Gelecek olan ‘Ergenekon’dur!
Telefondaki bayan okurum anlatıyor:
“Memlekette taş taş üzerinde kalmayacak...” demiş...
Sendika başlarımızdan biri...
Özay Andıç söylüyormuş bunu televizyonda, ben izlemedim, arayan bayan okurum anlatıyor...
Ve soruyor ardı ardına:
- Kimden intikam alıyorlar, halktan mı?
- Bu ülkede kendilerinden başka kimsenin yaşamadığını mı sanıyorlar?
- Yazık değil bu üllkenin çalışan tüm insanlarına. Niye kamuyu memleketin tek sahibi zannediyorlar ki?
- Bunların bazılarının sağcı, kimilerinin ‘faşist’ düşüncelerde olduğunu düşünüyorum, niye açıkça UBP’yi geri getirmek isteklerini söylemiyorlar?
- Niye çok daha mertçe vermiyorlar siyasi mesajlarını...
- Biz zamanında “kimin gideceğini” söylerken, “kimin geleceğini” de anlatmıştık, niye ortaya koymuyorlar ki, geleceğe dair siyasi projelerini?
- Eğer bütçe imkan verse, hangi siyasetçi gelirini halkıyla paylaşmaz. Yine bu hükümet değil miydi en cömert artışları yapan? Bir anda ülkeye hiç görmediği zenginliği
yaşatan yine bu yöneticiler değil miydi?
- Hemen istifa diyorlar ya!.. Kim gelecek peki? Eğer gelenler, çözüm sürecini baltalar, geçmişte olduğu görüşmeleri durdurursa, bunun hesabını kim verecek?
* * *
Bayan okurum içini döküyor ama...
Bu ‘sorgulama’ süreci sanırım, çok da fazla yaşanmıyor...
Ya da birileri “bilinçle” ve “ustalıkla” oynuyor bu oyunu!..
Belki kimileri “saflıkla” sürükleniyor...
Greve katılan ve ‘örgüt disiplini’ne sahip insanlara yok bir lafım...
Ama “gidilen yol” acaba ne kadar hesaplanıyor?
Yalnızca, daha fazla sorgulamalarını istiyorum, bekliyorum açıkçası...
Herkesin...
Her bir bireyin...
Ve evet kabul, “bütçe”, doğru okunmadı...
Tasarruf tedbirleri zamanında alınmadı...
Ama eğer, “doğru” ve “gerçekçi” adımlar atılsaydı da “kıyamet” kopardı yine...
Çünkü, o birkaç sene önceki yüzde 11’lere varan artışlar, üzerine hayat pahalığı ve kalkınma payları, çok daha az verilecekti bu kez...
Yine hep bir ağızdan bağıracaktı birileri.
* * *
Bütçemiz, ortak kasamız, para depomuz hepimizindir.
Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan her bir bireyin hakkıdır...
Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan her bir insanın kendi payını talep etme ve sorgulama hakkı vardır...
Kelimelerle sömürü yapmak, sloganlara sarılarak konuşmak, “kitle”yi coşturmak, “isyanlar”la sempati toplamak, hatta “maddi ihtiyaçlar” temelinde siyasi “öç alma” duygularıyla hesaplaşmak kolaydır.
Kapı önüne çıkmak...
Yafta tutmak...
Ve davul zurna kalabalıklar önünde ‘slogan’ atmanın yoktur bir zoru...
Ama ‘hedef’le kutsaldır her kavga!..
* * *
Acaba “doğru zeminde” mi tartışıyoruz?
Hani “kendimizi yönetecektik”...
Peki, hangi parayla!..
Evet, herkes kazandığı oranında vergi ödemiyor ama...
Buna rağmen, toplanan vergilerin bütçeye oranı Avrupa Birliği ortalamalarına çok yakındır.
Ama esas sorun şu ki...
Kamu personeli harcamaları bütçenin yüzde 85’ini oluşturuyor...
Tam bir “kepaze” tablodur bu!..
Kim tartışıyor bunu ha?
Bu “memur devleti” anlayışının sonu, hiç kaçarı yok, Türkiye’ye “ENTEGRASYON”dur...
* * *
Bileseniz ki, şu anda ‘gitsin’ dedikleriniz gittiğinde, ‘Ergenekon’dur gelecek olan... Ve bu kez “fatura”yı, tüm toplum, ayrımsız ödeyecektir, hep birlikte...
Hatta “eşel mobil”iyle birlikte...
Grev manzaraları
Grev fotoğraflarına bakıyorum dün YeniDÜZEN muhabirlerinin, yurdun dört bir yanından çektiği.
Genelde ağaç altı sohbetleri, tavla ve derleşme manzaraları... Güzel bir dayanışma...
Ama dikkatimi çeken şu!..
Hani diyoruz ya sık sık, ‘nüfus’u tartışırken; “Sokağa bir çıkın, göreceksiniz ki, Kıbrıslı Türk kalmadı...”
Öyle de...
Kıbrıslı Türklerin neredeyse tamamı devlet dairelerinde galiba...
İşin gerçeği..
Sokağa birisi kalmadı...
PANO
Sevgül Uludağ’a “Uluslararası 2008 Gazetecilik Cesaret Ödülü” verildiğinin
açıklandığı gün, yurt dışına izne gitmiştim ben... Geç de olsa yürekten kutluyorum Sevgül’ü... Öylesine mutlu oldum ki... Gazetecilikte cesaretin; “boş kağıda kelime fırlatmak” değil,
araştırmak, emek vermek, özveriyle ve inatla takip etmek olduğunu biliyor birileri demek...
Görüyor... Ve takdir edebiliyor...
Binlerce okur gibi....
Biz de bu ‘cesur’ ürünleri YeniDÜZEN’in sayfalarından sizlerle paylaşmanın
onurunu yaşıyoruz tabii...