Çelişkiler yumağı
Bugünkü 'siyasi iktidar'a güvenmeyen ya da 'umudunu kesenlere' soruyorum, "peki umut kimde?" diye!..
Yanıt gelmiyor genelde...
* * *
Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş'la sohbet ediyoruz önceki gün:
- "Hükümete güven kalmadı?" diyor.
"Peki" diyorum, "Muhalefete güven var mı?"
- "Hayır" diyor!..
* * *
Temel sorun, güvensizlik!..
Öyle bir 'algı' oluşuyor ki zamanla, 'hatlar' kopuyor ve tartışmalar artık "mantık" temelinden uzaklaşarak tamamen "tepkisellik" üzerinden şekilleniyor.
Önermesi olmayan, alternatif göstermeyen, düşünce üretmeyen bir sürecin ortasında 'bunalmış' buluyorsunuz kendinizi...
Böylece 'doğru' işler de algılanmıyor.
Böylece 'olumlu' adımlara dahi tepki gösteriliyor!..
Ve çok büyük bir 'kargaşa' kalıyor geriye!..
* * *
Siyaset modelimizdeki kirlilik en önemli sebebi bunun!...
Bir örnek mi?
Lefkoşa Belediyesi'nde 'grev' yapan sendikaya, belediye başkanı 'veryansın' ediyor, "sadece 100 kişi ile grev yaptılar" diyor!..
"Gece konuştuk, sabah greve çıktılar, bu anlayışla bir yere varılmaz" diyor...
Aynı sendika, hükümete karşı greve kararı alınca...
Aynı belediye başkanı, tüm çalışanlarına talimat veriyor:
"Gidiniz, greve katılınız.."
* * *
Yıllar yılı 'görüşme masası' dahi kurmayan, yüzde 80'lerdeki enflasyon karşısında çalışanın alım gücünü yerle bir eden 'dünün' siyasileri...
Bugün "eylem" yapan sendikaların yanında yer alabiliyor.
En acısı da sendika yöneticileri, düne ait bu "yıkım"ın ayan beyan kahramanlarını yanlarında görmekten rahatsızlık duymuyor!..
Üstelik, bugünkü dile getirdikleri 'kayıpların', o geçmiş döneme ait olduğunu itiraf etmelerine rağmen...
Ve yine üstelik, bugünkü rakamlar, nasıl hesaplanırsa hesaplansın, "enflasyon" ve "hayat pahalılığı" karşısında kamuda çalışanın "korunduğunu" ortaya koymasına rağmen...
Kimse "rakamları" konuşmuyor ama...
"İçeriği" tartışmıyor!..
* * *
Bir 'güvensizlik' ve 'umutsuzluk' hakim piyasaya!..
Daha birkaç ay önce "alış veriş güneye kaydı" diye bağırıyorduk mesela!..
Günlerce ekonominin güneye kaydığını tartışıyorduk...
Oysa bugün "çalışma saatleri"ne disiplin getirilmesini konuşurken, güneydeki
marketlerin örneğin "pazar günleri kapalı" olduğu gerçeği karşısında, "Eğer biz de
kapatırsak, millet güneye gidecek" diyebiliyoruz!..
Hani güneye gidiyordu zaten!
Hem de pazarları kapalı olmasına, çalışma saatleri belirli bir 'disiplin' ve 'otorite' ile sınırlandırılmasına rağmen...
Bir başkasının "disiplinli" yaşamına özeniyoruz ama...
İş kendimize geldi mi, "başı boşluğu" istiyoruz mutlaka...
Tüm bunların adına da "özgürlük" diyerek...
/ / /
Örgütlenme hakkı
Lefke Avrupa Üniversitesi’nden aradılar dün...
- “Adnan Eraslan, Orta Eğitim Sendikası adına örgütleme çalışması yapıyor ve bazı hocalarımız örgütleniyor diye, 10 kişinin işine son verdiler..”
Öfkelendim tabii...
Çünkü!..
Kimi sendikalardaki yönetim anlayışına, eylem modellerine, vizyonlarına karşı çıkabiliriz...
Örneğin ben, Adnan Eraslan zihniyetindeki bir ‘sendikacılık’ anlayışının, eğitime, çok uzun yıllar kapanmayacak yaralar açacağına inanıyorum.
Ama salt böyle düşünüyorum diye, insanların ‘örgütlenme hakkı’na karşı ‘baskı’yı
savunmam, savunabilmem de mümkün değil...
Örgütlenme hakkını ve ihtiyacını, doğru ve çağdaş yöntemlerle, tüm alanlara yaymamız gerektiğine inanıyorum.
* * *
Lefke Avrupa Üniversitesi yöneticilerini aradım, en üst düzeyde...
İki öğretim üyesinin görevden alındığını, bunun ‘örgütlenme’ çalışmasıyla ilgisi olmadığını söylediler.
Türkiye’den gelen iki öğretim görevlisi ve tamamen “akademik tasarruf” bir karar olduğunu ilettiler.
Bir örnekle bu kararı neden aldıklarını özetlediler; Türkiye’den gelen hocamız, sınıfta yabancı öğrenciler de olmasına rağmen, “Ben Türk toprağında dersimi Türkçe anlatırım” diye ısrar ediyormuş...
Yani, ‘toplu işten çıkarma’ ya da ‘örgütlenme nedeniyle işten’ çıkarma olmamış...
Meselenin takipçisi olmaya devam edeceğiz...
/ / /
Ana avrat dümdüz!
Lefkoşa Belediye Başkanı'nın "iğrenç" küfürler savurduğu, gazeteciye "ana avrat dümdüz" girdiği telefon kaydını dinledim...
Dün, eşi belediyede çalışan bir beyefendi aradı, "Eşimin, böylesi çirkin sözleri kullanan bir belediye başkanının yanında, onun emri altında çalışmasından huzursuzum" dedi.
Bu konuyu yazmamı istedi...
* * *
Lefkoşa Belediye Başkanı'nın üslubu ve sözcükleri elbette çok iğrenç, tartışmam dahi...
Ama şu meseleye de açıklık getireyim.
Gazetecilerin yaptıkları görüşmeler, telefon ve bant
kayıtları "özel"dir!..
Ya kendi gazetelerinde bunu yayınlar, paylaşırlar; telefon ya da bant kaydı yaparken de
görüştükleri kişiyi bu konuda önceden uyarırlar.... ‘Kayıt yapıyorum’ derler.
Ya da bu 'kayıt', kaynağın mahrumiyeti ve gizliliği içerisinde kalır...
Doğrusu budur...
Konuşanın da...
Kayıt yapanın da daha ‘saygılı’ olması gerekiyor...