En sıradan yurttaşa deseniz ki “dünya yuvarlıktır durmadan döner.” Yüzünüze şaşkın bakarak, “Eee, doğrudur, ne var bunda?” diyecektir. Yani “doğrular” tartışılmaz. Gerçekler de. Mesela herkesler için evlatları üzerine titrenilen canları ciğerleridir. Hele bizim gibisi aile yapısına sahip toplumlarda tutun ki tartışmasız “onlar için yaşanılır!” Eğer varsa “korkularımız” onlar nedeniyledir, söylemeye bile gerek yoktur.
Pekala Kıbrıs siyasi sorununun çözümünü de böylesi “doğrular” tutumu içine koyamaz mıydık? İlle de politikanın ahkâmlarına tutsak ederek ensesinden ve ensemizden dışımızdaki güçlerin siyaset mastürbasyonu yapar gibi bayıla ayıla oynamalarına fırsat mı vermeliydik? Ki şimdilerde sadece o dış güçler değil, Rum da oynuyor biz de!
3 EYLÜL GELİYOR. Sn. Talat’la Hristofyas beklentilere göre bu kez daha kapsamlı görüşmeler yapacaklar. Arifesinde Sn. Talat destek arayışlarına çıktı. STÖ’lerine neyi anlatıp neyin desteğini istediğini bilmiyoruz. Ama öncelikle “bulacağım” dediği örgütleri ziyaret ediyor, ne olduğu belli olmayan çözüm sürecine yönelik desteği de buluyor! Biliyor ki bir kez köşelerin başlarını tutarsa işi kolay! Nitekim açıklamasında diyor ki “şeytan ayrıntıda gizli olsa da bizce mesele bir ay içinde çözülebilir!”
Allah duysun! Ancak önce şu “şeytan” işini açığa çıkaralım bir, “ayrıntılar” nedir öğrenelim iki.
ÇÜNKÜ VE MESELA: Kıbrıs TC’den kopartılır, Garanti Anlaşması iptal edilir, bünyemizdeki kırk elli bin TC’li gerisin geriye gönderilir, Rum’un tek egemenliğe dayandırdığı sistemde külliyen Türk-Rum halklarının seçeceği Cumhurbaşkanına Başkanlık sistemi bağlanır, Yurttaşlıklar tek kimlik haline getirilir, Merkezi federal otoritede 1960 anlaşmasına uygunluğunca yüzde 75 ile 25’ler Yürütme, Yasamada temsil oranı olarak kabul edilir, Güzelyurt Maraş verilir, Karpas kanton sistemde Rum’a bağlanır… Olur yani! Ne demek çözüm mümkün değildir.
PEKALA BÖYLESİ DE OLABİLİR Mİ: İki kurucu Devlete dayalı Türkiye’nin etkin ve fiili garantisini içeren, iki bölgeli, iki halklı, kesinlikle siyasi eşitliğe dayalı, Güzelyurt’un Türk’te kalması koşulunda bir Konfederal sistem çözüm olabilir mi?
Amma da ha! Yer yerinden oynar, kıyametler kopar.
FAKAT: Şimdi soralım. Hangi çözüm şekli “doğrudur?” Sn. Talat’ın Hristofyas’la politik oyun haline getirdiği arayışlarındaki çok karmaşık federal sistem mi yoksa 1974’den beridir savunulan Kuzey Türk Devleti’ni siyasi irade olarak kabul edecek ve ötesinde işbirliğine açık bir çözüm mü?
İşte biz “doğru” olması gereken bu ikinci çözüm şeklini harcadık, hakkımızı hukukumuzu bizzat ve evvel emirde biz çiğnedik, 1974’ün lafzına tükürdük. Şimdi yapılan siyaset hokkabazlığı ise çiğnenilen bu çözüm şeklinin bir daha gündeme gelmemesini sağlamaktır. Başarırlarsa ötesi kolaydır. Sorun bir iki ayda değil, bir iki günde bile çözüme bağlanır!