Sorun yeni değildir. 1974 öncesinden başlar günümüze dek gelir. Uğraş kapsamında zamana zemine göre değişiklikler de olsa temelinde “din” vardır. Dün, tutun ki Şeyh Nazım Kıbrisi’nin Nakşibendi tarikatı ile şekillendiydi bugün “Kuran kursları” ile. Arada “Bahailer” de var, Müslümanım diyen “dinsizi” de.
Ancak bugüne kadar ne yaptılar ettilerse tutun ki “camileri dolduramadılar! Kıbrıs Türk’ünün kafası bir türlü dine yatmadı! O zaman TC’li yurttaşlara sarıldılar, “ne varsa onlarda var” umudunda.
Şimdilerde dini eğitim almaları için Türkiye’ye uçaklarla gönderilen çocuklar yanısıra Eğitim Bakanlığınca Kuran kurslarına cevaz verilmesi, sürecin son halkası. Bugüne kadar yasal olmayan Kuran kursları yasallığa kondu.
PEKALA SORUN NEDİR: Eğer söz konusu “bugün” olsaydı AKP’den kaynaklı hareket diyecektik. Oysa kırk yıldır var. Kısaca radikal dinciler değerlendirmelerinde Kıbrıs Türk’ü dinsiz imansızdır ıslâha ihtiyacı vardır. Dolayısıyle önce Kuran sonra Dini vecibeler yönünden bilgilendirilmelidir.
1974’den sonra bu kanaat daha bir pekişti. Nitekim yıllar önce bir toplantıda Büyükelçi Apakan’a “bu ülkede Kuran kursları vardır. Çocuklarını okula göndermeyenler bu kurslara göndermektedirler ve getolarda durum çok daha vahimdir” dediğimizde az biraz şaşırmıştı. Sonradan o kursların üzerine de gidildiydi ama tırnak kadar caydırıcılığı olmadıydı.
Sorun da burada odaklaşıyor. Kimseler dinsiz imansız nesiller yetiştirmek istemezler. Ancak: Gerçekten mevcut eğitim sisteminde Müslümanlığı içine saracağımız doğru dürüst bir din öğretimi var mıdır? Soru kendiliğinden gelecektir: Olmalı mıdır? İşte sorun! Eğer siz önemsemez, müfredat içinde “olmasa da olur” düşüncesine yedirerek “dini” basite irca ederseniz “yarattığınız boşluğa” tutun ki din istismarcılarını da oturtursunuz, din cahilerini de! Asıl paniği ise gün gele Eğitim Bakanlığı patentli tutumda “Kuran kurslarına” cevaz vermek zorunda kalışınızla yaşarsınız!
BUGÜN OLAN BUDUR: 1974’lerden beridir üstesinden gelinemeyen kurslara yasallık kazandırmak. Olumlu yanı en azından eğer sokulabilirse bir denetim altına sokulması.
Olumsuz yanı radikal dincilere yeni bir kazanım sağlanması. Pekala çözüm? En azından “İçimizdeki Türkiye faktörüne bağlı” oluştan kurtaracak akımları engelleyebilmek. Fakat bunun için de AKP rümuzlu anlayışı aşmak gerekecek. O zaman ve en azından bu ülke gençliğine, “dinini konuşup tartışabileceği” kadarını bahşeden bir din eğitimi vermek gerekir. Ki “Allah’la benim arama kimse giremez” savunması yapılırken “bilgi ve inancın” gücüyle pekişsin.