Peşpeşe ‘zamlar’ geliyor!..
Toplumun tüm kesimlerinden, pekçok insan haklı bir ‘isyan’ içerisinde.
Aslında ‘yurttaşın cebinin’ rahatladığı ve yaşam kalitesinin arttığı ama ‘devletin cebinin’ giderek ‘fakirleştiği’ bir süreç yaşadık.
Rakamların dili böyle söylüyor en azından...
Yoksa!..
Onca ev, araba, beyaz eşya, mobilya tüketimi “bir başka memleketten gelen insanlarca” yapılmış olamazdı...
‘İkinci el araç satışı’nın neredeyse sıfırlandığı ama ‘yeni, sıfır kilometre’ araç satışının tavana vurduğu bir dönemdi bu!..
Çocuklarını ‘özel okullara’ gönderen ailelerin sayısında ‘patlama’ yaşandı; yurt dışı
tatillerinde de...
Yurttaşın ‘alım gücü’ndeki artış, beklentileri ve istekleri yükselttikçe, daha da arttı ihtiyaçlar; ‘yatırıma’ yönelik cesaretler de arttı böylece...
Ve tam bir ‘tüketim çılgınlığı’na tanık olduk son dört beş yıllık periyotta...
Ama ‘devletin cebi’ sürekli fakirleşti...
Yönetenlerin ‘hesapsızlığı’ bir yana, yurttaşın hesapsızlığı da ‘kredi kartları’ borçlarından, ‘çek yasağı’ listelerinden anlaşıldı.
Üç kazanan, beş liralık yatırımdan çekinmedi...
Sonra!..
Bir ‘panik’ başladı, “ne oluyoruz” diye...
Çünkü ‘devletin cebindeki’ fakirliği ortadan kaldıracak tem hamle, ‘yurttaşın cebine’ el atmaktı...
Bu, hem ‘Maliye’nin ve ‘Hükümet’in hesapsızlığının, gerekli tedbirleri zamanında
almamasının sonucudur; hem de ‘popülist’ uygulamaların bir yansıması...
Ama bir de kimi sendikaların ‘günü kurtarmak’ adına attığı hesapsız ve kitapsız adımların günlük hayata yansıması...
***
Aslında filmin kopuş anı geçtiğimiz yıl ‘toplu sözleşme’ masasında yaşandı...
Bütçe ve maliye uzmanları, rakamlara baktığı zaman “kamuya verilebilecek artış bu
bütçeye göre yüzde 1-2 olur” diyordu!..
Ve “popülizm” uğruna toplumun bir kesimine yüzde 7’lerde bir artış yapıldı!..
Peki, bu artışı karşılayacak ve bütçeyi dengeleyecek “tasarruf” tedbirleri alındı mı?
Tam aksine “ek mesai”ler çıldırdı!..
Vergi toplama konusunda “yüksek performanslı” bir “fark” yaratılamadı!..
Yani, “gelir artışı” ne yazık ki “giderler”i karşılayacak düzeyde değildi...
Tüm bu yaşananların ardından ne oluyor şimdi?
Toplumun tüm kesimleri çekiyor, bu “hesapsızlığın” acısını...
Bütçedeki ‘açık’, yurttaşın cebinden talep ediliyor, pekçok farklı zamla!..
***
Önümüzdeki günlere yine “toplu sözleşme” masası kurulacak...
Umarım ki, herkes, tüm kesimler, çok daha iyi yapar hesabını, kitabını!..
Ve gerekli “tedbirler” alınır...
Hepimiz, tüm toplum, ödemeyiz “popülizmin” faturasını...
/ / /
Einstein'ın Bulmacası
Acaba dünyada zeki olan %2 insandan biri misiniz?
Bu soruda hiçbir şekilde şaşırtmaca yoktur, tamamen mantığa dayalıdır. Mantıklı bir şekilde çözüme ulaşılabilir.
Kolay gelsin.
1-Beş tane ev vardır ve her biri ayrı renktedir.
2-Her evde oturanın ayrı bir uyruğu vardır.
3-Her biri ayrı bir içecek içmekte, ayrı bir hayvan beslemekte ve ayrı marka sigara içmektedir.
4- Bu 5 insanın hiçbiri öbürünün yaptığını yapmamaktadır. Yani sigaraları ayrı, besledikleri hayvanlar ayrı, içecekleri ayrı ve evlerinin renkleri ayrıdır.
Soru:BALIK kime aittir?
Açıklamalar:
1- İngiliz kırmızı evde oturuyor.
2- Isveçlinin köpeği var.
3- Danimarkalı çay içiyor.
4- Yeşil ev, beyaz evin solunda duruyor.
5- Yeşil evin sahibi kahve içmeyi seviyor.
6- Palmall sigarası içenin bir kuşu var.
7- Ortadaki evde oturan süt içmeyi seviyor.
8- Sarı evde oturan Dunhill sigarası içiyor.
9- Norveçli birinci evde oturuyor.
10- Marlboro içen kedisi olanın yanındaki evde oturuyor.
11- At'ı olan, Dunhill sigarası içenin yanındaki evde oturuyor.
12- Winfield sigarası içen, bira içmeyi seviyor.
13- Mavi evin yanında Norveçli oturuyor.
14- Alman Rothmans sigarası içiyor.
15- Marlboro içenin komşusu sadece su içiyor.
Einstein bu soruyu son yüzyılda yazmış ve iddia etmiştir ki dünyadaki insanların %98'i bu soruyu çözemez...
[yanıtları, cenkvirus@superonline.com adresine mail bekliyorum, ya da sms!]
/ / /
Gazeteci Reşat Akar’ın dikkat çektiği TEHLİKE
Gazeteci Reşat Akar yazdı dün, Halkın Sesi’nde... Sağlık Bakanlığı’nın istatistikleri
üzerine...
<<... Topu topuna bir yılda 35 AIDS vakası. 7932 tane Hepatit B’li, 121 Hepatit C’li, 607 tane bel soğuklu, 78 frengili, 56 da human papiloma hastası tespit edilmiş. Peki bu hastalıklar nasıl tespit edilmiş. Yurt dışından çalışmak için gelen ve resmi kayıt yaptıran işçilerin zorunlu sağlık kontrollerinden.
Zorunlu sağlık kontrolü nasıl yapılır.
1- İşçi isteyen firma Çalışma Dairesi’nden ön izin alır ve gerekli işlemleri tamamlar.
2- Ön izin alan işçiye adaya geldikten en az bir ay içerisinde kan tahlili yaptırır.
Peki bu bir aylık süre içerisinde ön izinle bekleyen işçi hasta ise ne olur?
Sadece bulaştırır (!)
Peki ön izin almadan ve kaçak çalışanlar?..>>
***
Yönetenler ‘toplum sağlığı’nı korumak zorundadır. İstatistikler dehşet verici... ‘Güney’den gelmesi olası sağlıkla ilgili tehlikeye karşı ‘tedbir’de zorlanmayanlar, ‘kuzey’den gelen tehlikeyi de görmek
zorundadır!..