Ana Sayfa >> Yazarlar Ertanç HİDAYETTİN | 18 Haziran 2017, Pazar
Belleğimden çıkmayan kokular
Paylaş  
15
31
15

Görme, işitme, dokunma, tatma ve koklama.

Bilimciler en az dokuz duyunun olduğunu kanıtladılar ama, geleneksel olarak kabul gören beş duyularımız bunlar.

Bunların arasında en fazla gözardı edilen, önemsenmeyen hangisi? Şüphesiz koklama.

Hayvanlarda koklama duyusunun hayati önemi vardır. Tehlikeyi sezmelerine, avlarını bulmalarına yarar.

İnsanda “medeniyetin gelişmesi” ile bu duyunun önemi giderek azalmıştır.

Farketmişsinizdir. Dünyamızda şu an gelişen olaylar ışığında medeniyetten bahsetmek büyük bir ironi.

Neyse, bu yazımda size biyoloji dersi vermeye (başka …oloji dallarına da girer konu sanırım), dünyada gelişen olaylardan bahsetmeye niyetim yok.

Çocukluk yıllarımın unutamadığım kokularından bahsetmek isterim sizlere bu yazımda.

İlham, şu an büyük bir zevkle okuduğum, ve şimdiye kadar okuduğum en eğlenceli seyahat kitabı olduğunu düşündüğüm “Here and There” isimli kitaptan geldi. Yazarı A. A. Gill.

Dünyanın çeşitli ülkelerine yaptığı seyahatleri içeren makalelerden oluşan kitabının bir makalesi “Kayıp ettiğimiz Duyu” isimli.

Gill bir paragrafta şöyle diyor: “Batıda yaşayan çocukların doğal kokuları olduğunu bilmedikleri şeyler var. Örneğin, süt, yumurta, tavuk, patates, havuç, v.s.”.

Her şeyin sanitize edilmiş süpermarket raflarından alındığını gören şehir çocuklarının bu şekilde düşünmesi doğal olduğu kadar üzücü.

Gelelim benim belleğimden çıkmayan kokulara:

Çocukken bize çok uzak gelen Lefke çarşısına kavgasız, itirazsız sadece bir neden için gitmeyi kabul ederdik. Mithat veya Çağların fırınından mis gibi kokan sıcak ekmek almak için.

Annemiz, bir ekmeğin yarısının eve gelene kadar yeneceğini bildiğinden ekmek sayısını gerekenden bir fazla söylerdi.

Sokak kapının önünde, toprağın oturması için önceden sulanmış alanda oturuyorsunuz. Aplıç yolundan ansızın birkaç kamyon birden geçmeye başlıyor. Trodos köylerinden gelen kamyonların arkasından etrafa yayılan nefis elma kokusu.

Bahar aylarında Lefke’ye yaklaşınca, arabanın açık pencerelerinden içeri sızan portakal, limon çiçeği kokusu.

Evimizin biraz ötesindeki mezarlıkta oynarken kokladığımız osuruk çiçekleri. Her koku güzel olacak diye bir kural yok!

Isırgan otlarının sızısını gidermek için bacaklarımıza sürdüğümüz gömeç bitkisinin kokusu.

Babamın görev yaptığı Karadağ Polis Karakolu civarındaki dağ yamaçlarındaki çam ağaçlarının baş döndürücü kokusu.

Lefke deresi yanındaki değirmenlikte genzimizi yakan zeytin yağı kokusu.

Dere boyundaki bahçelerden fışkıran narenciye, elma, efkalipto, alıç, çala badem kokuları.

Saçlarımıza bol bol sürdüğümüz parıl parıl parlayan pirlantin (briyantin) saç yağı kokusu.

Sakalsız çocuk yüzümüze şişeyi boşaltırcasına sürdüğümüz Old Spice kolonyağı kokusu.

Gelelim Lefkoşa’ya. En büyük tutkularımdan “Şehere”.

Lefkoşa sokaklarında yaz akşamları etrafa yayılan yasemin kokusu. Yalın ayak, yoksul çocukların hurma dallarına dizip sattıkları yaseminlerin kokusu.

