Ana Sayfa >> Yazarlar Ertanç HİDAYETTİN | 9 Ocak 2017, Pazartesi
Cenevre'nin düşündürdükleri
Paylaş  
27
35
18

Bilmem Kıbrıs üzerine bu kaçıncı Cenevre Konferansı olacak.

Sanırım ilk konferans 25-30 Temmuz 1974 tarihleri arasında oldu. O kez Kıbrıs’ın iki toplumu ve garantör devletler Birleşik Krallık, Türkiye ve Yunanistan masada temsil edilmişti.

Bu kez her ‘Tom, Dick ve Harry’ masada. Mary’lere pek rastlanmıyor. Ha, unutuyordum, belki bu kez bir Theresa masada olur. Sanmıyorum.

Malum, erkek egemen bir dünyada yaşıyoruz. Zaten dünyadaki tüm kargaşanın sorumlusu erkekler değil mi?

Kıbrıs sorununun geçmişi tabii ki çok uzun zaman öncesine dayanıyor. Benim ekran bu sorunun içinde doğdu, çocukluğumuz, gençliğimiz bu sorunlarla geçti.

Yaşlılık yıllarımıza doğru hızla ilerlerken Kıbrıs sorununda tünelin sonunu henüz göremiyoruz yazık ki. Belki çocuklarımız, olmadı, torunlarımız görür.

Birçoklarımız uzak diyarlara göçtük. Kıbrıs’ı uzaktan takip ediyoruz. Bazen oraya doğru gazel, uzun hava ve de yalelli okuyoruz, ama gönlümüz hep orada.

Artık Kıbrıs’ımıza huzur ve barış gelmesi arzusuyla yanıp tutuşuyoruz.

Birçoklarımız göçtük dedim ya. Ben Birleşik Krallığa göçenlerdenim. Askere alınmama ramak kala eğitim amacıyla Londra’ya geldim.

Neden Birleşik Krallıktayız? Neden burada Hindistan yarımadasından, Karaib adalarından, Kıbrıs’tan, İrlanda’dan kalabalık bir nüfus var? Ha, işin püf noktası da burada.

Radikal öğrencilik yıllarımda, gerici, ırkçı öğrencilerle, öğretmenlerle (evet, öğretmenler de ırkçı olabiliyor) tartışırken Kıbrıslıtürk, Kıbrıslırum, Hindistan, Karaib kökenli arkadaşlarımla onlara bir ağızdan şöyle derdik:

“Siz yıllardır bizi sömürdünüz, ülkelerimizi talan ettiniz, ekonomimizi mahvettiniz. Şimdi sıra sizde. Biz buraya intikam almaya geldik”.

Tabii işin aslı Birleşik Krallık’ta yaşayan çoğunluğu eski BK kolonilerinden gelen insanların götürüsünden çok fazla getirisi var. Bu her zaman öyle oldu. Ne kadar da “anavatanlarına” geldiğini sanan özellikle Karaib adalarından gelenler ev aradıklarında şu ilanlarla karşılaşmışlarsa:

“No Blacks, no Irish, no dogs”. Siyahlara, İrlandalılara ve köpekli olanlara ev kiralanmaz anlamında.

“Üzerine hiçbir zaman güneşin batmayacağı” İngiliz İmparatorluğu toprakları bir zamanlar dünya nüfusunun bir çeyreğini kapsıyordu.

Böl ve yönet yöntemi, Latince ‘Devide et imperia’, tarih boyunca egemen güçler tarafından uygulanan bir yöntem oldu. Emperyalist güç, idaresinde olan ülkeleri idare edilebilecek parçalara böler, ve böylelikle ülke halklarının birleşip kendilerine karşı mücadele etme gücü zayıflatılır.

Bu yöntemi Sezar, Napolyon, Onbirinci Louis ve daha birçokları zalimce kullandı.

Sonradan Fransa, Hollanda, İspanya, Portekiz, Belçika, Almanya, Sovyetler Birliği gibi Avrupa sömürgecileri de hep bu yönteme başvurdu.

Amerika 20nci yüzyılda yöntemi daha geliştirerek tüm dünyada, özellikle Ortadoğu’da devam ettirdi. Rusya’nın Orta Asya siyaseti bu yöntem üzerine kurulu.

Ama İngiliz İmparatorluğu bu yöntemin en büyük uzmanı oldu her zaman.

1947 ile 1947 tarihleri arasında işgalleri altındaki Hindistan’da bu yöntemin en korkunç örneğini görürüz.

Malezya’da, Singapor’da, Siri Lanka’da, Burma’da, Ortadoğuda, ve tabii küçücük adamız Kıbrıs’ta hep bu yöntemi kullandı İngiliz.

