“Bilinçsiz Kıbrıslılık Bilinci”
Yunanlı Diplomat’tan Hamaset
Hristos Zacharakis Kıbrıs’ta Yunan Büyükelçisi olarak görev yapan bir diplomattır. 1979-1986 yılları arasında Kıbrıs’ta bulunan Yunanlı diplomat, 2004 yılında bir anı kitabı yayınladı ve kitabında kendi deyişiyle, “anılarını ve düşüncelerini” ifade etti. Gerçekten de Kıbrıs’taki görevi sırasında yaşadağı bazı olaylara değinirken düşüncelerini ortaya koymaktan çekinmeyen Zacharakis, ideolojik duruşunu açıkça ve bir diplomattam beklenmediği kadar keskin bir dille sergiliyor. Emekli Büyükelçi, 2004 referandumlarında “Hayır” cephesine katılarak da ideolojik renklerini zaten belli etmiş birisidir.
Zacaharakis Kıbrıs’ta bulunduğu dönemde bazı Kıbrıslı Rumların “Kıbrıslı Türklerle yeniden yakınlaşma” çabası içine girdiklerini ve bunların aslında etnik kimliklerini inkar eden “Helen bozuntuları” anlamında “Grekilli” olduklarını iddia ediyor. “Yeni Kıbrıs Derneği” ve “Kıbrıslı Türklerle Yakınlaşma Komitesi” adlı kuruluşlarda yer alan kişileri “yabancı çıkarlara hizmet eden zavallılar” olarak adlandırıyor ve “Anavatan Yunanistan’a sırtlarını dönen bu kişilerin ‘Kıbrıslılık bilinci’ gibi tezler ileri sürerek Kıbrıslı Türklerle aynı yurdu paylaşmak istediklerini” ileri sürüyor ve bunu “kabul edilmez” sayıyor. Zacharakis’e göre bu kişiler arasında “sıradan casuslar” olduğu gibi, siyaseten marjinal olanlar ve tamamen bilinçsizce davrananlar da vardı.
"Yeniden Yakınlaşmacıların Kıbrıslı Türklerin korkularından arınmaları ve ellerinde tuttukları Kıbrıs Rum malları karşılığında tazminat almaları halinde Türkiye’nin adadan çıkmak zorunda kalacağına” inandıklarını, bu yüzden de etnik kimliklerini inkar edip Anavatan Yunanistan’a sırt döndüklerini” iddia eden Zacharakis, bu kişilerin “Kıbrıs Helenizmini yoldan çıkarmak istediklerini” söylüyor.
“Kıbrıslı Türklerin Türk’ün kuvvettinin tadını tattıktan sonra (1974 Müdahalesini ve ganimet ortamını kast ediyor olmalı NK) her geçen gün biraz daha fazla “Türkleştiğini” ileri süren Yunanlı diplomat, yeniden yakınlaşmacıları “ruya aleminde gezmek” ve “yabancı emellere” hizmet etmekle suçluyor.
AKEL ve Kıbrıs Rum sağının bir kısmının yeniden yakınlaşmacılarla aynı çizgide oldukarını ileri süren Zacharakis, Yunanistan’ın darbeden sonra Kıbrıs Rum toplumunun iç işlerine karışma konusunda çok hassas davrandığın, “sütten ağzı yandığı için yoğurdu üfleyerek yediğini”, bu yüzden de en küçük bir müdahalede bile bulunmak istemediğinden şikayet ediyor ve şunları ekliyor: “yeniden yakınlaşmacılar bir yandan Yunanistan’ın bu tutumunu suistimal ediyor, diğer yandan da Kıbrıs Helenizminin bilinç eksikliğinden yararlnarak kendi propagandalarını yapıyorlar.”
Dönemin Cumhurbaşkanı Spiros Kiprianou’nun da kendisi ile aynı görüşte olduğunu, ancak oy derdi yüzünden “Kıbrıslı Türklerle Yeniden Yakınlaşma Komitesini” kabul ettiğini ve yeniden yakınlaşmayı teşvik eden açıklamalar yaptığını belirten Zacharakis, Kıbrıslı Türklerin yeniden yakınlaşmaya karşı ilgi duymadıklarını iddia ediyor ve “onlar için bu kavram tuhaf bir hayvandan başka bir şey değildir” diyerek, konu hakkındaki cehaletini büyük bir cesaretle sergiliyor.
Zacharakis en çok, “Kıbrıslı Türklerle Yeniden Yakınlaşma Komitesininin” başında yer alan merhum Paraskevaitis’e öfkeleniyor. Bu da anlaşılır bir durumdur, çünkü Paraskevaitis 1974’ten sonra, Temsilciler Meclisi’nin 1967 yılında aldığı Enosis kararının kaldırılmasını istiyordu ve “ben bir tek Enosis biliyor onu istiyorum, o da EpanEnosis’tir (Yeniden Birleşme)” diyordu.
“Kıbrıslılık bilincinin” ne anlama geldiği konusunda sonsuza kadar tartışabiliriz, hatta böyle bir şeyin gerçekte varolup olmadığını sorgulayabiliriz ama kesin olan bir şey vardır: Kıbrıs’ta iki toplumun barış içinde bir arada yaşamasını isteyenlerin “Helen bozuntusu, Türk bozuntusu”, “ulusal bilinçten yoksun kimseler”, “Yeni Kıbrıslılar” gibi sıfatlarla donatılıyorlar.
Zacharakis’in Türk akıldaşları da aynı şeyi yapıyor. Bu, ülkemizde milliyetçiliğin yarattığı ve yaşatmaya çalıştığı en kötü siyasi kültür mirasıdır.