Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ertanç HİDAYETTİN | 18 Haziran 2017, Pazar

Belleğimden çıkmayan kokular

Paylaş  
40
85
35

Görme, işitme, dokunma, tatma ve koklama.

Bilimciler en az dokuz duyunun olduğunu kanıtladılar ama, geleneksel olarak kabul gören beş duyularımız bunlar.

Bunların arasında en fazla gözardı edilen, önemsenmeyen hangisi? Şüphesiz koklama.

Hayvanlarda koklama duyusunun hayati önemi vardır. Tehlikeyi sezmelerine, avlarını bulmalarına yarar.

İnsanda “medeniyetin gelişmesi” ile bu duyunun önemi giderek azalmıştır.

Farketmişsinizdir. Dünyamızda şu an gelişen olaylar ışığında medeniyetten bahsetmek büyük bir ironi.

Neyse, bu yazımda size biyoloji dersi vermeye (başka …oloji dallarına da girer konu sanırım), dünyada gelişen olaylardan bahsetmeye niyetim yok.

Çocukluk yıllarımın unutamadığım kokularından bahsetmek isterim sizlere bu yazımda.

İlham, şu an büyük bir zevkle okuduğum, ve şimdiye kadar okuduğum en eğlenceli seyahat kitabı olduğunu düşündüğüm “Here and There” isimli kitaptan geldi. Yazarı A. A. Gill.

Dünyanın çeşitli ülkelerine yaptığı seyahatleri içeren makalelerden oluşan kitabının bir makalesi “Kayıp ettiğimiz Duyu” isimli.

Gill bir paragrafta şöyle diyor: “Batıda yaşayan çocukların doğal kokuları olduğunu bilmedikleri şeyler var. Örneğin, süt, yumurta, tavuk, patates, havuç, v.s.”.

Her şeyin sanitize edilmiş süpermarket raflarından alındığını gören şehir çocuklarının bu şekilde düşünmesi doğal olduğu kadar üzücü.

Gelelim benim belleğimden çıkmayan kokulara:

Çocukken bize çok uzak gelen Lefke çarşısına kavgasız, itirazsız sadece bir neden için gitmeyi kabul ederdik. Mithat veya Çağların fırınından mis gibi kokan sıcak ekmek almak için.

Annemiz, bir ekmeğin yarısının eve gelene kadar yeneceğini bildiğinden ekmek sayısını gerekenden bir fazla söylerdi.

Sokak kapının önünde, toprağın oturması için önceden sulanmış alanda oturuyorsunuz. Aplıç yolundan ansızın birkaç kamyon birden geçmeye başlıyor. Trodos köylerinden gelen kamyonların arkasından etrafa yayılan nefis elma kokusu.

Bahar aylarında Lefke’ye yaklaşınca, arabanın açık pencerelerinden içeri sızan portakal, limon çiçeği kokusu.

Evimizin biraz ötesindeki mezarlıkta oynarken kokladığımız osuruk çiçekleri. Her koku güzel olacak diye bir kural yok!

Isırgan otlarının sızısını gidermek için bacaklarımıza sürdüğümüz gömeç bitkisinin kokusu.

Babamın görev yaptığı Karadağ Polis Karakolu civarındaki dağ yamaçlarındaki çam ağaçlarının baş döndürücü kokusu.

Lefke deresi yanındaki değirmenlikte genzimizi yakan zeytin yağı kokusu.

Dere boyundaki bahçelerden fışkıran narenciye, elma, efkalipto, alıç, çala badem kokuları.

Saçlarımıza bol bol sürdüğümüz parıl parıl parlayan pirlantin (briyantin) saç yağı kokusu.

Sakalsız çocuk yüzümüze şişeyi boşaltırcasına sürdüğümüz Old Spice kolonyağı kokusu.

Gelelim Lefkoşa’ya. En büyük tutkularımdan “Şehere”.

Lefkoşa sokaklarında yaz akşamları etrafa yayılan yasemin kokusu. Yalın ayak, yoksul çocukların hurma dallarına dizip sattıkları yaseminlerin kokusu.

