Hesap sormak!
Eğer hesap sormazsanız, kendiniz de ‘hesap vermekten’ geri durursunuz o zaman!..
Yani, “Gün gele aynı hesabı bize de sorarlar” düşüncesinden şüphe edilir.
Ama eğer ‘hesap sorar’ ve ‘sorumluların peşine düşerseniz’, aynı yanlışları tekrarlama şansınız ortadan kalkar...
İşine saatinde gitmeyen bir yöneticinin, çalışanına “nerede kaldın” deme hakkı
yoktur!..
Eğer ‘müdürü’ rüşvet yiyorsa, memuruna “ne yapıyorsun sen” diyemez...
Ve örnekler uzar, gider...
***
Kıbrıs’ın kuzeyinde ‘partizanlık’ yok mu?
Dünden bugüne soruyorum...
Hem de nasıl...
Peki, mahkemelerimizde “partizanlık” yaptığı gerekçesiyle hakkında dava açılan kaç bürokrat, kaç eski-yeni müdür, kaç vekil, bakan vardır...
Boşuna aramayınız, bulamazsınız!..
***
Yaşadığımız yurdu kocaman bir “ev” olarak kabul edersek, birileri kapıyı açmış, “evimizin içerisine” önüne geleni doldurmuştur!..
Yasa dışı yurttaşlık vermiştir.
“Uydurma” ikamet adresleri ile “sahtecilik” yapmıştır...
Yargı önünde kanıtlanmıştır tüm bunlar!..
Peki, mahkemelerimizde “sahtecilik” yaptığı gerekçesiyle hakkında dava açılan kaç bürokrat, kaç eski-yeni müdür, kaç vekil, bakan vardır...
Boşuna aramayınız, bulamazsınız!..
***
Yıllar yılı, devletin en tepesindeki makam Cumhurbaşkanlığı’nı, kelimenin tam anlamıyla soyup soğana çevirenler, bugün, “cebimizden” ödenmeye, çok daha rahat görevlerde
çalışmaya devam etmektedir.
Dosyalar polisten sayıştaya, savcılıktan bakanlığa gezinedursun, alınan hiçbir sonuç yoktur...
***
Yurttaşa ‘kötü muamele’ yaptığı ya da görevini ‘kötüye kullandığı’ için
soruşturulan, mesaisini aksattığı için kapı önüne konan da yoktur; vergisini zamanında ödemediği ya da yükümlüğünü yerine getirmediği için sorgulanan da....
Devletin hastanesinde olması gereken saatte kliniğinde ameliyat yapana da göz yumulur, sınıfta öğretmediğini evinin bir odasına üzerinden parayla öğretmeye çalışana da...
İşte ‘itaatsizliğin’ de, ‘keyfiliğin’ de, ‘partizanlığın’ da sebebi budur...
Hesap sormuyoruz!...
Birileri ‘hesap’ sormaya kalksa da hemen mağdurun yanında yer alıyoruz!..
İşte bu nedenle; “Bu sınavı yaptırmam” diyene de ses çıkartamıyor kimse, “Devlete olan yatırımlarımızı durdurduk” diyene de...
Partizanlık da sürer böylece...
Sahtekarlık, rüşvet, keyfilik de...
Çünkü ‘hata’ yapan, çünkü ‘kusuru’ olan, ‘yasalara uymayan’ çünkü ve ‘kuralları,
usulleri, otoriteyi’ yerle bir eden, biliyor ki, “ödeyeceği bir bedel” yoktur!..
***
Ne zaman ki gerçekten hesap sormayı öğrenecek, ‘doğru’ ile ‘eğri’yi ayırt edecek, “sahtekarı” cezalandıracağız...
Ne zaman ki bir “bedel”i olacak her “hata”nın...
İşte o zaman, “kuzey Kıbrıs sorunu”nda umutlanmaya başlayabiliriz.
Marketten ‘ekmek’ çalanı içeri atan ama ‘yurttaşı çalan’ın sırtını sıvazlayan düzen, daha çok başımızı ağrıtır...
Ne ‘kamu reform’uyla çözülür mesele, ne de ‘devrim’le!..
Kafalar değişmediği sürece...
/ / /
Annan Planı
Kıbrıs’ın güneyindeki seçim sonuçları son derece ‘uzlaşmaz’ ve ‘şoven’ bir ismi saf dışı bırakınca, çözüm umutlarımız yeşerdi.
Ama demiştik!..
İkinci turun “belirleyici” cephesi, “çözüm karşıtları” olacak!..
Ve süreç başladı...
İlk gündeme gelen “Annan Planı’nın devre dışı kalacağının güvencesi...”
Böyle bir “güvence” isteniyor her iki adaydan da...
Düşünsenize, Kasulidis, Annan Planı’na “Evet” diyen bir partinin adayı...
Ama ne yapacak?
Sonuçta “oy”a ihtiyacı var!...
***
Çözüm, Birleşmiş Milletler anlaşması temelinde olacak...
Ve ‘Annan Planı’ son referans...
En iyimser tabirle “başlangıç” noktası yine bu plan!..
Birleşmiş Milletler prensipleri ve ilkeleri temelinde bir çözümü, çok daha güçlü talep etmek için yeniden söylüyorum, samimiyetle barış isteyen herkesin “omuz omuza” vermesi gerekiyor...
***
En manidar sonuç şu ki!..
“Annan Planı’nın devre dışı kalacağının güvencesini”, Ulusal Birlik Partisi de istiyor!..
“Çözüm karşıtlarının” nasıl da Türk’ü Rum’u olmuyor, fark ettiniz mi?
/ / /
PANO
>> Bir okurumuz geçenlerde, Bayrak radyosunda dinlediği şarkıya kızmış, “SÖZÜNDE DURMADIN, YUNANDAN DAHA KALLEŞSİN” sözlerine içerlemişti.
BRT’den aradılar ve bilgilendirdiler.
Bayrak Radosu’nda yer alan şarkısının
sözleri, okurumuzun ‘işittiği’ gibi değil.
Şarkıdaki sözler “Yılandan daha kalleşsin" diyor... İlgi gösteren kurum müdürü sayın Ahmet Okan’a, dj ve program yapımcısı dostlara da sevgiler...
* * *
<<...Merhaba Cenk bey nasılsınız. Geçenlerde radyo bir reklam dinledim, Lefkoşa Belediyesi’yle ilgili. Cemal bey Lefkoşa’ya kalıcı eserler bırakmak
amacındaymış. Bizce ilk önce Sanayi’deki Hayvan Barınağı’ndan başlasın. Orayı görmeniz gerek. Kelimelerle anlatılamaz. Lütfen farkına varsınlar, oradaki bakım iyi değil...>>
[Gerçek Hayvanseverler, diyen bir okur]