kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
25 Temmuz 2008, Cuma Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap

  ARŞİV
   


 ÇOK OKUNANLAR
Talat kızını evlendiriyor
 
Tek egemenliği prensip olarak kabul ettik
 
KTHY Bodrum seferleri başlıyor
 
Görüşmeler 3 Eylül'de başlıyor
 
Çatalköy'de hırsızlık
 
Kolay konularla başlayacaklar
 
Sendikalar direniş hazırlığında
 
CTP'de AKPA konulu toplantı
 
Erdinç Gündüz Kıbrıs Postası'nda
 
Ön yargılar bir yana bırakılmalı
 


Sırp Kasap Yakalandı
Rauf R. DENKTAŞ
Rum Siyasilerden Al Doğru Haberi
Prof.Dr.Ata ATUN
Son sözü halklar söyleyecek
Mete TÜMERKAN
Güven aşağı, öfke yukarı doğru giderken...
Hasan HASTÜRER
Muhalefet Partileri bu gidişe el koymalı
İsmet KOTAK

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Siyasi Tarih Profesörleri, siyasi tarih anlatımında  “Politikacının görevinin bittiği yerde askerlerin görevi başlar” derler.Yani çatışma veya savaşın kaynağı politikacıların anlaşmazlığına dayanmaktadır. Bunun nedeni ve sonucu,  iç ve dış konularda aynıdır. İç karışıklık, “Demokratik yapı” ve Uluslararası ilişkilerin gelişmesinden ötürü giderek azalmıştır. Ancak bu kural dışilişkilerde etkinliğini koruyor.

Bunu Tanganika, Afganistan veya SriLanka için söylemedim. Elbette konumuz Kıbrıs’tır. Plânlı Rum saldırılarının eseri olan sınırlarımızı,”Teslimiyetci politikanın” ürünü olarak  “Barış ve çözüm” adına orasından, burasından delip geçerken, aracı ve tefecilerin davul zurna çalmaları, gidişi görmemize engel değildir. Ya da kendilerini barışçı, bizleri savaşçı kabul edip lâf çakıştırmaları da öyle...Çünkü biz biliyoruz ki bu gibiler, çıkarları nerede ise onun davulunu çalıp türküsünü söylemektedirler. Dün sınır kapanırken alkışlıyorlardı, bugün kapı açılırken alkışlıyorlar. Dün Milliyetci yazılar ve nutuklarla etrafa gülücükler dağıtıyorlardı; bugün Rum Liderinin ayağına kadar koşanlar arasında gerinmektedirler.Ya da perde gerisinde bu girişimi desteklemektedirler.

Temel olay bu da değildir. Ben gidişe bakarak, KKTC’deki muhalefet Partilerini göreve davet ediyorum. Bıkkınlık veren anlamsız Sendika gösterilerine giderek destek vermekle harcanan zamanınızı, Kıbrıs konusunda hangi noktaya gelindiğini saptayıp,hesabını yapmak  ve tavır koymakla değerlendirmenizi dilerim. Kıbrıs Ulusal davamız, kapalı kapılar ardında arkadan hançerlenmektedir. Bunu artık görünüz ve içte  birbirinizle didişmekten, sen Başkan, ben Başkan kavgasından uzak durarak, adam gibi politika yapınız. Ulusal dava, Ulusal Güçlerin topluca ayağa kalkmasını gerektirmektedir.

Bunu niçin söyledim. Gelişen olayları sayıp dökeceğim:

1.Ambargolar kaldırılmadıkça Papadopulos’la görüşmeyeceğini açıklayanlar, bugün KKTC’ye adım atmayan ve yaptığı açıklamalarla Türk tezine en küçük bir saygı duymayan eski patron AKEL’in Lideri Hristofyas’ı rahatlatacak politikalar açıklamektadırlar. Nerede ise Hristofyas, tüm adanın “Başkanı” oldu(?)...Ambargoların kaldırılması bile ondan istenmemektedir. Teslimiyetcilik doruğa çıkarılmıştır. Rahatsızlık vermemek için mi?

Rum Mahkemelerinde hak aradıkları hâlde dışlananlar,  bu kez Hristofyas’ın ayağına yani makamına  giderek,  ziyaretler yapmakta ona biat etmektedirler.

2.Gambari mutabakatı resmen açıklanmadan 21 Mart’ta yapılan Talat-Hristofyas görüşmesi sonucunda uygulamaya konmuştur. Komiteler bunun sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu Komiteler Atina’da alınan kararlara uygun olarak oluşturulmaktadır.Yani 1963’den bu yana olduğu gibi “Kıbrıs Cumhurlyeti”,  Rum-Yunan işgâlindedir. KKTC kanadında iktidarda olanlar da bunu sorun  olarak görmemektedirler. Hristofyas, “Devlet Başkanı”, Talat “Lider” markasını korumaktadır.

3.KKTC’de oluşturulan Komitelerde “Karşı görüş” yoktur. CTP militanları ve teslimiyetci politikanın temsilcileri oradadırlar ve de Kıbrıs Türkünün ve Anavatan Türkiye’nin üzerine titrediği “Kıbrıs davasını”, tek yanlı olarak bunlar ellemektedirler. Bunlarla dirsek temasında olanlar da, kalkıp Hristofyas’ı yani seçmediğimiz ve kabul etmediğimiz  Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti Başkanını makamında  ziyaret etmektedirler. Orada çok hassas konular konuşulmaktadır.

