Gülmeyi Unutmayalim (1)
Haftalard?r ciddi konular üzerinde yazmaktan s?k?ld?m. Köşe yaz?s? yazmaya başlad?ğ?mda ilk yaz?m köşemin başl?ğ? gibi 'Havadan Sudan' başl?ğ?n? taş?yordu. Bu yaz?m sadece İnternetteki iki gazetede 3000e yak?n kişi taraf?ndan okunmuştu. Bu gösteriyor ki siz okuyucular en az?ndan zaman zaman ciddi, siyasi konulardan başka konular? içeren yaz?lar da okumak istiyorsunuz. İşte ben de önümüzdeki iki hafta zarf?nda bu tür bir yaz? haz?rlad?m sizler için. Birkaç ay önce haz?rlam?şt?m yaz?y? ama şimdi sizlere sunma f?rsat? buldum. Umar?m beğeneceksiniz. Ben aşağ?da anlatt?ğ?m olaylar? yazarken kendi kendime çok güldüm. Yaz?y? okuyup da en az?ndan dudaklar?n?zda bir gülümseme belirirse ne mutlu bana.
Bir Londra Serüvenim
Londra'da Noel esnas?nda bulunanlar, insanlar?n bu dönemde ne kadar acaipleştiğine tan?k olurlar. Dr. Jekly ve Mr. Hyde diye bir film vard?. Dr. Jekyl labaratuvar?nda deney yaparken bir ilâç içer ve hem tipi hem de huyu değişip çok kötü bir insan olan Mr. Hyde olur. İşte Londra insanlar? da aynen Mr. Hyde gibi olurlar bu dönemlerde. Bu zaman zarf?nda ben şahsen taş patlasa alişveriş merkezlerine gitmekten kaç?n?r?m. Bu y?l herhalde ben de acaipleşmiş olacağ?m ki bu geleneğimi bozdum. Amac?m en meşgul merkez olan Oxford Street'e gidip insanlar?n davran?şlar?n? incelemekti. "Hade be ordan! işte sen de herkes gibi ucuzluklardan faydalan?p bir iki parça birşeyler almak için gittin" diyenleriniz olacak. Hakl?l?ar! Neyse. Trene atlay?p Londra'n?n yolunu tuttum.
Fenchurch Streette üst trenden inip Tower Hill metrosuna girdim. Aksilik daha metro istasyonundan ç?kmadan başlad?. Tren Oxford Circus istasyonunda durunca, kap?lar daha tam aç?lmadan çok şişman, orta yaşl?ca bir kad?n elinde bir sürü çanta, eteğini tutarak arkas?ndan gelen 6, 7 yaşlar?nda sümüklü bir k?z çocuğu ile trenden ç?kmaya çal?şan yolculara f?rsat vermeden trene dald?. Bir taraftan da sümüklü k?za kusar gibi hiddetli hiddetli Doğu Avrupa dillerinden sand?ğ?m bir dille konuşuyor. İtişe kak?şa kad?n?n sağ?ndan solundan kapanmak üzere olan kap?ya hücum ettik. Kad?na hepimiz ters ters bak?yoruz ama o hiç istifini bozmuyor. Kimsemiz ağz?m?z? aç?p kad?n? tersleme cesaretini gösteremedik. En arkada kald?ğ?m için kapanmak üzere olan trenin kap?s?na sald?rd?m. Kap?ya s?k?şan pardüsemi oradaki bir yolcunun yard?m? ile güçlükle çekip kurtard?k ve kendimi platforma att?m. İçimden "bu sahne Türkiye'de olacakt? da görecektin sen küstah kad?n" dedim!.
