Bit yeniği!
Bir ‘avukat’ ya da ‘avukat bürosu’ neden kocaman bir tabela ile ‘reklam’ yapma gereği duyar!..
Hem de Kıbrıs’ta!..
Hem de Londra’daki adresiyle!..
***
Işin “çevre katliamı” boyutunu geçtim!..
Artık şu ‘casino’, ‘gece kulübü’, ‘sigara’ reklam panoları yasaklanmalı diyorum!..
O kadar çok ‘gece kulübü’ ve ‘casino’ reklamları var ki, yalnızca “tabela kirliliği” ile çevrenin kirlendiği yetmiyor!..
İşin içerisine bir de “ruhumuzu kirletmeleri” giriyor ki, kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz aslında...
***
Yine dönüyorum ben, kocaman panolarla, Lefkoşa-Girne yolunda “reklam” yapan avukata!..
Ne diyorsunuz sayın Cumhurbaşkanı?
Siz ne diyorsunuz sayın Başbakan?
Peki ya siz sayın Içişleri Bakanı?
Barolar ne diyor peki?
Sizce bir “avukatın” bu kadar gösterişle ve
kocaman reklam panoları ile “dikkat çekme” çabasının altında ne olabilir!..
***
Acaba, şu meşhur “Kıbrıs’ın güneyindeki
malları satmak için aracılık” konusu olabilir mi?
Yok, kimsenin günahına da girmek
istemiyorum!..
Ama kafama takıldı!..
Bir ‘avukatın’ reklamı sokak panolarında ne işe yarar diye...

‘Öküz altında buzağı’
Sağlık Bakanı Vaiz, 'örgütlerdeki' istifalara yönelik olarak, "En büyük korkum meselenin siyasi boyuta çekilmesidir. Öyledir demiyorum. Biz sağlığı siyasetin dışında tutmaya çalıştık. Ama bu istifalar siyasi istismar unsuru yapılırsa, üzülürüm" demişti...
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Bülent Dizdarlı'dan -ki görevinden istifa etti-, kısa bir açıklama geldi...
***
Sayın Mutluyakalı,
Dünkü gazetede çıkan bakanın açıklamaları üzerine bu açıklamayı yapıyorum. Benim ve Yönetim kurulumun istifasının arkasında siyaset aramak, öküz altında buz ağı aramaktır. Siyaset yapmadık demiyorum, yaptık. Ancak bunu bir sivil toplum örgütü olmanın gereği olarak yaptık. Aynı gerekçe ile de hiçbir siyasi partiye agredite olmadan yaptık. Sanırım ülkemiz siyasi yaşamında da bunu başarı ile yapan ender meslek örgütlerinden biri olduk.
Hal böyle iken istifamızın arkasından gerek "Star Kıbrıs" gerekse gazetenize verilen demeçler bizi üzmüştür. Eğer yasalar geçmezse istifa edeceğimi, 20 Şubat 2007'de Saray Otel'deki "Tarihi Uzlaşı" toplantısında sizin de bulunduğunuz elli kusur gazetecinin arasında söylemiştim. Bu söz yerine getirilmiştir. Gerisi HİKAYEDİR."