Yusuf Kaptan sahasının önündeki seyyar arabadan satın alarak maç öncesi iştahla mideye indirdiğimiz gülsuyu kokulu sulu mahallebi.

Paraşütün dükkanından dışarı yayılan döner kokuları. Lefke Hanının girişindeki Ahmet dayının lokantasından yayılan ciğer kokuları.

Bandabuliyanın unutulmaz kokusu. En çok Macilla’nın sattığı Kıbrıs pastırmalarının kokusu kaldı belleğimde.

Çok küçükken annelerimizle birlikte gittiğimiz Büyük Hamamın tertemiz sabun kokusu.

Kuruçeşmedeki poliklinikte itişip kakışan hastaların ter kokuları.

Lefkoşa Genel Hastahanesinde bademcik ameliyatı için operasyon odasına girerken kokladığım eter kokusu. Ameliyattan iki gün sonra kavanoz içerisinde getirilen salçalı köftelerin unutulmaz kokusu.

Soğuk Kış geceleri sobanın üzerine konulan portakal kabuğunun kokusu, yine soba üzerinde pişirilen kestanelerin kokusu.

Seyyar satıcıdan alınan kaynar salep kokusu.

İşte benim hiç zorlanmadan, bir çırpıda aklıma gelen çocukluk yıllarımın bazı nostaljik kokuları. Umarım siz okurlarımın belleğinde de unutamadığınız kokular canlanmıştır. Siz de paylaşın.

Koku duyunuzu önemseyin. Çünkü geçmişimizin en önemli anıları bu duyu sayesinde belleğinizde canlanır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
18 Haziran 2017, Pazar
Süleyman         - Londra
Evet değerli arkadaşım benim benliğimden çıkmayan kokular ilk yağmur yağarken toprak ve çam kokusu mandıraların yanından geçerken o doğa mandra kokusu kesilen karpuz gavun tomates hıyar semizotu kokular hiç unutamadığım kokular

YAZARIN SON 10 YAZISI
29 Nisan 2018, Pazar    Yaşamın kıyısına attıklarımız
22 Nisan 2018, Pazar    Bölünmüşlüğü teşvik edenler
15 Nisan 2018, Pazar    Yeter artık
8 Nisan 2018, Pazar    Kıbrıs'a dönmek mi?
1 Nisan 2018, Pazar    Bazılarının birlik, beraberlik anlayışı
18 Mart 2018, Pazar    Biz almayalım sayın Erhürman, sayın Özersay
11 Mart 2018, Pazar    Kadınlar Günü, lahmacun ve simit
25 Şubat 2018, Pazar    Sessizlik v Konuşmak
18 Şubat 2018, Pazar    Mezarlık
11 Şubat 2018, Pazar    Havanda su dövmek

banner
banner
banner
banner
banner

Yaşamın kıyısına attıklarımız
Ertanç HİDAYETTİN | 29 Nisan 2018, Pazar
Birkaç hafta önce Balıkçıoğlu Kabare Tiyatrosunun “Huzur Evine Vermeyin Beni” isimli oyununu izledik.  İbret verici oyun, yaşlılarımızın günümüzde karşılaştığı bazı sorunları başarı ile sergiledi.
Yıllar önce bu konu...
Bölünmüşlüğü teşvik edenler
Ertanç HİDAYETTİN | 22 Nisan 2018, Pazar
Doğdukları ülkelerden başka ülkelere göç etmiş olan ve bulundukları ülkede 4üncü, 5inci jenerasyonlar yetiştimiş olan bir toplumdur bizimkisi.
Ne kadar da Kıbrıslıtürkler olarak dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmış o...
Yeter artık
Ertanç HİDAYETTİN | 15 Nisan 2018, Pazar
CONIFA isimli kurumun açılımı şöyle: Bağımsız Futbol Federasyonları Konfederasyonu. Facebook sayfalarında CONIFA şöyle diyor:
“CONIFA politik olarak tarafsız, ve yüksek etik standartlara sahip bir kuruluştur.
Herkes...