D?şar? ç?kmak için cüzdan?mdan ç?kard?ğ?m ve Oyster seyahat kart?m sand?ğ?m bir kredi kart?n? habire makineye dokunduruyorum ama kap? aç?lm?yor. Zaten biraz önceki olaydan sinirlerim epeyce gerilmiş. Orada bulunan bir görevliyi çağ?r?p ona bir güzel f?rça att?m. Nas?l makineleriniz var, falan gibi. Adamcağ?z kibarca Oyster kart?m? görmek istedi. Binbir çal?mla, halâ söylenerek kredi kart?n? önüne att?m. Bu hareketi yaparkenden hatam? anlad?m. O bana ben ona bak?yorum. İkimiz de makaralar? koyverdik o an. Ama adam?n gözleri "ulân aptal, hem kredi kart? ile kap? açmaya çal?ş?rs?n hem de bana f?rça atars?n haa diyor! Haks?z m?? Kuzu gibi kendime söve saya insan selinin ortas?nda Argyl Streetin bulunduğu ç?k?ş kap?s?na yöneldim. Sağa dönüp Oxford Streete gideceğ?m, kalabal?k beni ak?nt?l? bir nehire düşmüş gibi aksi istikâmete doğru sürüklüyor. Güç belâ gerisin geri dönüp bu sefer Oxford Street sokağ?ndaki insan seline dald?m. Ama bu sefer akl?m? kullan?p dükkânlar?n olduğu tarafta yürümeye başlad?m. İstediğim an selden ayr?l?p dilediğim dükkâna dalabileceğim. Kalabal?k sanki Birleşmiş Milletler. Hangi milletten istersen temsilci bulabilirsin. Her taraftan onlarca dil konuşulduğunu duyuyorum. Ans?z?n arkadan tan?d?k bir dil. Bir anne çocuğuna k?z?yor " Bir da seni Hamleys'e götürmemi isten (o bölgede bulunan dünyan?n en büyük oyuncak mağazas?). Bok ye!. Sana ne oyuncak al?r?m ne da hiç. Ald?ğ?m oyuncaklar? da başga çocuklara verecem. Aman be Hasan idare et be yahu oğlunu da rahat birşeyler alay?m. Götür bunu McDonalds'a da ben da Ayşe'y?nan rahat gezeyim. Lütfen can?m. İki saat sonra gelir sizi buluruz.Hasan Bey dünden raz?. Yaramaz oğlan? kap?p eşi ve k?z?ndan uzaklaş?yor. Herkes memnun.
İnsanlar?n yüzlerine bak?yorum. Herkeste bir telaş. Oradan oraya koşuyorlar, birbirleriyle kavga ediyorlar, çocuklar ağl?yor. Simsiyah çarşaflar içerisinde, tüm yüzü peçe ile kapal? bir Arab kad?n elinde sadece zarif, siyah bir el çantas? ş?k bir eda ile yürüyor. Arkas?ndan elleri bir sürü çanta dolu, cariyeleri olduklari belli iki kad?n yürüyor. Onlar da tepeden t?rnağa siyah çarsaflar içinde.
Tam Londra'n?n en büyük mağazalar?ndan Selfridge'e dalmak üzere iken karş?mda nereden ç?kt?klar?n? görmediğim bir Japon aile beliriyor. Adam ağz? kulaklar?nda s?r?tarak bana bak?yor. Ben acaba tan?d?ğ? birisini mi gördü diye arkama bak?yorum. Birisi yok. Bana bak?yor. Böylece birkaç saniye bak?ş?yoruz. Sonunda bana nereden ç?karm?şsa pahal? olduğu belli bir Nikon kamera uzat?yor. Japonca birseyler söylüyor. Ulân benim Japonca anlar bir görünüşüm mü var?! Ne istediği belli. Ailece resimlerini çekmemi istiyor. Bu kadar insandan beni buldunuz yahu siz de diye söyleniyorum. Kalabal?ğ?n içinde güçlükle Japon ailenin resmini çekiyorum. Adam Japon usulü birkaç kez selâm veriyor. Ben altta kal?r m?y?m?! O eğiliyor, ben eğiliyorum. Han?m bereber olsa utanc?ndan yerin dibine girecek!
(Devam Edecek)
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.