Kıbrıs İzlenimleri 2008 (6)
Kıbrıs tatili süresince deneyimlerimizi beş hafta boyunca bu sütunlarda yansıtmaya çalıştım. Tabii ki bu kadar kısa bir zamanda bile herşeye değinmenin imkânı yoktu. Örneğin Litrangominin muazzam ama ıssız denizinin altın kumlarında şinya dallarını keserek gölge yapıp güneşin batışını seyrettiğimize, Exotic Otelin kahvaltı salonundan yandaki lüks villada kalan yaşlı adamcağızın saat gibi her gün aynı saatte alışverişten arabasıyla dönüşünü izlememize, Galatyayadaki fırının ününü duyup zeytinli, hellimli almak için oraya gittiğimizde fırın sahiplerinin bize gösterdiği sıcak ilgiye, Yeni Erenköydeki kendin pişir kendin ye tipi servis yapan Belediye Plâjına gelen asık suratlı kadının tekerlekli sandalyedeki annesine herkesin içinde hakaret edişi ve halkın tepkisine sebeb oluşuna, Büyük Handa bir dükkân çalıştıran Sosyalist Partisi geçmiş Cumhurbaşkanı seçimleri adayı hanımla yaptığımız siyasi içerikli sohbete, Arastalarda bir dövüz bürosunda çalışan, asık suratlı satıcıların aksine sevimli, güleryüzlü, pırl pırıl genç kıza, Asımla Mağusadan Lefkoşaya, Eğitim Bakanı Canan Hanımla yapacağımız toplantıya giderken yaptığımız sisli yolculuk esnasında KKTCnin sosyo ekonomik analizini yapmamıza, hemen hemen her yüksek tepeye dikilen bayraklara, Lârnakada fiyatların kuzeydekilerden çok daha makul olduğuna değinmedim.
Daha önce de yazdığım gibi, biz Kıbrıslıtürkler yaşadığımız dış ülkelerde ne kadar uzun yaşarsak yaşayalım, Kıbrısa tatile gittiğimizde orada yaşayan halkın karşılaştıkları sosyal, ekonomik, siyasi sorunlara duyarsız olamayız. Yani bir İngiliz turist gibi iki haftamızı lüks bir otelin havuz başında geçirip geri ülkemize dönemeyiz. Akrabalarımıza, arkadaşlarımıza konuşup o an yaşanan olayların nabzını alamamazlık edemeyiz. Böyle olmasına rağmen yine de sık sık Kıbrısa gidenller arasında dahi etrafında gördüklerini yanlış yorumlayanlar sanırım çoğunluktadır. Örneğin halkın refah düzeyinin çok iyi olduğu yanlış görüşü yaygındır İngilteredeki Kıbrıslıtürkler arasında. Herkesin altında BMW lar, Mersedesler, cipler var, hepsi yeyip içip eğleniyor deniliyor. Muhakkak bu tür arabalı kişiler var ama yeni bir fenomen de var aKıbrısta. Acaip yaygın kredi kartı kullanımı. Yani anlayacağınız Kıbrıstaki vatandaşlarımız da şu an tüm dünyayı kasıp kavıran kredi krizine sebeb bu tür uygulamalar yüzünden suni bir zenginlik sergiliyorlar.
İngilterede yaşayan bizleri ilgilendiren ilginç bir fenomen daha gözlemledim Kıbrısta. Biliyorsunuz özellikle son on yıl içerisinde İngilterede yaşayan birçok kimse KKTCde ev sahibi oldu. Hatta inşaat sektöründeki patlamanın sebebi İngiltereli Kıbrıslıtürklerdir denilebilir. Doğal olarak KKTCde evi olanlar daha sık oraya gidip geliyorlar. Hatta yılın yarısını Kıbrısta yarısını İngilterede yaşayan çok kişiler var. Ama bu ailelerin, özellikle yaşları ilerlemiş çiftlerin birbirlerinden uzun süre ayrı yaşamasını ve bunun beraberinde getirdiği sorunları gündeme taşıyor. Kıbrısta uzun süre veya devamlı kalmak isteyen erkekler, bunu yapmada büyük sorun yaşayanlar ise kadınlar oluyor genelde. Kadınlar İngilteredeki çocuklarından, torunlarından uzun süre ayrılmaya tahammül edemiyorlar çünkü. Getirilen askerlik yasasının beklenmedik bir yan etkisi çiftler araısndaki ayrılığı yılda üç aya indirmek olabilir!
Her gün on dakikalık bir yürüyüş yaparak kızıl sıcakta otelden Boğaza gidip en az dört gazete alıp okudum tatilde olduğumuz sürece. Büyükçe marketin Türkiyeli sahibi ile sohbet ettik. O da herkes gibi pahalılıktan şikayetçi. Gazete satışlarının onun için zarar olduğundan yakındı herzaman. Hakikaten gazete fiyatları hemen hemen İngilterenin Guardıan, Times, Independent gibi ciddi gazetelerinin fiyatları ile aynı. Gazete sayfaları ağırlıklı olarak ekonomik ve sosyal bozuklukları yansıtıyor. Hükümet iki gazete haricinde basın tarafından topa tutulmuş durumda. Köşe yazarları sık sık Kıbrıs sorununa çözüm bulma yolunda yapılan olumlu gelişmelere değiniyor ama halkın gündeminde bu konu oldukça alt sıralarda. İki hafta zarfında aldığım gazetelerden derledidiğim başlıklar şöyle:
'' Yes be annem değil, pes be annem dediler'', ''Lefkoşada tarihi eser, Girnede hintkeneviri, İskelede kurşunlama'', Narenciye yollara dökülüyor'', Başına torba, ayağına elektrik İşkence kareleri'', Çözümü beklerken zamları kabullenemeyiz'', ''Onbeş örgütten zam protestosu'', ''Bu ayıp ne zaman temizlenecek?'', ''719 okul birincisi boşta kaldı'', ''CTP ÖRP hükümeti köylüleri de sokağa döktü'', ''No be bubam!'', Binlerce kiracıyı sokağa atmaya hazırlanıyorlar'', ''Londradan geldi, esrarla yakalandı'', '' Elektrik isyanı'', ''Elektrikte Rumdan yüzde elli pahalıyız'', ''Park değil, çevre sorunu'', ''Tarihi eserler bakımsızlıktan dökülüyor'', ''Güzelyurtta kaçak işçi operasyonu'' v.s, v.s, v.s.
Kısacası Kıbrıslıtürkler bir yığın sorunla uğraşıyor. Ve aslında sorunların sona ermesi, daha doğrusu hafiflemesi en büyük, en önemli sorun olan Kıbrıs sorununun hallolması ile bağlantılı. Ama önce iç huzurun sağlanması gerektiğini söylüyor birçokları. Yani tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan gelir gibi bir durum.
Bir de şu var. Şimdiki hükümeti pahalılık, ekonomik bunalım yaratma gibi şeylerden suçlayan hele hele eski hükümetlerin başlarındakiler otuz, otuzbeş yaşlarındaki insanları emekliye çıkarıp partililerine yüklü ikramiyeler dağıtmakla ve diğer uygulamaları ile bugünkü sorunun yaratılmasındaki paylarını ne çabuk unutuyorlar? Şu anki hükümet çok hatalar yaptı ve yapıyor. Ama biraz da insaflı ve adil olmak gerekmez mi?
Bize Kıbrıslı kardeşlerimize sabır dilemekten başka ne kaldı?
SON
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.