Böyle gelmiş böyle gider’, diyemedim!
Çocuğu, Bülent Ecevit Anadolu Lisesi’nde eğitim gören bir veli aradı dün...
Konu: ‘Fizik dersi’..
Şikayeti: “...Çocuğumuz sınavdaki soruların, ders konularından oluşmadığını söylüyor. Yani, derste öğretilmiyor sınavda soruluyor... Sınıfın neredeyse tümü Fizik’ten zayıf not aldı...”
- “Okul yönetimi ile bu sıkıntınızı görüştünüz mü” diyorum...
- “Müdür muavini ile görüştüm, öğrencilerin çok daha iyi çalışarak ve dikkatle ikinci dönemde başarılı olacağına inanıyor” diye anlattı, dertli anne...
“- Peki, ilgili öğretmeni arayarak bu sıkıntılarınızı paylaştınız mı?” diyorum bu kez...
- “Evet, ilgili öğretmeni aradım. Çocukların daha fazla çalışmaya, dersi daha iyi anlamaya ihtiyacı olduğunu söyledi... Hatta, özel ders verir mi diye de sordum. Veriyormuş. Ama 70 milyon ücret söyledi... Çok fazla...”
-
***
“Bu sıkıntılarınızı ve yaşadıklarınızı Eğitim Bakanlığı’na da yazılı olarak bildiriniz bence” diyerek, teşekkür ettim, kapattım telefonu!..
Umutsuz bir şekilde!..
Hiçbir ‘farklılık’ olmayacağını bildiğim halde...
“Böyle gelmiş böyle gidecek hanımefendi, siz de alışmaya çalışınız” diyemedim!...
& & &
Plaftorm
Neredeyse aynı insanlar ve aynı isimler, daha fazla bağırmak ve medyada daha fazla yer tutmak, kimi zaman ‘ego tatmini’ni en üst seviyeye fırlatmak için yeni yeni örgütler
kuruyorlar!..
Geçenlerde gençlerle yaptığımız bir sohbette, “Neden gazete okumuyorsunuz?” sorusuna verilen yanıtlardan biri de buydu: “Hep aynı insanların aynı siyasi söylemlerinden, çıkar
kavgalarından usandık”...
***
Kimi ‘platform’lar da böyle oluşuyor işte.
Hele de, mesela adı ‘barış’ olursa, ‘akan sular durmalı’ ya, duran sular akmaya başlarken, huşu içerisinde izliyoruz sadece...
Ne kadar çok örgüt, o kadar çok ses değil gerçekte...
Aynı yüzler, bedenler, farklı farklı örgütlerde buluşuyor, bir kısmı “avaracılıktan” olsa gerek, durmadan “eylem”le mesaisini dolduruyor!..
Peşlerinden sürükledikleri kalabalıklar, kendi “yönetim sayıları”nı dahi doldurmuyor çoğu zaman!..
Ve her ne hikmetse, aslında birbirleriyle “çatışan” ideolojileri; farklı “politik”, tamamen farklı “ekonomik” bakışlarına rağmen, “yaygara” koparma noktasında birleşebiliyorlar usulce.
***
Avupa Birliği “normları” kendi yaşamlarının ve çalışma hayatlarının içerisine önerildi mi “kıyamet” kopartanlar; gereğinde “komünist”, gereğinde fazlasıyla “liberal” olabiliyor... Ya da “denk bütçe” dendi mi “sosyal devlet”e sarılan, “Ankara’dan gelen para”nın tadına varan ama iş “efelenme” boyutuna ulaşınca “ne paranı ne pulunu” diye kükreyen, bir anlaşılmaz bir çözümlenemez düğüm bu!...
***
Meğer ‘statüko’ dedikleri, ‘ganimet’ furyası ile başlayan, Rum’un malı, Türkiye’nin parası, UBP-Denktaş’ın sistemi üzerine şekillenen bir ‘siyaset modeli’ ya da ‘yaşam tarzı’ değilmiş tek başına...
Kimi, yalnızca ‘tavan’dan mütevelli ‘sivil toplum’‘ koltuklarına kurulanlar da aynı
dönemin ‘ayna’sıymış.
Top yekün ‘değişmedikçe’, aynı dönemin alışkanlıklarına dair tüm yapılar ortadan
kalkmadıkça, “nafileymiş” sonuç!..
Demek ki, “toplu bir değişim”de çok daha fazlasının “değişmesi” gerekiyormuş aslında!..
***
Diyeceğim o ki!..
Cumhrubaşkanı Talat’ın “barış istemediğini” söyleyerek, “muhalif” olmaksa marifet!..
Ne kadar kolay ‘muhaliflikmiş’ bu!..
Ne kadar kolay bir “barışseverlikmiş...”
***
İyi de, illa ki ‘vicdanlarınızı’ evde unutmanız mı gerekiyor, nice eylem için yola çıkarken!..
Nice bildiri...
Nice açıklama...
Nice bağırma...
“Vicdan” katılmayınca içerisine...
Yoğurdu eksik hıyarı bol “cacık” gibi duruyor tabakta!..
Kilo yapmıyor ama... Tat da vermiyor işte!..
& & &
PANO
Şimdi de ‘65 metrekare’ boyundaki ‘marketler’ örgütleniyor!.. Bu çalışma saatleri işi tam da ‘yüze göze’ bulaştı... Diyorlar ki, “Bu yeni yasayla, biz, büyük marketlerin sınıfına girdik. Oysa etimiz ne budumuz ne. Mağduruz...”
Bozdur bozdur harca!..
Ve çık çıkabilirsen işin içerisinden...
Selçuk Garanti hocamdan geldi mail...
“Bir memleketin nasıl yönetildiğini anlamak mı istiyorsunuz; Onun müziğine kulak veriniz. Nerede güzel eserlerden oluşmuş uyum vardır, orada adalet ve erdem hüküm sürer”... Konfüçyus’ün sözü bu...
Ve bir sözü:
“Bir milleti tutsak etmek isterseniz, onun müziğini çürütün.”
Bizi ‘öyle bir çürütüyorlar’ ki hocam!..
Evet, “Kıbrıs havaları”nı yaşatmaya devam!..
‘Ek mesai’ ile ilgili Meclis’te onaylanan yeni düzenleme yaşama geçecek mi, çok merak ediyorum!.. Çünkü “geri adım” konusunda namı var, yönetim takımının... ‘Hak’ edenlere lafımız yok da, ‘bol keseden ek mesai’ sistemi ‘aynen sürsün’ diye, kimileri, yurttaşın canına okumaya başladı bile!..