Kiriakos Tzambazis milliyetçilik ötesine gidebilmeyi başaran Kıbrıslı Rum aydınlardan biridir. Moskova’da hukuk eğitimi gördükten sonra adaya dönen Tzambazis, uzun yıllar üyesi bulunduğu AKEL’den ayırdı/atıldı ama siyasi angajmandan hiç bir zaman kopmadı.
Yakın geçmişte memurluktan emekli olan Tzambazis’in en önemli özelliklerinden biri, Kıbrıs Rum milliyetçiliğini çekinmeden sorgulaması ve radikal sayılabilecek görüşlerini hiç bir şeyden sakınmadan açık açık dile getirmesidir.
Kiriakos Tzambazis, 2005 yılında, “Bir Mitosun Açıklığa Kavuşturulması” adını verdiği bir de kitap yayınladı. Bu kitabı, Kırlangıç Kültür Merkezinde tanıtmış,
Tzambazis’in de hazır bulunduğu bir toplantı düzenleyerek, onu Türkçe konuşan okurlarla buluşturmuştuk. Ayrıca, Kıbrıs Yazılarının ikinci sayısında kitabıyla ilgili bir eleştiri yazısı da yayınlandık. İlgi duyanlar dergiye bakabilirler.
Kiriakos’un kitabı, tam da her aydının (sorumlu yurttaş anlamında) yapması gerekeni yapıyor ve yakın tarihi tartışmaya açıyor. Pek çok tarihçinin, akademisyenin yapmadığını yapıyor ve Kıbrıs Rum toplumunda hala “tabu” sayılan pek çok konunun üstüne gidiyor.
En önemlisi, aynaya bakmak cesaretini gösteriyor ve komplo teorilerinin arkasına saklanmayı reddediyor. Kiriakos Tzambazis, Kıbrıs açmazının sorumluluğunu dışarıda değil öncelikle içerde, yani Kıbrıs’ta arıyor. Temel tezi ise Kıbrıs Rum milliyetçiliğinin Kıbrıslı Türkleri ya yok sayması, ya da onlar üstünde hegomonya kurmaya çalışımasıdır.
Kiriakos Tzambazis, 12 Ocak 2008 tarihinde, Politis gazetesinde son derece ilginç bir makale yayınladı. “Kıbrıs sorunundan söz ederken, bu sorunun nasıl oluştuğunu, kimler tarafından yaratıldığını incelemeliyiz.
Tassos Papadopoullos bu sorunun bir parçasıdır, çünkü sorunun oluşum sürecine bizzat katılmıştır” diyen Tzambazis, devamla şu görüşlere yer veriyor: “Tassos Papadopoullos sorunun bir parçasıdır, çünkü iki toplum arasında silahlı çatışmaların meydana gelmesinden sorumlu olan paramiliter AKRİTAS örgütünün üyesiydi.
Örgütün komutanı olan Polikarpos Yorgatzis artık hayatta olmadığından, ondan özür dilemesini ve bizi AKRİTAS’ın eylemleri ve o karanlık dönem hakkında aydınlatmasını isteyemeyiz. Ancak Örgütün komutan-yardımcısı olan Tassos Papadopoullos’tan Kıbrıs sorununun bütün boyutlarını kavramak için, bunu talep ediyoruz.”
Tzambazis yazısına şöyle devam ediyor: “Ayrıca Vassos Lissaridis’in sağlam ve istikrarlı bir şekilde Papadopoullos’un yanında durması tesadüf değildir. O da, Yorgazis-Papadopoullos ikilisine paralel olarak kendi ordusu olan “Kırmızı Berelileri” kurmuş ve Kıbrıslı Türk “isyancıların temizlenmesi” harekatına katılmıştı.
Kiriakos Tzambazis, böyle bir geçmişe sahip olan ve “Kıbrıslı Türklere karşı nefret duyan siyasetçilerin Kıbrıs sorununu çözmeleri imkansıdır” diyor. Geçmişte herkesin hata yapabileceğini ve hatalarından öğrenerek kendini yenileyebileceğini de belirten Tzambazis, bu siyasetçilerin böyle bir erdemden uzak olduklarını, çünkü bugüne kadar geçmişte yaşanılanlardan pişmanlık duyduklarına dair en küçük bir emarenin bulunmadığını belirtiyor.
Durum böyle olunca, geçmiş hala devam ediyor demek olmuyor mu?...