kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
25 Temmuz 2008, Cuma Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap

  ARŞİV
   


 ÇOK OKUNANLAR
Talat kızını evlendiriyor
 
Tek egemenliği prensip olarak kabul ettik
 
KTHY Bodrum seferleri başlıyor
 
Görüşmeler 3 Eylül'de başlıyor
 
Çatalköy'de hırsızlık
 
Kolay konularla başlayacaklar
 
Sendikalar direniş hazırlığında
 
CTP'de AKPA konulu toplantı
 
Erdinç Gündüz Kıbrıs Postası'nda
 
Ön yargılar bir yana bırakılmalı
 


Sırp Kasap Yakalandı
Rauf R. DENKTAŞ
Rum Siyasilerden Al Doğru Haberi
Prof.Dr.Ata ATUN
Son sözü halklar söyleyecek
Mete TÜMERKAN
Güven aşağı, öfke yukarı doğru giderken...
Hasan HASTÜRER
Orams davasının son perdesi kimi yakacak?
İsmet KOTAK

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Mart 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Hristofyas’ın seçilmesi üzerine Rumdan fazla bayram yapanları bir yana bırakarak, birilerinin ana sorunları  çözmeye  zaman ayırması gerekmektedir. Bunun başında da ‘’Orams davası’’ gelmektedir. Öteden beri biz Türkler için ‘’Savaş alanında kazanır, masada kaybeder’’ dendiğini unutmamak gerekir. Kıbrıs’ta bunu birkaç kez yaşadık.Şimdi de Orams davasında yaşamaktayız.Çünkü mal-mülk Kıbrıs sorununun temeline oturmuştur.

Bu dava konusunda bir inceleme başlattım. Saygın bir kaç Hukukcumuzla konuştum. Notlar aldım. Ne de olsa Ankara’da  Siyasal Bilgiler Fakültesi(Mülkiye), Hukuk Fakültesi ile yanyanadır. Derslerin yarısından çoğu Hukuk ama yine de komşuluğun verdiği bir bilinç de dikkate alınmalı derim. Çünkü politik gelişmeyi, Hukuka bağlamadan bir yerlere tutunamayız.

Kıbrıs Rumu, Yunanlı desteğinde ‘’Büyük ada’’ dediği ve ‘’Ana kara Yunanistan’ın uzaklardaki yavrusu’’ addettiği Kıbrıs adasını  evire çevire sınırlarına katmak için yıllardan beri direnmektedir. Savaşta yetersiz kalmışsa, masada; orada sonuç alamamışsa lobicilikte, ya da Uluslararası örgütlerde kazanım peşindedir.

Bugün ‘’Mal’’ konusunu incelemek istiyorum.1950-1960 İngiliz döneminde EOKA saldırıları sonunda ilk göçler yaşandı. Burada 10 bin insanımızdan, 25’e yakın yerleşim yerinden söz ediyoruz. 1963 ile 1974 arasında 11 yıl Rum ve Yunan saldırıları ile 103 yerleşim biriminden yaklaşık 35 bin kişi göç etti. 15 Temmuz 1974’de Yunan ve Rum silâhlıları, adanın Yunanistan’a bağlanması için  harekete geçmelerinin sonucunda, önceleri silâh tehdidi altında dağınık göç, sonraları BM gözetiminde Viyana anlaşması ile plânlı göç yapıldı. Burada da 65 bin Türk Güneydeki yerleşim yerlerinin tümünü terkederek  Kuzeye geçti.

Elbette göç aynı zamanda mal terkidir. Olay sadece Rumun güneye geçişi ile arkada mal bırakması değildir. Kaldı ki ‘’Kıbrıs Cumhuriyeti’’ bir Türk ve Rum ortaklığı idi ve devlete ait malların mülkiyeti ‘’Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti’ne’’ mal edilemez. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de bu mirastan payını almak durumundadır. Bu da egemen olduğu topraklar demektir.

İşte bu noktada ‘’ORAMS DAVASI’nı’’ öne çıkaralım. Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti, ne kadar inkâr etse de, Güneydeki Türk ve ortak olan devlet mallarını, tepe tepe kullanmıştır.Kimini yasa ile kimini keyfi olarak ama kullanmıştır. Orada Türkün vazgeçilmez gayri menkâl hakkı vardır.

Binlerce göçmene, önce kira karşılığı, daha sonra Anayasa’dan kaynaklanan Yasa ile güneydeki malına karşılık mal tahsis edilmiş ve uzun zaman içinde yasalar geliştirilerek, Rumun da benzer uygulamaları gibi Tapu verilmiştir. Zaman durmadığı, hayat sürdüğü için gereksinimlere bakarak, bu malların üzerine konut, işyeri,okul,hastahane, genel kamu binaları inşa edilmiştir. Güney Kıbrıs’ta yapılan inşaatlar nasıl üçüncü uyruklu kişilere yerleşim veya turizm veya başka amaçlı olarak satılmışsa, KKTC’de de aynı yapılmıştır.Türk, İngiliz, Alman, Rus ve diğer uyruklu kişiler bu malları satın almışlardır. Binlercesi de buralarda oturmakta, bazıları da mevsimlik olarak kullanmaktadırlar.

