|
Yüzerek dönmek!.. Ve ‘Noldu bizim o iş?’
19 yaşında gitmiş, İngiltere’ye ve tam 60 yıldır orada yaşıyor!.. Dile kolay, 60 koca yıl. “Yüzebilseydim, yüzerek geri dönecektim” diyor, ilk günleri için!.. Ama tam 25 yıl boyunca da hiç geri dönmemiş Kıbrıs’a. “Uzakta olunca her şeyi kolay unutuyor insan…” Unutabiliyor mu, gerçekten de…
* * *
GAİLE dergisinde, Pembe Behçetoğluları’nın röportajında okuyorum, 1946’da gemiyle Limasol’dan İngiltere’ye göç eden Hasan Ömer’le yapılan röportajı… İki dergi çok dikkatimi çekti bu hafta… Biri, “Gaile”… Öteki, “Evet Şimdi”… Hele “Evet Şimdi”de, gençler, gerçekten de utandırdı beni… İçeriği, baskısı, farklı sayfa formatı ile çok çağdaş ve fark yaratan üretim koymuşlar ortaya … Ama “Evet Şimdi” elden satılıyor ve bu önemli bir handikap!.. Yani şimdi, gazetecinizden gidiniz ve alınız, diyemiyorum size…
* * *
<<… Bizleri doğup büyüdüğümüz bu topraklara tutsak etmeye çalışanlara… Geleceğimizi kendi kişisel çıkarlarına meze yapmak isteyenlere… Kimliğimizi, onurumuzu ve gururumuzu hiçe sayanlara… Karpaz’ın yeşiline dokunanlara… Siyasi ahlaksızlıkla yaşam sürenlere… Bizleri asimile etmeye çalışanlara… Ve daha nicelerine…. Söyleyecek sözümüz vardır ve olacaktır…>> diyorlar… Kimin yok ki!.. Her birini ‘deşifre’ etmeli toplumun önünde… Her birini, hangi siyasi görüşten ve partiden olursa olsun, hangi milletten ve toplumdan gelirse gelsin, ‘mahkum’ etmeli mutlaka, yalnızlığa… Adı konmamış bir savaşı ebedi bir ‘BARIŞ’a çevirmeye yeminli gençler, siz ürettikçe, artıyor umutlarımız… Aman ha!.. Kesintiye uğramasın sakın… Hiç tükenmesin umutlarınız…
* * *
Evet ŞİMDİ’nin “Noldu bizim o iş” başlıklı MEV sayfasında, bakınız ne kadar yalın ve gerçekçi bir şekilde yapılıyor, durum saptamamız: <<… En büyük hobimiz parçası olduğumuz sorunları memleketin dağına taşına mal edip hemen kendimizi temize çıkarmak. Sevdiğimin bir arkadaşı der ki: Bu memlekette özel sektöre falan hiç girmeycen. Memur olacan… Hiçbir şeyden anlamadan her şeye müdahale edecen. Sonra da işler yolunda gitmeyinca ‘sistem bozuk’ deyip kenara çekilecen. Sistemi suçlamak sık görülegelmiş bir davranış modeli olup, aslında hem kendimizi olaylardan soyutlayıp suya sabuna dokunmamak, hem de klasik devlet yapılanmasına kıyasla oldukça basit olan sistemimizi gözümüzde büyütmektir. Bütçesinin yüzde yetmişi Türkiye Cumhuriyeti tarafından karşılanan KKTC’de, TC’den gelen para kesildiği andan sistem mistem kalmaz. TC’den gelen para büyük oranda memurların maaşının ödenmesi için kullanılır. Eğer artarsa yine devlete istihdam için kullanılır. Bu sistem KKTC’deki hükümete hangi parti gelirse gelsin Kıbrıs sorunu çözülmediği sürece mevcudiyetini korudu ve korumaya devam edecek gibi görünüyor…>>
* * *
Biz yine dönelim bir diğer ‘gaile’mize!.. 60 yıldır İngiltere’de yaşayan amcamıza soruyor, röportajı yapan kızımız: “Burası ne anlam ifade ediyor senin için?” Ve diyor ki yıllanmış çınar Hasan Ömer, “Çok severim burayı, ikinci evimdir benim…” Dikkatinizi çekerim, ‘ikinci evi’… Çünkü ‘Kıbrıs’tır hep kalbindeki!.. Şimdi anladınız mı, “Bu memleket bizim” ne demektir!.. Kıbrıs’ı “ikinci adres” görmeyenler anlar anca, acımızı ve sevgimizi…. Sonra “Geri dönecek misin” muhabbeti girince araya, bu kez İngiliz eşi Joan alıyor sözü:
“Yaşlanınca sana bakıyorlar burada. Kıbrıs’ta bu olmaz, değil mi?”
* * * Olacaktır mutlaka…. Bir gün, fazlası da olacaktır!.. İnsanlar ‘birinci evi’nde, huzur içinde uğurlansın diye, sonsuzluğa!...
|