Ne kadar tamam
İki toplumlu, tamam...
İki kesimli, o da tamam...
Ve ‘en üste’ bir, yani “tek uluslararası kimlik” de tamam...
En son ve yeni “tamam” da “iki kurucu devletin eşit statüsünde kurulacak” yeni bir ortaklık...
Ama işin bu yönü “ne kadar tamam” emin değilim.
Oysa adı bile “tamam”dı:
“Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti”
* * *
Peki, “iki kurucu devlet” nasıl olacak?
Annan Planı’ndaki gibi mi?
Yani biri Kıbrıs Rum Devleti...
Öteki Kıbrıs Türk Devleti mi?
Yoksa...
Biri “Kıbrıs Cumuhuriyeti”..
Beriki “KKTC” mi?
* * *
İkisi de “sonsuza dek yaşayacak” diyorlar...
Bir yanda “Kıbrıs Cumhuriyeti...”
Öte yanda “KKTC”...
Birini dünya tanıyor, ötekini Türkiye!..
Ne olmuş yani, yenisini de tanır herkes, olur biter işte...
* * *
Peki biz “kimin” vatandaşı olacağız?
Hem “kurucu devlet” hem de “birleşik Kıbrıs”ın mı?
Ama “tek uluslararası kimlik” dendiğine göre...
Tek bir “kimlik kartımız” olacak, o halde...
* * *
Kimlik dairemiz bizim ve muhaceret ne yapacak?
“Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti”nin kimliklerini mi dağıtacak o zaman?
* * *
Keşke tüm dert bu olsa ha!..
Esas mesela mal, mülk, tapu, koçan ne olacak!
Yoksa “kapanın elinde” mi kalacak yine?
Melbourne’dan gelen güzellik

Sevgili Cenk,
Bu maili gönderen de kim diye düşünüp zaman harcamamanız için kendimi kısaca tanıtayım. Ben Halil Adal, sizinle Mart ayında Kıbns TV’de Taylan’ın odasında tanışmıştık. Ben Taylan’ı ziyarete gelmiştim. Siz de oradaydınız. Şimdi bunu düşünerek daha da çok zaman harcamış oluyorsunuz. Kısaca ben Melbourne’da yaşayan bir kişiyim.
Yazılarınızı devamlı okuyorum. Aysu Basri Akter ile yaptığınız söyleşi beni çok etkiledi.
Bu genç kadının anlattıkları... Bu genç kadının hayata olumlu bakışı... Bu genç kadının bu
hayata gülümsemesi ders kitaplarına girmeli. Bunun önce de bugün KKTC’de öğretmenlik yapanların büyük bir çoğunluğuna ve özellikle de sendikacılara, bir el kitabı olarak verilmeli ki, çalışma hayatlarını bir düzene koyarlar.
Ben bunları yazmak için bu maile
başlamadım. Fakat ‘ÖFKEYE HAPSOLMAK’ yazınızı hemen okuduğum için , etki altında kalmış olabilirim.
Benim size yazmak istediğim ise Aysu ile ilgili
yaptığınız söyleşi.
Melbourne şehrinde yaşayan bir yazar dostum vardır. Bundan bir süre önce bana "Hastalık veya kaza sonucu sakat kalmış, fakat hayattan
kopmamış, dezavantajlı durumlarını bir avantaja çevirebilmiş, çevrelerindeki kişilere ve toplumlara örnek olmuş kişileri buluyor ve onlarla söyleşiler yapıyorum. Bunu bir kitap olarak yayınlamayı düşünüyorum" demişti.
İşte sizin söyleşiyi okurken aklıma Michell geldi. Kendisini aradım ve Aysu’yu uzun uzun konuştuk.
Siz izin verirseniz, söyleşinin bir kopyasını ona
vermek istiyorum. Uygun görürse kitabında yayınlasın.
YeniDÜZEN için de izninizle bir görüş belirteyim. Kuzey Kıbrıs’ta yazarlarıyla, haberleriyle ve en son internet sitesiyle en iyisi. Kutlarım.
Sevgiyle kalın
Halil Adal & Australia
Vergiden kaçanlara
Tilki ormanda nefes nefese koşuyormuş. Karşısına çıkan kaplumbağa:
-'Tilki kardeş ne bu telaş?'
-'Ormana maliyeciler gelmiş' demiş tilki, 'Şimdi bir bakarlar bende kürk, hanımda kürk, çocuklarda kürk, dünyanın vergisini yazarlar...'
Bunu duyan kaplumbağa telaşla yürümeye başlamış.
Onu telaşlı gören leylek:
-'Hayrola kaplumbağa kardeş ne bu telaş?' diye
sormuş.
- 'Maliyeciler ormanda' demiş kaplumbağa. 'Bende ev, hanımda ev, çocuklarda ev, yakalanırsak dünya vergi alırlar.'
Leylek de hemen uçuşa geçmiş. Ağaçların üzerinden maymun seslenmiş:
-'Leylek kardeş, ne iş? Bu ne acele?'
-'Vergi memurları herkese ceza yazıyormuş. Bende yazlık, hanımda yazlık, çocuklarda yazlık, vergi borcundan batarız...'
Maymun bunu duyar duymaz bağırarak ağaçtan ağaca atlamaya başlamış.
Biraz ilerledikten sonra durmuş. Kendi kendine:
-'Iyi de ben niye kaçıyorum ki?' demiş. ‘Benim kıçım açık, hanımın kıçı açık, çocukların kıçı açık...'
* * *
Velhasıl...
Eğer ‘korkacak’ bir durumunuz yoksa...
“Kaçmaya” da gerek yoktur yani!..
Sevininiz...
Sen ‘otomobil’ kedisi!
İlginç bir olay yaşadım dün...
TOROS Oto Servisi’ne gitmiştim ve gelen bir araç “acil yardım” istiyordu.
Ne yağ filtresiydi sorunu, ne de benzin pompası!..
Sıkıntı, aracın motorundan gelen “miyavlama” sesiydi...
Tüm servis elemanları, uzun süre, motorda “kedi” aradı...
En sonunda, yavru kedi, motorun bir köşesinden çıktı...
Çıktı çıkmasına da, fırladığı gibi gitti, bir başka arabanın motoruna sığındı bu kez...
* * *
Orhan Veli şiirinde, “Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi” derdi..
Bizim kediler de “araba” kedisi artık!..
PANO
- POLİS örgütünden “Polis mensuplarına, Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu ile yurt dışına seyahati yasaklayan” genelgeye dair hiçbir açıklama gelmedi. Hukuki dayanağı nedir?
- Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyani, adadan ayrılırken, “Birleşik Federal Kıbrıs’ı hayal ediniz” demiş... Keşke hayal etmekle mümkün olsaydı...
- Gaile dergisinin yeni sayısı yayımlandı... Bayinizden almanızı öneriyorum... 5 YTL ödeyiniz ama okuyunuz bol bol...
- Orta Eğitim Sendikası Başkanı Adnan Hocamızın “sille tokat” saldırı fotoğrafı gazetelerde ‘hayret’le izlendi. Eskiden “öğretmenin vurduğu yerde gül biter” derlerdi... Doğru mu acaba?