(Hristofyas Türkiye’yi AB’ye şikâyet ettiklerini, Barosso aracılığıyla bu mesajın TC Dışişleri  Bakanlığına  aktarıldığını apaçık söylemektedir.)

4.Komitelerde “Garanti ve İttifak antlaşması” da ele alınacak gibi hazırlık yapılmaktadır. Bu Yunan tezine uygundur. Atina toplantısında zaten bu karar alınmış ve Hristofyas’ın ziyaretinden sonra Dışişleri Bakoyanni tarafından açıklanmıştı. Artık AB üyeliğinden ötürü Garanti Antlaşmasına gerek kalmadığı  vurgulanmıştır. Yunanlıya göre, AB garantisi yeterlidir.  Şimdi komitelere bu yansıtılacaktır. Oysa bu Garanti ve İttifak antlaşması  1959’da beşli Konferansta ele alınmıştır. Buna Türkiye-Yunanistan-İngiltere,Türk ve Rum halkları dahildiler. Şimdilerde konu bir çeşit alt komiteye indirgenmeye çalışılmaktadır. Buna Talat ve ekibi yetkili midir? Bana göre hayır.

Bunun ötesinde içte yapılmakta olanlar da dikkate alınacak konulardır.

1.Halk Partisi Başkanı Raşit Pertev’i isyan edecek noktaya taşıyacak kadar ileri giden CTP,  İlkokullarda beyin yıkmak için Partililerle seminer düzenlemektedirler. Pertev, “bari CTP rozeti de dağıtınız” diyecek noktaya geldi.

2.Avrupa Konseyi, her iki toplumdan 40 yaş altı kişileri “Eğitmek” için, “Siyasi Akademi” oluşturuyor. Katılacakları Özdil Nami seçiyor. Bunun  ne anlama geldiğini düşünmek gerekmiyor mu? Artık Kıbrıs Türkünün  davasına sahip çıkanları, dışlayan bir ülkede yaşar duruma itilmekteyiz. Dış güçler bunun kurallarını koymakta, oyunu da kendi oyuncularına oynatmaktadırlar. Ne demişlerdi? “Kıbrıs AB için gereklidir”...Yani benim ülkemi AB yoluyyla Rum egemenliğinde  onlar işgâl edeceklerdir. Bunu açıkca söylüyorlar.

Yapılmakta olan tahribatı alt alta koyarak uzatmak olası. Ne var ki bu kadarıyla tabloyu tamamlamak istiyorum. Gidiş “Teslimyetci politikanın” gözler önünde uygulanmakta olduğunu göstermektedir. Türkiye, kendi iç çalkantıları ile meşgûldur. Dış güçler, onun başına Kürt sorununu dolamıştır. İçte türbana destek, lâikliğe köstek çıkarak çatışmayı büyütmektedirler.

Ancakiş Kıbrıs sorununa gelince  AKP bunu da kendi çıkarına kullanmaktadır. “Ben KKTC’ye yetki tanıdım, bıraktım geleceklerini  kendileri tayin etsinler dedim. Onlar Rumla bu anlaşma yolunu seçtiler” deyip, günün sonunda işin içinden Kıbrıs Türkünü toptan suçlayarak çıkmak isteyecektir. Annan Plânını anımsayarak, daha önce yapılan melânetliği, sonra da yapılan suçlamayı unutmasınlar.

Günün sonun da Kıbrıs elden gidecek, Kıbrıs Türkü Ruma yama yapılacaktır. Bu tutum  ve gidiş bunu göstermektedir. Dış güçlerle kolkola girenler, her gün yeni bir girişim sergilemektedirler. Dışa yapılan pahalı  ziyaretler ve öteki oyunlar  elbette günün sonunda yine ortaya dökülecektir.

Sonuç : Ulusal Birlik Partisi, Demokrat Parti ve hatta Halk Partisi, kendi içlerinde çok ciddi yapılanmaya gitmeli, olayları yakından izleyip, hergün açıklama yaparak, tavır koymak durumundadırlar. Bir araya gelemiyorlarsa, davaya sahip çıksınlar. Çünkü Ulusal Kıbrıs davası uçurumun kenarındadır. Olaylar “Barış ve çözüm “masalına bürütülerek  gizli saklı götürülmektedir. Bu yolun sonunda Ruma yama olmak görünmeketdir... Uyanınız.

   293 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  25 Temmuz 2008, Cuma   Kıbrıs Türkü trapeze asıldı!
  24 Temmuz 2008, Perşembe   Kıbrıs’takiler dışarda; Bosna kâtili nihayet tutuklandı
  24 Temmuz 2008, Perşembe   Kafalar şimdi iyice karıştı!
  23 Temmuz 2008, Çarşamba   Kafa Karıştırmaya Gerek Yok
  20 Temmuz 2008, Pazar   Biri bize söylesin: Hangisi gerçek?
  19 Temmuz 2008, Cumartesi   20 Temmuz, başlangıç değil sonuçtur
  18 Temmuz 2008, Cuma   20 Temmuz’un arefesinde Hristofyas’tan yeni dayatmalar
  17 Temmuz 2008, Perşembe   Şu tabloya bakınız
  17 Temmuz 2008, Perşembe   Bizi birleştirmek isteyen Belçika tarih oluyor
  15 Temmuz 2008, Salı   Kıbrıs oyunu ve CHP


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.