Savaş – Barış – Prova!
Kıbrıslı liderler görüşmeleri sürdürüyor.
Ama gördüğüm o ki, toplumun da medyanın da ilgisi giderek azalıyor görüşme sürecine...
* * *
Görüyoruz ki, görüşmelere dair haberler çok da okunmuyor...
İlgi görmüyor.
Bunu hem internetteki okunma oranlarından anlıyoruz hem de okur tepkilerinden...
Sebebi ne, bilemiyorum!..
Ama umarım “umutsuzluk” değildir...
Hele “inançsızlık” hiç değil!..
* * *
Dünkü görüşmelerin ardından ortaya çıkan karar gerçekten önemli...
Tatbikatlar iptal!..
Yani “savaş provası” olmayacak ne Toros adıyla, ne de Nikiforos...
Ve umarım “barış provası” da, başarıya ulaşır sonuçta.
Roller yerli yerine oturur ve “perdelerini” açar artık barış!..
Prova biter de, yüzleşiriz gerçekle...
Turist!.. Ve Ercan
Şu günlerde, Kıbrıs’ın kuzeyine yönelik en yoğun turist akışının olduğu dönemdeyiz...
Oteller, dolu!..
Hem turist akıyor, hem de özel kongreler, seminerler için kafileler...
Şimdi diyeceksiniz ki “sadece casinosu olan oteller dolu...”
Bence bu tümce biraz ‘sığınma’ noktası...
Aslında, müşterisine iyi, kaliteli, temiz hizmet veren oteller dolu...
Daha doğru bir ifadeyle, turistin beklentisini karşılayan, hizmet kalitesi yüksek oteller...
Bir de konferans, seminer salonları ve donanımı olan oteller.
* * *
Ne yazık ki, belirli tesislerimiz hariç “otelcilik hizmetleri” anlamında, çok geride kaldık.
Ama ‘ısrarla’ bunu ‘tartıştırmıyorlar’ bize...
Bunun yerine, ne zaman ki ‘borçlar’ gündeme geliyor, ‘battık’ boruları ötüyor durmadan...
* * *
Artık, Avrupa’da tatil yapıyor pekçok Kıbrıslı ve Türkiye’nin güney sahillerinde...
Ve herkesin ‘görgüsü’ de ‘bilinci’ de arttı bu konuda...
Bizim arttı da, Avrupalı’nın ya da Türkiyeli turistin artmadı mı?
Yani gözü açıldı herkesin.
Öyle sadece kumsalın, güneşin, temiz havanın hatırına gelmiyor kimse...
Sonuçta bir “rekabet” var ortada... Ve ‘turist’ dediğin ‘tatilci’ dediğin de, “en iyi ve kaliteli” hizmeti istiyor, “eziyet” çekmek istemiyor.
Üstelik de bu “iyi” hizmeti “hesaplı” istiyor...
Kliması çalışmayan, servisi yanıt vermeyen, rutubet kokulu odalarda konaklamak; lekeli çarşaflarla örtünmek; banyoya iğrenerek girmek istemiyor...
ERCAN, ALLEM GALLEM!
Aslında bu değil konumuz!..
Bir yanda yoğun turist akışı.
Öte yanda, bu yıl sayıları artarak gelen öğrenciler...
Ercan Havaalanı en yoğun dönemlerini yaşıyor ama...
Yine darmadağın!..
Sorun, organizasyon eksikliği... Yine park sorunu, yine bir karmaşa... Yolcu geliş saatlerinde, nasıl da anababa günü ve çarşamba pazarına dönüyor, havaalanı...
Bu trafiği yönetecek, yönlendirecek; gerekli düzenlemeleri yapacak hiç kimse yok mu?
Sokak ortasında yolcularını bekleyen insanlara, daha çağdaş bir düzenleme sağlanamaz mı?
Evlatlarını bekleyen yaşlı insanları görünce; ayakta, dermanı kalmamış bir halde, içi burkuluyor insanın...
Pekçok havaalanı gördüm; Larnaka dahil çeşitli Avrupa ülkeleri de...
Ercan Havaalanı çoğundan daha güzel...
Ama organizasyon yok, otorite yok, sorun burada...
‘HATAY’ BIR İKİ...
Şimdi Türk Hava Yolları’nın HATAY seferleri de başladı.
Bu seferleri genelde ‘ucuz iş gücü’ olarak adaya gelen belirli bir kesim kullanıyor sanıyorum...
Küçümsemiyor, hor görmüyorum, yanlış anlaşılmasın.
Ama sonuçta, bu kesimin belirli bir kültür yapısı var, eğitim yapısı var. Çok korkuyorum, havaalanının da Girne Turizm Limanı’na benzemesinden...
Bunun önüne geçmek için tez elden düzenleme gerekiyor, yönlendirme ve bilinçlendirme gerekiyor.
* * *
Geçtiğimiz günlerde ne oldu?
Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın İstanbul seferi var...
Uçağın kapıları kapandı, 4 yolcu fazla!..
Bir araştırma!..
4 yolcu, THY’nin Hatay uçağı diye, KTHY’nin İstanbul uçağına binmiş!..
Uluslarası uçuş güvenliği gereği güvenlik soruşturması falan derken, 1 saat rötar!..
Manzara bu işte...