Sondakika Özge Taşker - Healthy Life - Sağlıklı Beslenme ve Diyet Merkezi - 22 92 286 - Marmara Bölgesi, Lefkoşa Siz halen internet alan adınızı almadınız mı? Alan adı alana, 1 yıl hosting BEDAVA - 444 0 100 - Yenikent, Lefkoşa Alo Vitae - Vitae Veteriner Kliniği ücretsiz danışma hattı: 22 40 953 - Yenikent - Lefkoşa
kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
28 Ağustos 2008, Perşembe Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
Sondakika Talat:Hristofias'ı defalarca uyardım Kıbrıs'ta petrol krizi Cat Stevens:Kıbrıs'ta barış için konser verecek Rum tarafında sütte zehir Stefanu: Talat ve Hristofias ayni dili konuşuyor Rum Basını:Yönetim Şeklinde anlaştılar!. Celal: Pile'deki olaylar sıradan değil Petrol arayışları 2009'da başlayacak Rum Başpapaz:Türkiye tüm Kıbrıs'ı kontrol etmek istiyor Diyetisyen Özge Taşker de Kıbrıs Postası ailesine katıldı

  ARŞİV
   

 RÖPORTAJ
Ayşe DÖNMEZER: Reform Şart
YAGA Direktörü, Ekonomi Eski Bakanlarından Ayşe Dönmezer ekonomik konularda yaşanan gelişmelerle ilgili hem uyarı hem...

 ÇOK OKUNANLAR
Bizi zor günler bekliyor
 
Lazkiye seferleri gündemde
 
BKP hesap sordu
 
Rusya'nın kararı ilhaktır
 
Konsey:Vatan tehlikededir
 
Başpapaz Hristofias'a kızdı
 
Hazırlıklar hızla sürüyor
 
Rusya tezlerine bakmalı
 
Saç Boyama ve Renk Seçimi
 
Türkiye'yi hedef gösterdi
 

 YORUMLANANLAR
Linden:301 konusunda gereğini yapın [1]
 

Olmaz Olmaz !
Rauf R. DENKTAŞ
Batının KKTC Yanlışı
Prof.Dr.Ata ATUN
Kozlar doğru belirlenmelidir
Mete TÜMERKAN
“Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi....
Hasan HASTÜRER
Suskunluk
Cenk MUTLUYAKALI

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Şubat 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Suskunluk

En fazla bağırması, eylem yapması gereken "asgari ücret"le çalışanlardır bu adada...

Hem, pekçok "devletten maaş çeken" insanımıza göre, yarının yarısı bir maaşla geçinmek gibi bir kavganın yorgunluğunu taşırlar bedenlerinde; hem de yazın sıcağında ne öğle tatilleri vardır, ne de kışın soğuğunda çoğu zaman akşam dinlenceleri...

Velhasıl, birkaç kat fazla saat emek üretip, birkaç kat daha az maaşa talim ederler...

Yalnızdırlar üstelik...

Kimsesiz...

Çaresiz...


* * *


Üstelik bir de "haksız rekabet" ortamıyla boğuşurlar..

Eğer 'mimarsa' örneğin, "devlette görevli" bir diğer meslektaşı gelir, "özel alanda" da dikilir karşısına...

Devletin maaş, ikramiye, emeklilik güvencesi ve rahatlıyla...

En önemlisi de "kamu kaynaklı insan tavlama" lüksüyle, bence “ahlaksızlığıyla”...

Hiç şansı yoktur, "özelde" çalışan insanın!..

Diyelim ki 'öğretmen' ve özel sektörde şansını arıyor, nafile!

"Okuldan tavladığı öğrenci" ile dersaneye giden, evinde özel ders veren meslektaşı karşısında barınamaz kesinlikle...

Yalnızca ve sadece özelde görev yapan hekimin, elektronikçinin, elektrikçinin şansı yoktur "kamudan kaçak ve gayrı yasal" meslektaşları karşısında...

Peki ya yaşamını sadece hayvancılıkla, sadece çiftçilikle kazanan insanın var mı şansı?

Neredeyse tarlaların yarısını memurlar eker yurdumda, hayvancılığı da onlar götürür...


* * *


En fazla bağırması, eylem yapması gerekenler işçilerdir, banka veznelerinde ezilendir, marketlerde terleyendir .

Aile işletmeleri, küçük esnaf, elinde üniversite diploması ‘ne iş olsa yapan’ genç...


* * *


Ve zamanla 'ırkçı' bir ayrıma da girmiştir, Kıbrıs'ın kuzeyindeki çalışma hayatı...

Kıbrıslı Türkler "memur" olacaktır mutlaka!..

Siyasilerin ve yönetenlerin görevi de her eve bir ‘devlet işi’ bulmaktır!..

Kamu dışında dilediği gibi "özel işlerini" de yürütebilecektir herkes...

‘Ortak kasa’yı önemsemeden hep ‘daha fazlasını’ isteyecektir mutlaka!..

Sıkıştı mı "partizan" damardan girecek, "sendikal" yaygaradan köpürecektir!..