Dünyanın yapısından yararlanan Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti 45 yıldan bu yana işgâl altında tuttuğu ‘’Kıbrıs Cumhuriyeti’nin’’ 1960 statüsünün  resmen tanınmış olmasından yaralanarak, bu mirası Türklerin aleyhine kullanmıştır. Uluslararası alanda, Rumun ve Yunanlının malı olduğu, Türkün işgalci olduğu masalı anlatılmış, savunulmuş, Bizans oyunları ile Uluslararası  bazı Yargı organları da etkilenmiştir.

Örnek olayımızda ‘’Orams ailesi’’ (bir İngiliz aile), arazi satın alıp konut inşa etti. İşbirlikçilerin yardımı ile Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti’nde aile aleyhine dava açıldı.Rum Mahkemesi, ailenin savunmasını  almadan, tazminat ödemesine ve inşaatın yıkımına   karar verdi. İtiraz da işe yaramadı. Rum Mahkemesinin, itiraz  için yapılan başvuru karşısında takındığı tavır, Hukuk için yüzkarasıdır. Rum Milliyetciliği kokmaktadır.  Rumların amacı hasıl oldu ve ‘’Karar’’ AB Hukukuna yamamak için İngiltere Yargısına taşındı. Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti’ndeki tek yanlı mahkeme kararının tanınması ve uygulanması  istendi. Bu ailenin İngiltere’deki varlığına el konulmalı idi.

Orams ailesi, İngiltere’de savunma hakkını kullandı. KKTC’den giden Hukukcular, Avukat Bayan Blair’le birlikte savunma yaptılar. İngiliz Yargısı ‘’Kıbrıs’ta alınan bu karar icra edilemez. Çünkü AB ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki Protokolda ‘’KKTC’nin Rumun egemenlik alanında olmadığı ve orada AB Hukukunun  egemen olmadığı kayıtlıdır’’ dendi. Birinci raund kazanılmıştı.

Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti buna da itiraz etti. İşte konu burada kilitlendi. KKTC kanadı veya Orams’a yardımcı olsun diye görevlendirilen Hukukcular, kararın burada kalmasını sağlamalı idiler. Oysa Rumlar üst mahkemenin karar vermemesini ve
‘’AB Adalet Divanı’na’’ havalesini istediler. Burada belki on maddede de Kıbrıs’ın işgâl altında olduğuna değindiler.

Orams yanında yeralan KKTC Hukukcuları bunun AB Adalet Divanına aktarılmasını kabul etmemeli ve davayı orada İngiltere’de bağlamalı idiler. Çünkü orada gerçek ortaya çıkmıştı. Ne acı ki Lefkoşa ile yapılan görüşmeden sonra ‘’Ne olacak canım, orada da istediğimiz kararı alırız’’ yollu tutarsız davranıldı. Havale için verilen dilekçede de  gaflar işlendi. Sonuçta  İngiltere’de alınan sonuçla yetinileceğine, şimdi Rumun istediği gibi AB Adalet Divanının kararına kalındı. Rumlar havale edebildikleri için bayram etmektedirler. Bizimkiler ise başarıyı yenilgiye çevirmeyi başardılar. Orada belki 2 yıl sonra karar çıkacaktır. Ama unutulmasın ki burada tüm AB ülkelerinin birer yargıçı vardır.Ve de bu oluşumu herkes yargıdan çok politik plâtform  olarak nitelemektedir.

Şu anda inşaat sektörü bu yüzden darbelenmiştir. Yabancılar genelde kKTC’den uzak durmaktadırlar. Yapılan hata pahalıya mal oldu. Ama yarınki tehlike daha büyüktür. Tüm enerjisini ‘’Aman Rumlarla anlaşalıma’’ dayayanlar,  Annan Plânında olduğu gibi hataya battılar. İnşaat sektörü iflâsın içindedir. Orams davası bu kez  Ulusal davamızı da dibe çekmektedir. Bu konu konuşulmuyor ama gelinen nokta fecidir. Uyarıyorum.

   358 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  25 Temmuz 2008, Cuma   Kıbrıs Türkü trapeze asıldı!
  24 Temmuz 2008, Perşembe   Kıbrıs’takiler dışarda; Bosna kâtili nihayet tutuklandı
  24 Temmuz 2008, Perşembe   Kafalar şimdi iyice karıştı!
  23 Temmuz 2008, Çarşamba   Kafa Karıştırmaya Gerek Yok
  20 Temmuz 2008, Pazar   Biri bize söylesin: Hangisi gerçek?
  19 Temmuz 2008, Cumartesi   20 Temmuz, başlangıç değil sonuçtur
  18 Temmuz 2008, Cuma   20 Temmuz’un arefesinde Hristofyas’tan yeni dayatmalar
  17 Temmuz 2008, Perşembe   Şu tabloya bakınız
  17 Temmuz 2008, Perşembe   Bizi birleştirmek isteyen Belçika tarih oluyor
  15 Temmuz 2008, Salı   Kıbrıs oyunu ve CHP


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.