Kıbrıs Cumhuriyeti Devletinin Kıbrıs Rum Devletine Dönüştürülmesi ve Neo-Milliyetçilik
-1-
“Osmanlı toprakları son 150 yılda dağılarak yerini mozaik yapılı ulus-devletlere bıraktı. Şimdi bu devletlerin her birinde evin reisi olan bir etnik grup vardır. Bir zamanlar birlikte yaşayan halklar arasında artık büyük düşmanlık vardır. Ekzotik Batının milliyetçilik ideolojisi oldukça güçlüdür. Lübnan ve Kıbrıs’ta eski Osmanlı tebaalarının işbirliğine dayalı rejimlerin kurulması bir zorlamadır. Nitekim Lübnan iç-savaşı bunun böyle olduğunu göstermiştir.
Kıbrıs’ta aslan ile kuzunun bir arada yaşayabileceğine ve onları küçük bir çocuğun idare edeceğine inanmak ütopyadır. Gerçek şudur ki, eski Osmanlı tebaaları arasında kuzu yoktur. Eski Osmanlı halklarının hepsi ya aslan ya da kaplandır.”
Arno Toynbee
--------------------------------------------------------------------------------
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuruluşu ve Kıbrıslı Rumların Düşkırıklığı
Glafkos Kliridis adada bağımsız Kıbrıs devletinin doğuşunu istenmeyen bir çocuğun tesadüf sonucu dünyaya gelmesine benzetmektedir. “Milli marşı olmadan doğan devletin, kimsenin kendi bayrağı gibi kabul etmediği ve uğruna kimsenin ölmeye hazır olmadığı bir bayrağı vardı. Kırılgan genç Kıbrıs Cumhuriyeti’nin doğduğu psikolojik koşullar böyleydi” diyen Kliridis, devamla, “Enosisin gerçekleşmemiş olmasının Kıbrıs Rum toplumunda düşkırıklığına yol açtığını, 1960 anayasasında Kıbrıs Türk toplumuna fazla hakların verilmesinin ise öfke ve hınç duygusuna neden olduğunu” belirtiyor. Kliridis’e göre, Kıbrıs Rum liderliğinin “alelacele ve bilgece olmayan” anayasayı değiştirme arayışının arkasında, bu iki olgu, yani düşkırıklığı ile öfke yatmaktadır.
Gerçekten de Kıbrıs Rum toplumu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte derin bir parçalanmışlık duygusu yaşadı ve aidiyet ile kimlik kargaşası içine sürüklendi. Kıbrıs devleti ve devletin kurumları pratik yaşamın bütün alanlarını kapsamışsa da, yeni kurulan devlet kendilerini Helen ulusunun organik parçası olarak gören Kıbrıslı Rumlara sembölik-duygusal açıdan fazla bir anlam ifade etmiyordu. Kıbrıs devletinin kuruluşu Kıbrıs Rum toplumu tarafından “kabul edilemez” sayılan iki olguyu beraberinde getirmşti: 1) Yıllardan beri sürdürülen Enosis mücadelesi -bu sadece siyasi bir mücadele değil, hayatın bütün alanlarını anlamlandıran bir Büyük-Anlatı idi- sona eriyordu. 2) Kıbrıslı Türkler devletin kurucu ortağı olmuşlardı. Kıbrıs Cumhuriyeti devleti “Helenizm karşıtı bir yapı” olarak görülüyor ve Helen kimliğinin erozyona uğrayacağından söz ediliyordu. Örneğin Girne Metropoliti Zürich ve Londra anlaşmalarının imzalamasından hemen sonra yayınladığı bir bilidiriyle anlşmaları kınıyor ve Kıbrıs devletinin kurulmasını “adanın Helen kimliğine karşı büyük bir tehdit” olarak adlandırıyordu.
-Devam edecek-