KTÖS’ün nüfus araştırması üzerine
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın ilkokullarda yaptığı araştırmayı yayınlamıştık dün....
Bu araştırma sonucu, ilkokullarımızda “Kıbrıs Cumhuriyeti” yurttaşlığı hakkı bulunan ana babaların çocuklarının oranının yüzde 34’te kaldığı ortaya konmuştu.
Kimi soru işaretlerim vardı.
Sendika yönetiminden Burak Maviş dün e-mail gönderdi...
Bu bilgileri yorum yapmadan sizlerle de paylaşmam gerektiğine inandım.
* * *
Yazın için seni tebrik ederim.
Katılmadığım konular olsa da fikrine saygılıyım. Belirsizlikler konusunda birkaç ayrıntıda cevap vermek istedim ki açıklık olsun...
Öğrenci nüfusu ile ilgili olan bölümdeki çalışma, beş kategoride yapıldı.
1.GRUP Tamamen TC vatandaşı olanların çocukları...
2. GRUP Yabancı uyrukluların çocukları (3.dünya ülkeleri)
3. GRUP Çift (TC+KKTC) uyrukluluların çocukları (anne baba TC'de doğmuştur, fakat çocuk Kıbrıs'ta doğmuştur)
4. GRUP Karma evliliklerden (anne veya babadan biri Kıbrıs'ta doğmuştur) olanların çocukları.
5.GRUP ise anne veya babasının her ikisinin de kökenleri Kıbrıs'a dayanan kişilerin çocukları (bu grubun içine benim gibi 1980'de doğmuş -annem BAF, babam LİMASOL-
kişiler de dahildir.)
Bugün, 74 ve sonrası Türkiye’den gelen bazı insanların çocukları Kıbrıs'ta doğmuş ve
onların da çocukları dünyaya gelmiş ve okula gitmeye başlamıştır.
Bu durum Kıbrıslı olmaya yeter bir durumdur, ama köken olarak farklılık göstermektedir.
Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı konusunda ise, Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı kazanmanın belli kriterleri vardır, bunu da uygulayıcısı Kıbrıs Cumhuriyeti'dir.
Vatandaşlık alsın veya almasın 74 öncesine kökleri dayanan herkes doğal Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşıdır.
Yani özetle köklerinden en az bir tanesi 1974 öncesine uzanan ama 74 sonrası Kıbrıs'ta doğan kişiler de Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşıdır ve bu hakka sahiptir.
Annan Planı'na göre burada doğanlar ve evlilik yapanlar da bu hakka sahiptir, fakat plan uygulamaya konmadığı için bu durumdan halen yararlanmamışlardır.
İyi çalışmalar...
Geçici öğretmenlerin çilesi
İskele’den arayan genç kardeşim, 3 yıllık evli olduğunu söyledi önce...
Ve ardından, “Eşimi dün ezim ezim bir arabanın içerisinden çıkardım, başına attıkları her dikişte canım acıdı” dedi...
Eşi, geçici öğretmen...
Ve aslında “geçici öğretmenler”in çilesini getirdi gündeme...
Her gün 80, 90 kilometre yol gidiyorlar, kendi araçlarıyla, bu trafik keşmekeşinin içerisinde...
Gönyeli’den gelen öğretmen arkadaşları ile İskele’de buluşup, devam ediyorlar yola, Yeni Erenköy’e doğru...
- “Hiçbir hakları, ödenekleri, güvenceleri yok üstelik” diye anlatıyor, öfkeli öğretmen eşi...
Ve geçtiğimiz gün, bir beton aracının altında kalmışlar ne yazık, şans eseri kurtarmışlar
canlarını...
* * *
Bu “ayrım”a bir son verilmeli...
“Geçici öğretmenlik” ikinci sınıf olmaktan kurtarılmalı...
Kimileri “iki adım” öteye gitmekten kaçınırken, “geçici öğretmenlik” sürgün
hayatına dönüştürülmemeli...
Umarız bu ‘ses’i işiten olur!..
Serdar Denktaş ‘şimdiden’ açıkladı: ADAYIM
Siyasette ‘istifa’ haberleri nedense sürekli “muhalefet”ten geliyor!..
Bu kez de Demokrat Parti (DP) karıştı, Girne’den istifalar geldi.
Parti Meclis üyesi Kazım And ve Tokay Varış'ın yanı sıra, Emirali Altuner, İsmail Doğruyol, Celal Bayar ile Ömer Bayraktar ilçe yönetim kurullarından istifa ettiğini açıkladı.
Bu gelişme üzerine, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ı aradım dün...
- Sayın Başkan hayırdır yine istifalar var!..
- Bildiğim kadarıyla sadece partideki görevlerinden istifa ettiler.
- Sebep?
- Girne ilçe başkanının kellesini istediler, önümüzde kongre var dedim, orada adayınızı çıkarır, görüşlerinizi de söylersiniz. Beklemediler. Çok da önemli değil hayırlısı olsun...
- Kurultayınız ne zaman?
- Tüm ilçelerimizde sırayla kongrelerimiz var, kısmetse Ekim ayında da kurultayı yapacağız.
- Daha erken ama şimdiden “adaylığınızı” açıklar mısınız?
- Ben mi... Tabii ki adayım, genel başkanlığa yine adayım...
- Teşekkürler sayın başkan
- Kolay gelsin...
P A N O
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası'nın dünkü basın açıklamasında şu diyalog anımsatılmış: <<...Münir Özkul, "Hababam Sınıfı Uyanıyor", filminde, okul müdürüne " Ben tüccar değil, eğitimciyim" diyeli 32 yıl olmuş... (Kaynak: Uykusuz Dergisi... >>
Ve şu ekleme yapılmış:
<<...Devlet okullarının içini boşaltanları ve eğitim tüccarlarını bir kez daha kınamak boynumuzun borcudur...>>
İmzamı atıyorum altına ve şunu diyorum ben de...
Yeni eğitim yılında, özel dersle öğrenciyi çalan kamuda görevli 'eğitim tüccarı'larının "devlet okullarından ilişkisi kesilene kadar" grev yapınız, en önde sizinle birlikte pankart tutmazsam neyim...
Aha size açık çek!