en önemli kitaplarını falan… Hep bilen,  okuyan, tadan,  izleyen,  anlayan,  yaşayan ve tavsiye eden bu gazetecilerin biz neresindeyiz! 

Ne diyordu şair:  “İstanbul’da Boğaziçinde bir fakir Orhan Veliyim/  Veli’nin oğluyum tarifsiz kederler içinde…”  Olsak olsak oradayız işte.  İyi şarabın  iyi yemeğin,    sanatın müziğin,  şarkının türkünün,  dünya güzellikleriyle  değerlerinin cahili!   Oysa  “gazeteci dediğin derler,  her şeyi bilecek,  tadacak,  kadından da anlayacak şaraptan da…” 

HASAN KESKİN DOSTUMA GEÇMİŞ OLSUN.   Yukarıdakileri Hasan Keskin’i de düşünerek yazdım.  Volkan gazetesine gideliberidir görüşmüyorduk. 

Hastalığını yeni duydum, atlatır dedim...   Geçen gün yazısını okuduğumda  şu klasik halk diline yapışmışlığındaki ifadesiyle  yüreğime taş düştü.  Bir anda türlü çeşitli düşüncelerle sarsıldım.  Yazık ki uzaklardayız.      

Ne var ki biz  Mağusalılar birbirlerimizi iyi tanırız.  Dağılıp gitmiş,  artık  “Mağusalı”  diye bir karakteristik yapı kalmamış,  çok uzaklara düşmüşlüğümüzle de olsa    “işte o üç beş kişi”  deriz.  Keskin benim için o üç beş kişiden  biri  işte…  Bir mücadele adamı,  nev’i şahsına münhasır yazılarıyla bir gazeteci…

Ki yazısını okudukta  İşte bizim Hasan dedim yine.  Şener’e yüklenmiş. Biliyorum, birbirlerine çatmadan duramazlar ama hangi kez birbirlerinin adlarını şu veya bu nedenle anmak gereğini duysalar sevgiyle gülümserler.  Onlarınki  Kıbrıs siyasi sorununa vurmuş iki zıt kutbun  insanları.  Ne var ki olmasalardı olmazdı çünkü dengeleri kurandır zıtlıklar.          

İkisi de  “halk için”  diyor.  İkisi de hâlâ tabanda savaşıyor.   İkisi için de “gazetecilik”  şarabın anlatımı,  yeyip içmenin tadı,  gezip tozmanın bahtiyarlığı,  kadınların güzellikleriyle bedii zevklerin yücelikleri değil;  yollarında  zehir zakkum içerek uğurlarında mücadele ettikleri Kıbrıs Türk halkı!  Ama Hasan’a göre Şener Levent,  Şener’e göre Hasan Keskin bu yolların dikenli barikatları!

…Hasan’ın yazısından okuduğumca ciddi olan hastalığına çok üzüldüm demek abes.  Sevgili dostumun bir an önce sağlık afiyete kavuşmasını dilemekten başka elimden bir şey de gelmiyor.  Fakat inanıyorum.  kahvelerimizi karşılıklı  yudumlayıp sigaralarımızı tellendirirken sağlığıyla ilgili olumlu ve   güzel haberi bizzat kendisi  söyleyecek bana. 

3452 defa okundu Yorum Yaz     Paylaş Share/Bookmark    
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
4 Şubat 2012, Cumartesi    Bam telimize
3 Şubat 2012, Cuma    Hiç bir şeyden korkmadılar, din eğitiminden korktukları kadar!”
2 Şubat 2012, Perşembe    Bıktırıp usandıran olaylara bir daha baktık
1 Şubat 2012, Çarşamba    Zamanı boşa harcıyoruz
31 Ocak 2012, Salı    Bazen geleceklerden çok korkuyoruz
30 Ocak 2012, Pazartesi    Gerçekleri görmezden gelemeyiz
29 Ocak 2012, Pazar    Kavganın nedeni
28 Ocak 2012, Cumartesi    Halkın asıl beklediği bunlardır
27 Ocak 2012, Cuma    Vallahi biliyordum
26 Ocak 2012, Perşembe    "Özerklik" üzerine dediklerimiz

increase font size decrease font size print this page tell a friend Yorum Yaz (0)

Bam telimize
Eşref ÇETİNEL | 4 Şubat 2012, Cumartesi
Özer Boyacı Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nin sahibi. Kampus tam da şu son günlerin reyting rekorları kıran  ve Vakıflar idaresi tarafından    “Külliye”  oluşturulması içi...
Hiç bir şeyden korkmadılar, din eğitiminden korktukları kadar!”
Eşref ÇETİNEL | 3 Şubat 2012, Cuma
Olmuyor!  Çünkü ne anlatılabiliniyor ne de  “toplumsal uzlaşı”  konusunda titizlik gösteriliyor…
MESELA:  Günlerdir Haspolat yakınlarındaki 200 dönümlük arazinin ihaleye çıkılma...
Bıktırıp usandıran olaylara bir daha baktık
Eşref ÇETİNEL | 2 Şubat 2012, Perşembe
Geçtiğimiz gün Halkın Sesi Gazetesi yayım politikasının  “tarafsız habercilik”  prensibini bir yana koyarak,   “Çocukları Koz Yaptılar”  manşetini attıydı. 
İfad...