Bunun adı da “sosyal devlet” olacaktır sonuçta (!)

Ve diğer el ayak işlerini de Türkiye'den gelenler yapacak, Bulgaristan göçmenleri yapacak, 'ötekiler' yapacaktır nasılsa...

‘Sermaye’nin patronları vardır bir de tüm bu anlattıklarımızın dışında kalan ki; onlar ‘kaçak işçi’ besleyecek, ‘asgari ücret’e ezecek, ‘ne kadar vergi kaçırdıkları’ ile de övüneceklerdir sağda solda!..

Gerisi mi?

'Patlıcanlar' işte...

Yani 'canlar' dışında kalanlar...

Yani 'cumhuriyet çocukları' olmayanlar!..


* * *


En fazla bağırması, eylem yapması gereken "asgari ücret"le çalışanlardır bu adada...

Birkaç kat fazla saat emek üretip, birkaç kat daha az maaşa talim edenler...

Yine de susanlar...


* * *


‘Onların’ suskunluğu, ayıbımızdır...

Bu sessizlik hepimizin ayıbıdır...

Bu sessizlik 'yönetenlerin' ayıbıdır en fazla....

& & &

Sağdaki ‘ÖP’üşme!

 

Merakla bekledim, birisi yorumlar mı diye...
Kimse iki kelam yazmadı.

Oysa umutlanmıştım.

‘Özgürlük ve Reform Partisi’nin kuruluş ve hükümete katılma aşamasında ‘siyasetteki kirlilik’ yüksek sesle tartışılmış, gelecek günler için “belki artık herkes utanır”, “Belki artık siyaset yapma modeli değişir” demiştim!..

Tabii zamanla, kendilerine “siyasetin fahişesi” diyenleri dahi “tavlamayı” becermişti ÖRP!

UBP kalmıştı ‘bağırmak’ üzere geriye!..

Meğer, hani adına “ÖP” dedikleri, ya da Turgay Avcı’yla özdeşleştirdikleri tavır, “sağ siyasetin” geleneğiymiş sadece...

Ve bu “gelenek” özellikle “sağ” siyasetin “yaşam kültürü”nü oluşturuyor, ne yazık...

Oluşturmaya da devam ediyor!..

‘ÖP’ü “ahlaksız, satılmış, düzenbaz” ve nice suçlamayla tanımlayan UBP, işte bu suçladıkları partinin “as”larından birini kendine üye yapınca koşa koşa!..
Takke düştü, kel göründü doğal olarak...

Meğer ‘sağ’ın geleneksel kültürüymüş bu!...

Biz de sanmıştık ki “temiz siyaseti” özlüyorlar gerçekte...

& & &

 

‘Git hükümetin sorunu çözsün’

   Nergisli’den Mehmet Yalçın aradı, titrek bir sesle ve sinirle...

   Kamyoncu!..

   Ve iki gündür ‘yüküyle’ birlikte ortada kalmış...

   Birileri “ek mesainin kaldırılmasına” kızmış herhalde, öcünü yurttaştan alıyor!..

   Yurttaşı koruyan kim peki? Hesap soran kim? Nasılsa ‘sendikası’ da yok onların!..

   <<... Cuma günü dörde on kala gümrüğe gittim. Yükümü boşaltmadılar, mesai bitmiş... Pazartesi gel dediler. Bekledim... Saat onbirde Mağusa’ya haber gönderdiler, gelsin diye... Çıktım Lefkoşa’ya geldim. Saat üçe kadar çalmadığım kapı kalmadı, kimse yüzüme bakmadı. Yükümü boşaltamadım. Müdüre gittim. ‘Git, hükümetin sorunu çözsün’ dedi. ‘Maliye Bakanı’na git’ dedi... Ne yapayım Cenk bey... Ne yapayım... Yazık değil mi bize?..>>


***

   Sayın Maliye Bakanı!.. Ve hükümet!..

   Ve “devlet yurttaşın hizmetkarı olacak” diyenler...

   Ne yapsın bu yurttaş ha?

   698 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  27 Ağustos 2008, Çarşamba   Pirincin taşını ayıklar gibi
  26 Ağustos 2008, Salı   Bir ‘çözüm’ evimizi temizler mi?
  25 Ağustos 2008, Pazartesi   Bu ‘uyarı’ya dikkat!
  23 Ağustos 2008, Cumartesi   Bizim neyimiz eksik, diyebilmek
  22 Ağustos 2008, Cuma   Umarım başka 'af' olmaz!
  20 Ağustos 2008, Çarşamba   Türkiye parayı kesti, böyle olduk!
  18 Ağustos 2008, Pazartesi   Medya ‘dördüncü kuvvet’ olacaksa!
  17 Ağustos 2008, Pazar   Kapıp KAÇMAK!.. Ve PROTOKOL
  14 Ağustos 2008, Perşembe   Devlet kontrolüne alırsak ne olur?
  13 Ağustos 2008, Çarşamba   Lütfen bu rakamlara dikkat!


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.