‘Tasos’umuz yoksa ne olacak?
Kıbrıs’ın güneyindeki ‘değişim’den sonra hemen şu yorumlar dikkat çekiyor:
“Bakalım şimdi Türkiye ve Kıbrıs Türk liderliği ne yapacak?”
Sanki, “çözümü reddeden” Kıbrıs Türk tarafı gibi bir anlayış bu!..
Aslında kimi kesimlerin “güvensizliğinin” sonucu...
Kimi kesimlerin ise kışkırtmasının...
Oysa şu gerçeği gözden kaçırmamak gerekiyor...
Kıbrıs’ın güneyindeki “değişim” ihtiyacının sebebi, kuzeydeki yeni anlayış ve referandumla birlikte uygulanan ‘istikrarlı’ siyasetin de sonucudur.
Bu yeni anlayışla, dünyanın Kıbrıslı Türklere yönelik sempatisi kazanılmış; pekçok
uluslararası ‘temas’ yapılmış, önemli adımlar atılmıştır...
Eğer ‘dün’e ait ‘zihniyet’ bugün hâlâ başımızda olsaydı, böylesi bir ‘iklim’
yaşanmazdı; zaten ‘referandum’ dahi olmazdı!..
***
Kuzeydeki ‘dünyayla barışık’ siyaset sayesinde, daha dört yıl önce çok önemli bir
destekle Papadopulos’a sahip çıkan Kıbrıslı Rum insanı, bu kez, dünya önünde “yalnızlaştıklarını” fark ederek, olabildiğince uzlaşmaz, olabildiğince katı “Bay Hayır Tasos”u saf dışı bırakmıştır.
***
Ama yine de, belirli bir imaj oluşmuştur, kimi endişeler vardır ve doğruyu söylemek gerekirse, Papadopulos sonrası dönemde Kıbrıs Türk liderliği artık daha ‘özenli’ olmalıdır. Seçilen her bir kelimede, kurulacak her bir cümlede bu ‘özen’ şarttır...
Hele “Türkiye” adına Kıbrıs siyasetini ortaya koyanların işi çok daha zordur.
Bunu “çözüm çabaları” anlamında söylemiyorum yalnızca....
Söylediğim şu, “kamusal alanda” yaşanan tartışmalarda artık “topu ötekine atmak”
çok da “yararlı” olmayacak, “ötekinin uzlaşmazlığı” temelinde tartışmaları ele almak “umutsuzluğu” artıracak, “inancı” da azaltacaktır.
***
Bir okurdan gelen mail, dün sabah:
<<...Çözümün önündeki engel hep Papadopulos gösteriliyordu. Barış ve
federal çözüm yanlısı bir adayın Cumhurbaşkanı seçilmesi Türkiye'nin gerçek niyetini ortaya çıkartacağından arzu edilen bir sonuç değildir. Öyle ya biz "evet" dedik ve tüm sorumluluğu Rumlara yüklemiştik.Türkiye gerçekten Kıbrıs’ta federal bir çözümden yana ise göreceğiz bakalım neler olacak?..>>
Niye bu ‘okur yorumu’nu sizlerle paylaştım.
Çünkü, katılır ya da katılmazsınız, bü tür ‘yaklaşımlar’ bundan sonra çok daha sık
gündemde olacaktır.
Hele de Türkiye’nin Avrupa serüveni Kıbrıs sorunu ile “iç içe” geçtiği sürece...
“Türkiye, Avrupa yolculuğunda Kıbrıs’ı bir ‘koz’ olarak mı elinde tutuyor yoksa gerçekten bu sorunu çözmek mi istiyor” sorusuna, bundan sonraki süreçte daha fazla yanıt aranacaktır.
Elbette ki en iyi yanıt, ‘sözlerden’ çok ‘eylemler’le ortaya çıkacaktır ki, eğer, yalnızca “karşıyı suçlama” anlayışı devam ederse, son dönemde topladığımız “sempati”nin, bir anda “antipati”ye dönüşme tehlikesi de yok değildir.
***
Ve gazeteci Şener Levent’in dünkü yorumu...
<<...Şimdi bu sonuçlardan sonra asıl mesele Türk tarafında. Erdoğan da Talat da Papadopulos’unu kaybetti. Ne yapacaklar. Kiminle aklanıp paklanacaklar şimdi?>>
Bu yorumu çok ‘sivri’ hatta ‘iyi niyetten yoksun’ ya da ‘abartılı’ olarak değerlendirmek mümkündür...
Ama bu görüş, daha pekçok insanın dilindedir ve dikkate alınmalıdır...
Nasıl ki, “Denktaş”ın gidişi ile birlikte Kıbrıs’ın güneyindeki “bölücü” anlayış önemli bir bocalama yaşamış, Talat’ı “Denktaşlaştırma” çabasına girmiş, çok da ‘inandırıcı’ olamamıştır...
Bizde de, gelecek günlerde, birilerini “Tasoslaştırma” anlayışı duvara toslayacaktır.
Yani...
Kıbrıs’ın kuzeyinden sonra güneyde de “ırkçılığın ve şövenizmin” kaleleri yıkılmaya başlarken, çok daha “pozitif” olmanın zamanıdır...
Hem sözde...
Hem özde...
***
Ve aynı zamanda, Kıbrıslı Türklerin yürek birliği ile göreve getirdiği isimlere, içteki tartışmalarımız ne olursa olsun ‘güvenmenin’ de zamanıdır...
Samimiyetle çözüme inanan herkes birbirine ‘sımsıkı’ sarılmalıdır ki, yeniden yeşeren
‘umutlarımız’, kök salsın toprağa, boy atsın, kocaman ağaçlara dönüşsün adamızda....
Barış ormanı olsun!..
***
Sımsıkı sarılması gereken yalnızca Kıbrıslı Türk barışseverler değildir...
Tüm Kıbrıslı yurtseverlerdir, Kıbrıs’ta barışı ve birleşmeyi isteyen tüm Kıbrıslılardır...
Çünkü tarih ‘yıkanları’ da ‘bölenleri’ de affetmez...
Sürekli ‘sırt çeviren’ ve ‘uzlaşmazı’
oynayanlar, Papadopulos gibi ‘terk edilmeye’ mahkumdur...
/ / /
İkinci tur
Güney Kıbrıs’ta ilk kez “iki turlu” yaşanan 1988 seçimleri!..
İlk turda Kleridis % 33 oy alıyor, Vasiliu % 30!..
Ama seçimi, Vasiliu kazanıyor...
* * *
1993 seçimleri...
Bu kez ilk turda Vasiliu önde çıkıyor % 51 oyla, Kleridis ikinci...
Ama seçimi Kleridis kazanıyor!
***
Seçimler, pazarlıklar, hükümet için tavizler...
‘Oy avcılığı’nda sonuç ne olacak, ‘tahmini’ zor oluyor!...