Yarım Asır Aradan Sonra Ankara’da Yine Bir Karamanlis
Ankara’yı en son yarım asır önce başka bir Kostantinos Karamanlis ziyaret etmişti. 1950’lerin başından itibaren, Atatürk ve Venizelos’un binbir zahmetle iyileştirmeye çalıştırdığı Türk-Yunan ilişkilerini sarsan Kıbrıs sorununa çözüm bulunduğu 1959 yılında, Yunanistan’ın eski Başbakanlarından ve şimdiki Başbakanın amcası Kostantinos Karamanlis Ankara’ya gitmiş ve o dönemde yeniden filizlenen Türk-Yunan yakınlaşmasını pekiştirmeye çalışmıştı.
1959 yılında Kıbrıs sorununa çözüm bulunmuştu ama Kostantinos Karamanlis büyük bir prestij kaybına uğramış, hem Kıbrıs Rum liderliği tarafından, hem de içerdeki muhalefet tarafından ağır eleştirilere hedef olmuştu. Karamanlis sadece Zürich ve Londra anlaşmalarını imzalamakla yetinmemiş, anlaşmaları son anda imzalamaktan vaz geçmek isteyen Başpiskopos Makarios’a da büyük baskılar uygulamıştı. Makarios’a, “Yunanistan’ın gülünç duruma düşemeyeceğini, bu yüzden anlaşmaları imzalayacağını, eğer kendisi imzalamak istemiyorsa, artık Yunanistan’ın desteğini unutması ve kendine yeni bir müttefik bulması gerektiğini” söyleyen Karamanlis, Makarios’un “vicdani sıkıntılarına” rağmen anlaşmaları imzalamasını sağlamıştı.
O dönemde Kostandtinos Karamanlis devlet adamlarına yarışır bir davranış sergilediği için uluslararası topluluğun desteğini almıştı ama Yunanistan ve Kıbrıs’ta neredeyse “vatan haini” ilan edilmişti. Hatta bu yüzden yaşadığı sürece Kıbrıs’a gelmemiş ve sürekli olarak dert yanmıştı: “Nasıl olur” diyordu, “görüşmeleri Makarios ile istişare içinde sürdürdük ve anlaşmaları da birlikte imzaladık ama o kahraman, ben ise vatan haini ilan edildim”.
Yunanistan’ın şimdiki Başbakanı amcasının Kıbrıs yüzünden neler çektiğini elbette biliyor. Ayrıca, yine Kıbrıs yüzünden “vatan haini” ilan edilen bir başka devlet adamının başına gelenleri de etraflıca çalışan biridir. Harward üniversitesinde yazdığı doktora tezi “Elefteros Venizelos ve Dış Politika Meselelerimiz, 1928-1932” başlığını taşıyor. Venizelos, 1930’lu yılların başında Enosisin gerçekleştirilmesi için koşulların uygun olmadığını söyleyerek Kıbrıs Rum liderliğini uyardığı için çok sert saldırılara uğramış ve “Osmanlı sarayında bir köle” gibi davranmakla suçlanmıştı.
Başbakan Kostantinos Karamanlis hem amcası sayesinde yetiştiği aile ortamında, yani birinci elden, hem de Harward üniversitesinde aldığı eğitim sayesinde Kıbrıs sorununun Yunanistan’ın iç politikasında nelere yol açtığını çok iyi biliyor. Bu yüzden de iktidara geldiği günden beri Kıbrıs sorununa belli bir mesafeyle yaklaşıyor. Nitekim Kofi Annan’ın Kıbrıs girişiminin son demlerinde Başbakan olarak gittiği Bürgenstock’ta en küçük bir inisiyatif üstlenmeyerek yapılan toplantılarda Tassos Papadopoullos’a geniş bir manevra alanı bırakmıştı.
Gelgelelim “kaderden kaçılmıyor!”. Kostas Karamanlis amcasından tam 49 yıl sonra Ankara’da ve Kıbrıs sorununu konuşuyor.
Bu ziyaretin sırf yapıldığı için bile “tarihi” olduğu söylenebilir. Kanımca sürdürülen görüşmelerde ele alınan konuların ciddiyeti, ayrıca iki Başbakanının dostane tavırları, Türk-Yunan ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılabileceğini gösteriyor. Her iki ülke de ilişkilerin iyileşmesinden elde edebilecekleri kazanımların farkındadır. İki Başbakan da yeni bir sayfanın açılmasından söz ediyor. Bütün bunlar yabana atılamaz ama yakın tarih açıkça göstermiştir ki, iki ülke arasında tam bir uyumdan söz edebilmek için Kıbrıs sorununa çözüm bulmak şarttır.
Bu noktada, çok farklı tarihsel bir dönemde, Megali İdea akımının şatafatlı zamanlarında İstanbul için söylenen “onu Konstantinos kaybetmişti, yine Kostantinos geri alacaktır” şeklindeki milliyetçi deyişi, biraz bozarak, biraz da Kıbrıs’a uyarlayarak belki şöyle kurgulayabiliriz: “Onu Karamanlis çözmüştü, yine Karamanlis çözecektir”. Dedim ya, kaderden kaçılmıyor!...