Hindistan’dan kovulana kadar, yarımadayı 3 ayrı ülkeye böldüler; Hindistan, Pakistan ve Bangladesh.

Birinci Dünya Savaşı sonunda İngilizler, Fransızlarla birlikte Ortadoğuyu tamamen darmaduman ederek hala bugün kendilerine ve Amerika’ya hizmet etmekte olan Suudi Arabistan kukla devletini yarattılar.

Küçücük ama önemli stratejik bir konuma sahip olan adamızda ayrılık tohumlarını eken kimlerdi? Tabii ki İngilizler. EOKA ya karşı Türk polis güçlerini öne sürerek iki toplumu bölen onlar. Enosisi önceleri teşvik eden yine onlar.

Kıbrıs’tan gittiler gitmeye ama adanın yüzde üçünü kapsayan (254 kilometre kare alan) üs olarak kullanacakları ‘Bağimsiz Britanya Toprakları’ olarak onlara kaldı.

Gariptir, yarın başlayacak Cenevre Konferansında İngiliz üsleri masada bile değil. Yabancı askerler adadan ayrılmalı diyenler İngiliz üsleri konusunda sus pus.

Bu yazımda geçmişe şöyle bir uzanıp bugün niye bulunduğumuz noktadayız konusuna azıcık ışık tutmak istedim. Birçok önemli konuya değinmediğim, naif bir yazı olarak niteleyebilirsiniz. Bu bir köşe yazısı. Akademik bir tarih dersi değil.

Birçokları gibi bugün başlayacak Cenevre konferansından çok beklentim, umudum yok. Umarım yanılırım. Yanılmayı hiç bu kadar yürekten arzulamadım.

Ancak, konferansdan sonuç alınmadığı takdirde Kıbrıslı halklar olarak artık direksiyonu kendi ellerimize almamız gerektiğinin bilincine varmalıyız.

Kıbrıslılar olarak birleşerek, bir ağızdan barış isteğimizi gerekirse haftalarca sokaklarda kalarak haykırmazsak, siyasilerden bize fayda gelmeyeceği kesindir.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
20 Şubat 2017, Pazartesi    Londrada halkların dayanışması
31 Ocak 2017, Salı    Acı çekerek iz bırakabilmek
22 Ocak 2017, Pazar    Genco ve Nazım Kilisede
15 Ocak 2017, Pazar    "Geçmişi affedip geleceğe göğüs gerebilir miyiz?"
31 Aralık 2016, Cumartesi    Cehennemi dünyada yaşayan çocuklar
25 Aralık 2016, Pazar    Geçip gidiyor hayat
18 Aralık 2016, Pazar    "Bizim gibi Müslümanlar"
12 Aralık 2016, Pazartesi    Açık Gazete ile geçmişe dönüş
27 Kasım 2016, Pazar    'Toplum Liderleri'
20 Kasım 2016, Pazar    Sınıfta kalmış bir toplum

Califorian
  • Slide
    Slide
    LEFKOŞA : 444 70 70
    MAĞUSA : 365 61 70
  • Slide
    Onların sağlıklı beslenmesini tabiki önemsiyoruz... Çünkü ;
    Çocuklarınız çocuklarımızdır . . .
    Slide
  • Slide
    LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ
    BEYAZ YASEMİN SERTİFİKASINA SAHİBİZ . . .
  • Slide
    Menüler mevsimlik olabilir ama bizde
    LEZZET ve HİJYEN 4 MEVSİM . . .
    Slide

Londrada halkların dayanışması
Ertanç HİDAYETTİN | 20 Şubat 2017, Pazartesi
Geçen akşam Londra’da önemli bir insiyatife imza atıldı.
‘Barış İçin Birlikte’ başlığı altında iki toplumlu bir konser gerçekleşti.
Konser, iki Kıbrıslıtürk, iki de Kıbrıslırum derneklerinin ortak ...
Acı çekerek iz bırakabilmek
Ertanç HİDAYETTİN | 31 Ocak 2017, Salı
Görkemli kilisenin rahatsız koltuklarında oturup Genco Erkal’ı izlerken bir soru geldi aklıma.
Bir insanı kalıcılaştıran, uzun zaman aşımına rağmen unutulmamasını sağlayan etkenler nelerdir?
Genco Erkal tarafından s...
Genco ve Nazım Kilisede
Ertanç HİDAYETTİN | 22 Ocak 2017, Pazar
Soğuğun iliklere kadar işlediği dondurucu bir Londra akşamı.
Görkemli kiliseye doğru yürürken bir taraftan da ayaklarım gerisin geriye yitiyor beni.
Çünkü aşina olduğum bir yer orası. Çok defalar sendika toplantılar...