|
Dümen kırmak yok!
Sağlıkta önce ‘Tabipler Birliği Başkanı ve Yönetimi’nin istifası, ardından Serbest Çalışan Hekimler Birliği’nden gelen istifa haberi; eylemler, bildiriler peş peşe... “Neler oluyor” diyerek, Sağlık Bakanı Eşref Vaiz’le görüştüm.
* * *
- Sayın Bakan, Tabipler Birliği yönetimi istifa etti ve sebep olarak da sağlık yasalarının zamanında yürürlüğe girmemesini gösterdi. Ve Serbest Çalışan Hekimler Birliği’nden de ‘istifa’ kararı çıktı... Siz de ‘istifa’ etmeyi düşündünüz mü?
- Size bir hikaye anlatmak istiyorum. Yunanlı bir balıkçı, açık denizde bir kasırgaya yakalanmış ve “Fırtına Tanrısı”na seslenmiş: Ey Tanrı beni ister kurtar, ister batır, ben dümenimi kırmadan dosdoğru gideceğim... Bizimki de böyle... Eğer doğru yolda olduğunuza inanıyorsanız, dümeni kırmadan devam edeceksiniz. Öyle kolay pes edecek değiliz. Bugün eğer Mağusa’ya modern bir hastane kazandırmışsak, açık kalp ameliyatları artık Lefkoşa’da bizim hastanemizde yapılıyorsa, yeni bir kalp merkezimiz varsa, yüzlerce yaşlı insanımızın ayağına hizmet götürüyorsak, yasalarımızın geçmesi için sayılı günler varsa, pes etmediğimiz ve dümen kırmadığımız içindir.
- Henüz yasalar geçmedi, sorun da o galiba! Ayrıca bu istifalara da bir yorum yapmadınız..
- En büyük korkum meselenin siyasi bir boyuta çekilmesidir. Bakınız, öyledir demiyorum. Ama birileri bu istifaları, siyasi bir istismar unsuru yapmaya çalışır, ‘erken seçim’ tartışmaları içinde ele alırsa gerçekten çok üzülürüm. Çünkü biz ısrarla sağlığı siyasetin dışında tutmaya çalıştık. Üstelik de yasalar, şu anda Meclis’te... Ve Meclis’teki aşamada da sivil toplum örgütlerinin de beklentisi yönünde gerekli düzenlemelerinin yapılacağının sözü verildi. O zaman bu istifalar niçin? İnanın ki çok anlamlı bulmadım. Ha ‘geç kaldınız’ denebilir. Ama bu gecikmenin, çok geniş tabanlı bir uzlaşı çabası sonucu ortaya çıktığını unutmayalım. 30 yıl bekledik; şimdi birkaç aylık gecikmenin, hatta bir yılın hesabını yapmayalım. Kolay değil... Ama ‘değişim’ kolay olmuyor, bunu biliyorduk. Üstelik de esas şimdi sivil toplumun gücüne, kamuoyu baskısına ihtiyaç vardır; hem yasalar Meclis’te olduğu dönemde, hem de sonrasında uygulama aşamasında...
- Sağlıkla ilgili tartışmalar içerisinde yer alan bir diğer konu, Yakın Doğu Üniversitesi’nin Diş Hekimliği, Eczacılık ve nihayetinde Tıp Fakültesi... Sivil toplum örgütlerinin bu yönde de bir isyanı var?
- Bu konuda da tavrımız çok nettir. Biz, Ankara’ya gittik ve Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK)’le görüştük. Yani örgütlerimizin dile getirdiği tüm endişeleri, Yüksek Öğrenim Kurumu’na aktardık. Bize, “Eğitim kalitesinden endişe etmeyiniz çünkü sizleri de yetiştiren, şu anki hekimlerinize de ders veren hocalar görev yapacaktır” dediler. Biz yine de tüm endişeleri aktardık, hatta “mesleki enflasyondan” korktuğumuzu söyledik. Bunun, bizim sorunumuz olduğunu, gerekirse hiç Kıbrıslı öğrenci okutulmaması yönünde önlem alabileceğimizi ilettiler. Ayrıca, Türkiye’de okuyan eczacılılık, diş hekimliği öğrencilerine sınırlama koymadığımızı anımsattılar. Şunu da belirtmek gerekiyor. Yeni bir fakülte için izin ya da onay makamı Sağlık Bakanlığı değildir. Bu konuda Sağlık Bakanlığı, gerekli görüşmeleri yapmıştır.
- Ama bir uyarı var, Tabipler Birliği’ne üye olmayan hekimler, burada görev yapamaz.
- O konuda örgütlerimiz haklıdır. Biz Yakın Doğu Üniversitesi’ne yazı yazdık ve dedik ki, “eğer üniversitedeki hekimler görev yapacaksa Tabipler Birliği’ne üye olmalı, tüm yasal prosedüre uymalıdır”, aksi halde yasal işlem yapacağımızı da bildirdik.
- Bir sorun yok diyorsunuz!..
- Hep birlikte ve iyi niyetle çalışırsak, sorun yok, çünkü sağlık hepimiz içindir.
|