‘Ah’la, ‘vah’la!..
Sanayi bölgeleri yanıyor!..
Yok, ‘ekonomik yangın’dan söz etmiyorum...
İşin ‘ekonomik sıkıntılar’ ve ‘üretim’ boyutu ayrı bir tartışmadır, bu yazının konusu değildir şimdilik.
Bir gece, onca emek ve alınteri, onca yatırım ve altyapı kül oluyor...
Şu anki derimiz bu!..
Yalnızca son birkaç ayda, dört beş iş yeri küllendi...
Yanıyor, milli servetimiz aslında...
Sonra bir ah, bir vah, bir maraz!..
Sebep: Denetimsizlik!..
Aslında: Keyfilik!..
Gerçekte: Başı boşluk!..
Çünkü, sanayi bölgeleri ‘yatı evleri cenneti’ne dönüştü...
Kayıt dışı ya da içinde fark etmez, işçilerin, sağlıksız şartlardaki yatı evleri!..
Hele bu soğukta, ısınmak için “atadan kalma yöntemlerle” odun, mangal, soba!..
Sonra bir sabah!..
Bir ah!..
Bir vah!..
Gerisini de kimseye sorma...
Elbette “altlarında son model” araçlarıyla yanan fabrikalarını ziyaret eden “patronlar” çok dertli!..
Yanmış, kül olmuş fabrikaları ziyaret eden yetkililer, bakanlar, müdürler de oldukça
kederli!..
Peki ya “yatı evinin” işçileri!..
Şimdi, yeni bir “sığıntı” arıyorlar kendilerine...
Ya gerekli “denetimleri” yapmayan makamlar...
Esas onlara ne demeli?
/ / /
Telegraph’ın ‘kelamı’
“Birleşme Tanrı kelamı değil” dedi, Cumhurbaşkanı Talat!..
Değil elbette...
Ama Kıbrıs’ın kuzeyindeki yapı, ne isterseniz deyiniz adına, ister Kuzey Kıbrıs
ister KKTC...
Uluslararası hukuğun dışında kaldığı sürece...
Ve bizler, “bir başkasına ait toprak parçası”nı sanki “babamızın malı” gibi alıp sattıkça, dağıttıkça...
“Garanti ve İttifak Anlaşması”nı, “bozulan cumhuriyeti” yeniden tesis etmek değil, “yenilerini ilan etmek” olarak yorumladıkça...
Tüm uluslararası sözleşmeleri ve kararları “görmezden” geldikçe...
Hep “kendimize cumhuriyet” olmaya devam edeceğiz..
***
Telegraph gazetesi İngiltere’de dün “KKTC Çetelerin Cenneti” diye yazdı, SABAH da ön sayfasına aldı, başlık kenarına koydu haberi.
Denizin ötesinden biraz da böyle görüntümüz, ne yazık...
Belki Telegraph’ın haberleri “tanrı kelamı” değil ama “korsanlığımız” dolaşıyor dilden dile...
Ha bunun suçu kimde?
Biraz Kıbrıslı Rum ‘liderlerde’..
Biraz bizde...
‘Masum değiliz hiçbirimiz’ gerçekte!..
/ / /
Duygusal açlık!
Uzmanlara göre duygusal açlık son yılların en çok rastlanan problemlerinden birisi. Mutsuz sinirli veya üzgünken yemek yiyerek rahatladığınızı mı hissediyorsunuz?
Belki de kilolarınızın nedeni bu!
Yani “duygusal açlık” içerisinde olabilirsiniz...
Ya da sebebi ‘hükümettir’...
Belki de Papadopulos!..
Kim bilir?
/ / /
PANO
Sayın, Cenk Mutluyakalı,
Yazılarınızı devamlı okuyorum, başarılısınız ve başarınızın devamını dilerim.
Ben Sivil Havacılık Dairesi çalışanlarından bir memurum, ki hiçbir ülkede hava trafik kontrolörleri memur sayılmaz, Türkiye de dahil. Hep ayrı kadroları yasaları, ödül ve cezaları vardır. Ben altıncı Müdürü gördüm. Hava Trafik Amirliğinde devamlı eleman eksikliği olmuştur ve yüz yıl daha olacak da, zihniyetler hep aynı. Her gelen hükümetle bakan bu daireyi normal bir daire olarak gördüklerinden hiçbir sorununa el atmamışlar, müdürlerin ise ben koltuğuma bakarım zihniyetleri bu daireyi acınacak duruma düşürmüştür. Sayın Maliye Bakanımız Dairemizin durumunu çok iyi bilmektedirler.Hiçbir personel ben fazla mesai isterim diyerek gidip fazla mesai yazamaz amiri var müdürü var bakanı var.
Sayın, Mutluyakalı artık personel olarak biz bıktık usadık fakat yöneticilerimiz bir defa olsun bize sormadılar; çünkü beyaz sayfa, beyaz araba ile üçlü kararnameler ile yapılan atamalar, bayrakcılar ile bu işler daha çok böyle devam eder.
Sayın Mutluyakalı, lütfen rica ederim bir gün iki saatinizi ayırınız ve Hava Trafik Amirliğine misafirimiz olunuz ve orda çalışan arkadaşlara da bir kulak veriniz bakalım herkes bu düzenden memnun mu.
Sayın, Mutluyakalı, sizlere güveniyorum, memur olduğum için konuşma hakkım yok lütfen yazdıklarım aramızda kalsın, ismimi açıklamayın.
Sevgiler...(ismi saklı)