Ana Sayfa >> Yazarlar Ertanç HİDAYETTİN | 31 Ocak 2017, Salı
Acı çekerek iz bırakabilmek
Paylaş  
35
54
29

Görkemli kilisenin rahatsız koltuklarında oturup Genco Erkal’ı izlerken bir soru geldi aklıma.

Bir insanı kalıcılaştıran, uzun zaman aşımına rağmen unutulmamasını sağlayan etkenler nelerdir?

Genco Erkal tarafından sunulan ‘Bursa Cezaevinden Mektuplar’ isimli oyunun konusu Nazım Hikmet Ran idi. Birçoklarımızın ilk ismi ile andığı ender insanlardan. Aklıma gelen soruyu bana sorduran idol.

Kendime sorduğum sorunun birçok cevabını hepiniz tahmin edebilirsiniz.

O insanın yaptığı şeyin ne denli önemli olduğu.

Sanatçı ise geride bıraktığı ölümsüz eserler.

Siyasetçi ise aldığı kararların, yaptırımlarının ülkesi ve dünya için önemi.

Bilim insanı ise buluşlarının insan yaşamına etkisi.

Soruma verilebilecek daha birçok açıklamalar vardır muhakkak.

Bana göre bir insanı kalıcı kılan, tüm yukarıdaki nedenlerin yanısıra, yaşamı boyunca çektiği acılardır.

Hareketlerinin yaratacağı sonuçları bilerek, idealleri, prensipleri uğruna bilinçli olarak fedekarlık yapanlar daima acı çekmişlerdir.

Boşuna değil, Nazımın yaşamı ile ilgili bir oyunu izlerken bu sorunun aklıma gelmesi.

Nazım çok iyi bir örnek değinmek istediğim konuya.

Gençliğinin çoğunu cezaevlerinde geçirdi o. İnançlarından ödün vermeden, prensipleri uğruna, vatan hasreti çekerek ülkesinden uzaklarda, Moskova’da yaşamını yitirdi.

“Acı çekmek özgürlükse, özgürüz ikimiz de” diyen Ahmet Kaya da sürgünde iken yaşamdan ayrılmak zorunda bırakıldı.

Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi sanatçılarından olan Kaya, Kürt kimliğini öne çıkardığı için çeşit baskıya maruz kaldı ve sonunda Paris’e sürgüne kaçmak zorunda kaldı. Orada 43 yaşında iken geçirdiği kalp krizi yüzünden yaşamını yitirdi.

Ama 70 li yıllardan beri dillerden düşmeyen besteleri onu ebediyen ölümsüzleştirdi. 

1971 yılında Arkadaş filminde avuçlarımızı ağrıtırcasına alkışlamıştık Yılmaz Güneyi gençliğimizde. O, aynı etnik kimliği taşıyan Kürt yoldaşı Ahmet Kaya’dan 16 yıl önce, aynı şehir Paris’te kansere yenik düştü ve yaşamını yitirdi.

Yaşamının önemli kısmını cezaevlerinde geçirdi. Ama inançlarından zerre kadar ödün vermeyerek işçi sınıfının acılarını filmlerinde yansıttı ve bilinç yarattı yüce adam Yılmaz Güney.

Yol, Sürü, Duvar, Umut gibi filmleri onu da ebedileştirdi.

“Sokaktaki adamın söyleyişini şiir diline taşıyan” Orhan Veli başka bir örnek. Arkadaşları ile ezber bozan yenilikçi ‘Garip’ akımını başlatan ünlü şair yaşamı boyunca aşağılandı, hor görüldü. Ölümü de yaşamı gibi hazin oldu.

Bir çukura düşüp başını çarptığında doktorlar alkol zehirlenmesi teşhisini koydular. Birkaç gün sonra beyin kanamasından yaşamını yitirdiğinde 36 yaşında idi.

18inci Yüzyılda yaşamasına rağmen hala bugün besteleri büyük beğeni ile dinlenen ve en ünlü besteciler arasında olan Wolfgang Amedeus Mozart 35 yaşında sefalet içinde öldü. Cenazesine 4 veya 5 kişi vardı.

İngiliz Romantik Şiir Akımının en ünlülerinden John Keats Roma’da verem hastalığından öldü. Roma ziyaretimizde, ‘İspanyol Merdivenleri’ nin hemen yanıbaşında küçücük Shelly / Keats müzesinde Keats’in öldüğü yatak sergilenmektedir. O şehrin beni en çok etkileyen yeri bu müze oldu.

Bahsettiklerim sadece birkaç örnek. Daha niceleri var. Çektikleri acılara rağmen bize eserlerini, düşüncelerini aktararak bizleri zengin kılanlar her zaman şükranla anılacaklardır.

Evet, bana sorarsanız bir insanın kalıcı olmasında en büyük etken çektiği acılardır.

Ağlasam sesimi duyar mısınız, 
Mısralarımda; 
Dokunabilir misiniz, 
Göz yaşlarıma, ellerinizle? 

Orhan Veli

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
13 Mart 2017, Pazartesi    Neyi kutluyoruz ki?
6 Mart 2017, Pazartesi    Göç Yolları
26 Şubat 2017, Pazar    Bir Kıbrıs Trajedisi -"Kayıplar"
20 Şubat 2017, Pazartesi    Londrada halkların dayanışması
22 Ocak 2017, Pazar    Genco ve Nazım Kilisede
15 Ocak 2017, Pazar    "Geçmişi affedip geleceğe göğüs gerebilir miyiz?"
9 Ocak 2017, Pazartesi    Cenevre'nin düşündürdükleri
31 Aralık 2016, Cumartesi    Cehennemi dünyada yaşayan çocuklar
25 Aralık 2016, Pazar    Geçip gidiyor hayat
18 Aralık 2016, Pazar    "Bizim gibi Müslümanlar"

Neyi kutluyoruz ki?
Ertanç HİDAYETTİN | 13 Mart 2017, Pazartesi
Her yıl olduğu gibi bu yıl da 8 Martta Dünya Kadınlar Günü “kutlandı”. Günün tarihçesini bilenler bu günü gerçek ismi ile, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak anarlar.
Diğerleri balolar, kokteyller düzenley...
Göç Yolları
Ertanç HİDAYETTİN | 6 Mart 2017, Pazartesi
Sabahın erken saatlerinde kalkar, babasına hayvanları mandıradan çıkarıp otlanmaya götürmesine yardımcı olurdu. Çeşitli çiftlik işlerini yoluna koyardı aynı zamanda.
Sonra, öğrencileri “Şeher”e götürmek i...
Bir Kıbrıs Trajedisi -"Kayıplar"
Ertanç HİDAYETTİN | 26 Şubat 2017, Pazar
“Paşa Dayı” derdik ona. İri cüsseli bir adamdı. Ama yüzünden gülümseme hiç eksik olmazdı.
“Gelin be çocuklar, bir yüro atalım” derdi bize. `Huriye, hade topla çocukları” diye selenirdi e...