Yusuf Kaptan sahasının önündeki seyyar arabadan satın alarak maç öncesi iştahla mideye indirdiğimiz gülsuyu kokulu sulu mahallebi.

Paraşütün dükkanından dışarı yayılan döner kokuları. Lefke Hanının girişindeki Ahmet dayının lokantasından yayılan ciğer kokuları.

Bandabuliyanın unutulmaz kokusu. En çok Macilla’nın sattığı Kıbrıs pastırmalarının kokusu kaldı belleğimde.

Çok küçükken annelerimizle birlikte gittiğimiz Büyük Hamamın tertemiz sabun kokusu.

Kuruçeşmedeki poliklinikte itişip kakışan hastaların ter kokuları.

Lefkoşa Genel Hastahanesinde bademcik ameliyatı için operasyon odasına girerken kokladığım eter kokusu. Ameliyattan iki gün sonra kavanoz içerisinde getirilen salçalı köftelerin unutulmaz kokusu.

Soğuk Kış geceleri sobanın üzerine konulan portakal kabuğunun kokusu, yine soba üzerinde pişirilen kestanelerin kokusu.

Seyyar satıcıdan alınan kaynar salep kokusu.

İşte benim hiç zorlanmadan, bir çırpıda aklıma gelen çocukluk yıllarımın bazı nostaljik kokuları. Umarım siz okurlarımın belleğinde de unutamadığınız kokular canlanmıştır. Siz de paylaşın.

Koku duyunuzu önemseyin. Çünkü geçmişimizin en önemli anıları bu duyu sayesinde belleğinizde canlanır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
18 Haziran 2017, Pazar
Süleyman         - Londra
Evet değerli arkadaşım benim benliğimden çıkmayan kokular ilk yağmur yağarken toprak ve çam kokusu mandıraların yanından geçerken o doğa mandra kokusu kesilen karpuz gavun tomates hıyar semizotu kokular hiç unutamadığım kokular
YAZARIN SON 10 YAZISI
23 Eylül 2017, Cumartesi    Çirkinlikle dolu güzel Londra
17 Eylül 2017, Pazar    Londra'dan bir dev geçti
12 Eylül 2017, Salı    Karşılanmayacak beklentiler
31 Ağustos 2017, Perşembe    Bir değerimiz daha göçtü
26 Haziran 2017, Pazartesi    Kültür festivalinde özlenilen tablo
13 Haziran 2017, Salı    Ah Theresa, vah Theresa!
5 Haziran 2017, Pazartesi    Terör olayları ve duyarlılık
30 Mayıs 2017, Salı    Tartışma ve eleşiri sanatı
22 Mayıs 2017, Pazartesi    Birleşik Krallık Seçimleri ve "Kıbrıslılar"
13 Mart 2017, Pazartesi    Neyi kutluyoruz ki?

Çirkinlikle dolu güzel Londra
Ertanç HİDAYETTİN | 23 Eylül 2017, Cumartesi
Londra'ya çoğu zaman trenle seyahat etmeyi tercih ederim.
Zaman zaman güzergah değişsem de tercihim Tower of London yakınındaki Fenchurch Street istasyonunu kullanmaktır. 
Oradan 3 dakikalık bir yürüyüşle Aldgate me...
Londra'dan bir dev geçti
Ertanç HİDAYETTİN | 17 Eylül 2017, Pazar
Geçtiğimiz günlerde Londra’da büyük bir olay yaşadık.
‘İstanbul’, ‘Masumiyet Müzesi’, ‘Benim Adım Kırmızı’, ‘Kar’, ‘Kara Kitap’ ‘Kafamda Bir Tuhaflık’ gibi eşsiz eserlere imza atan ve kitapları 60dan fazla dile çevri...
Karşılanmayacak beklentiler
Ertanç HİDAYETTİN | 12 Eylül 2017, Salı
Londra’da yayınlanan yerel gazetelerde ve sosyal medyada bir bildiri gözüme çarptı.
Halkın Partisi (HP) Genel Başkanı Profesör Doktor Kudret Özersay 14 Eylül tarihinde Londra’ya geliyormuş.
“Buluşma” başlığı altında...